Prof. Dr. Burhanettin Can – Umran Dergisi/Mayıs 2026-381. Sayı
“Gerçek şu ki, onlar hileli-düzenler kurdular. Oysa onların düzenleri, dağları yerlerinden oynatacak da olsa, Allah katında onlara hazırlanmış düzen vardır.” (14/İbrahim, 46)
Önceki yazımızda ABD-İsrail ve İran arasındaki savaş, hibrit savaş teorisi kapsamında analiz edilmişti. O yazıda siber saldırı kapsamında Şer İttifakı’nın (ABD-İsrail) İran’ın lider kadrosunu sokak kameralarını takibe alarak öldürmeleri nispeten ayrıntılı bir şekilde ele alınıp değerlendirilmişti. Bu hadise, siber savaş teorisinin ilginç boyutlarından biridir. Siyonist şebeke Büyük İsrail projesi kapsamında hibrit savaşı tüm bölgeye yaymak için HAMAS, Hizbullah ve İran liderlerine kadar uzanan geniş bir yelpazede çok yoğun bir siber saldırı gerçekleştirmiştir.
Bu yazıda, siber savaş teorisinin ve kapsamının daha iyi anlaşılıp gereğinin yapılabilmesi için siber savaşın ilginç uygulamalarından ve İslam coğrafyasında 21. asrın Firavunlarının bizzat uyguladıkları bazı siber saldırı örnekleri üzerinde durulacaktır.
Lübnan’da Hizbullah’ın Kullandığı Çağrı Cihazları Üzerinden Yapılan Siber Saldırı
Lübnan’da 17-18 Eylül 2024 tarihinde Hizbullah’ın kullandığı telsiz ve çağrı cihazları, eş zamanlı patlatılarak toplamda 32 kişi ölmüş ve 3 bin 250’den fazla kişi de yaralanmıştı.[1] Siyonist işgal rejimine karşı bağımsızlık mücadelesi veren HAMAS ve Hizbullah mensupları, 7 Ekim Aksa Tufanı Harekâtı’ndan sonra cep telefonları üzerinden herhangi bir operasyon yememek için çağrı ve telsiz cihazları kullanmaya başlamışlardır. Hem konumlarını hem de konuşmalarını Şer İttifakı’na karşı güvence altına alabilmek için böyle bir çözüm yolu bulmuşlardır: Nasrallah şöyle demiştir: “Size söylüyorum ki, elinizdeki telefon, karınızın elindeki telefon ve çocuklarınızın elindeki telefon bir ajandır. Bu, basit bir ajan değil, ölümcül bir ajandır. Belirli ve doğru bilgiler sağlayan ölümcül bir ajandır...”[2]
Hizbullah mensupları bu uyarı/ikaz üzerine cep telefonlarını bırakarak çağrı ve telsiz cihazları kullanmaya başlamışlardır. Hizbullah’ın kullandığı yüzlerce çağrı cihazı (AR-924), Gold Apollo firmasına aitti ve Tayvan yapımı gözüküyordu. AR-924 çağrı cihazlarının çok önemli bir özelliği 85 güne kadar ömrü bulunan lityum pillerinin kullanılmasıydı. Elektrik kesintilerinin yaygın olduğu Lübnan için lityum pilli bu cihaz bir tercih nedeniydi. Bu çağrı cihazları ayrıca cep telefonlarından farklı bir kablosuz ağda çalışıyor ve 100 karaktere kadar kısa mesaj alabiliyordu.
Bundan dolayı dünyada birçok hastanenin personeli bu cihazları kullanmış ve hâlen kullanmaktadır. Tayvanlı şirket Gold Apollo, 2022’nin başından Ağustos 2024’e kadar çoğunluğu Avrupa ve Amerika olmak üzere 260 bin çağrı cihazı üretip ihraç etmiştir. Hizbullah’a satılan çağrı cihazlarına böyle bir firmanın bizzat kendileri tarafından patlayıcı madde yerleştirmesi ticari anlamda pek akla uygun değildir. Olaylar üzerine Gold Apollo firması, Hizbullah’ın elindeki cihazları kendisinden değil de Macaristan’ın Budapeşte şehrinde bulunan, kendilerinin ruhsat verdiği BAC Consulting isimli şirketten aldığını açıklamıştır.
Hizbullah, muhtemelen güvenlik endişesi ile çağrı cihazlarını doğrudan Gold Apollo firmasından değil de aynı markayı satan, aracı firma gözüken Budapeşte’deki BAC Consulting firmasından almayı tercih etmiş olabilir. Dikkat çekici olan, BAC Consulting CEO’su diye takdim edilen Cristiana Barsony-Arcidiacono’nun “Biz üretim yapmıyoruz. Sadece bir aracıyız.” şeklinde açıklama yapmasıdır.[3] Bunu göz önüne aldığımızda, BAC Consulting firmasını muhtemelen, MOSSAD tarafından ya satın alınmış ya da fiilen kurdurulmuş paravan bir şirket ya da içerisine sızılmış bir şirket şeklinde değerlendirmek mümkündür.
Hangi şekilde olursa olsun BAC Consulting firmasının Tayvan’daki Gold Apollo firmasından alınan “AR-924 (Pager) çağrı cihazlarına MOSSAD tarafından “Kod alan ve bir anahtarla uyarılan kart şeklinde patlayıcılar”, “patlayıcı bileşikler olan pentaeritritol tetranitrat veya heksojen yerleştirilmiştir.”[4] Patlayıcı ve casus programı yerleştirme işlemi İsrail’de yapılabileceği gibi bizzat Budapeşte’de de yapılması ihtimal dâhilindedir. Bu müdahaleden sonra BAC Consulting firması da casus yazılımı ve patlayıcı içeren bu cihazları, Lübnan’a sipariş veren firma ya da şahsa teslim etmiştir.[5] Nitekim değişik medya kanallarında verilen haberlerin analizi, olayın bu boyutunu doğrulamaktadır. Sky News Arabia’nın haberine göre “MOSSAD, Lübnan’da Hizbullah’ın elindeki 5 ay önce ithal edildiği söylenen çağrı cihazlarının pillerine önceden patlayıcılar yerleştirmiş ve pillerin sıcaklığını aynı anda, uzaktan yükselterek cihazları patlatmıştır.” El-Cezire televizyonunun haberine göre de “cihazların pillerine yerleştirilen patlayıcı, 20 gramın altında idi.”[6]
Çağrı cihazlarına, aynı anda yoğun, sürekli mesajlar gönderilerek pillerinin ısısı yükseltilebiliyor. Yapılan siber saldırının bu olgu üzerine inşa edildiği anlaşılmaktadır. Lübnan ve Suriye’de Hizbullah üyelerinin taşıdığı “Pager” cihazlarına saldırılardan hemen önce “Sakın saldırmayı düşünme!” şeklinde 100 karakteri geçmeyen mesajlar yollanmış ve kısa sayılmayacak “BİPPPPP” sesinden sonra da çağrı cihazları patlatılmıştır.[7] Lübnan-Suriye hattında Hizbullah üyelerine yapılan bu siber saldırı, ABD ordusundan emekli jeopolitik uzmanı ve ABD Dışişleri Bakanlığı eski danışmanı Rich Outzen tarafından farklı bir bakış açısıyla değerlendirilmiştir. Ona göre Lübnan-Suriye hattında çağrı cihazı ve telsiz üzerinden yapılan saldırı, muhtevası ve geleceğe etkileri açısından özel olarak dikkate alınıp değerlendirilmeli, analiz edilmelidir. Bu olay bünyesinde 21. yüzyılda siber uzayda olabilecek siber savaşlar için önemli mesajlar taşımaktadır:
“Cep telefonlarına patlayıcı konulması yeni bir yöntem değildir. Ancak Lübnan’da gerçekleştirilen saldırının hazırlık aşaması, kullanılan yöntem ve çoklu saldırı konsepti bakımından bir ilktir. Bu ölçekte ve derinlikte bir saldırıyı kopyalamak pek çok grup için zor olsa da hassas bölgeler için, havalimanları, siyasi karargâhlar ve ulusal liderler için dikkat edilmesi gereken hususlar listesine alınmalı. Kesinlikle 21. yüzyılda hepimizin endişe etmesi gereken yeni bir tehdit olduğu kabul edilmelidir. Bu kadar çok sayıda patlayıcının aynı anda uzaktan patlatılmasının başka devletlerin ve çok az da olsa bazı örgütlerin yapabileceği bir eylem türü olduğunu kabul etmek gerekir. Çevrim içi sipariş sitelerinin kötü niyetli gruplar tarafından terör saldırısı için kullanılması gerçek bir tehdittir. ABD’de genel kanaat, İsrail istihbaratının Hizbullah’ın verdiği siparişi tespit ederek ya üretim merkezinde ya da sipariş yoldayken müdahale ederek cihazlara patlayıcı koyduğu yönündedir. Son telsiz patlamaları, fizikî bir manipülasyonla cihazlara müdahale edildiği ihtimalini daha da güçlendirmektedir. “İsrail bu unsurlarla konvansiyonel bir çatışmaya girmek yerine onların zayıf olduğu istihbarat yöntemlerini kullanmayı tercih etmiştir.”[8]
Dünya kamuoyu ilk kez böyle bir saldırının varlığına şahit olmuş ve çok şaşırmıştır: “Gazeteci yazar Hamilton Wende ‘Bu kadar çok insanın bir siber saldırıda tam olarak saldırı anında yaralandığını göz önüne alarak bu saldırının daha önce bir benzerini yaşamadığımızı söyleyebiliriz. Siber saldırı ve askerî müdahalenin bir kombinasyonu olması yaşananları eşsiz değilse de çok sıra dışı hâle getiriyor. Üstelik şimdiye kadar sonuca ulaşan saldırıların en büyüğü. Bizi nasıl etkileyeceğini bilmek zor.’” [9]
Hizbullah’a yapılan bu saldırı ile Rusya’ya yapılan Kursk saldırısının ortak paydaları aynı idi. Kursk ve Hizbullah’a yapılan çağrı cihazı saldırıları, siber savaşta yeni bir dönemi başlatmıştır.
İsrail’in Siber Saldırı Birimi: Unit 8200 “İnsan-Makine Takımı”
İsrail, siber savaşları yönetmek ve icra etmek üzere Unit 8200 adı altında çok özel bir istihbarat birimi kurmuştur.[10] Unit 8200, yapay zekâ verileriyle düşman konumuna koyduğu şahısların yerlerini tespit ederek, bulundukları konumda sivil zayiata bakmaksızın onları imha etmeyi gerçekleştirmek amacıyla oluşturulan bir siber saldırı mekanizmasıdır. Unit 8200, çağrı cihazları ve telsizlere patlayıcıları yerleştirip onları uzaktan patlatarak hedefi yok etmek ya da hedefe ciddi zayiatlar vermek üzere çizilmiş bir strateji uygulamaktadır. HAMAS’ın 7 Ekim saldırısı öncesindeki istihbarat başarısızlığının sorumluluğunu üstlenerek istifa eden Tuğgeneral Yossi Sariel, İsrail’in uygulaması gereken siber savaş strateji ve taktiklerini yazdığı The Human-Machine Team (İnsan-Makine Takımı) isimli kitapta konuyu ana hatları ile açıklamakta; geleceğin dünyasında insan-makine/yapay zekâ-derin öğrenme denkleminin önemine dikkat çekmektedir.
İsrail’in Unit 8200 birimi, İslâm dünyasında siber saldırıyı merkeze alarak birçok saldırı gerçekleştirmiştir. İran’ın nükleer altyapısını hedefleyen ve tarihe ilk büyük siber savaş saldırısı olarak geçen Stuxnet Operasyonu, 2017’de Lübnan’ın Telekom altyapı şirketi Oregon’a düzenlenen siber saldırı bu bağlamda ilk akla gelenlerdir. Ayrıca 2018’de Avustralya’dan Birleşik Arap Emirlikleri’ne yol alan bir uçağa yönelik IŞİD saldırısının engellenmesi, HAMAS’a The Gospel ve Lavender isimli siber savaş yazılımları ve Lübnan-Suriye hattında Hizbullah mensuplarına çağrı cihazları üzerinden yapılan saldırılar da bu çerçevede değerlendirilmelidir.
Şer İttifakı’nın İran’da Sokak Kameralarını Kullanarak İran’ın Lider Kadrosuna Siber Saldırısı
Şer İttifakı’nın İran’a karşı 28 Şubat 2026’de başlattığı hibrit savaşın, çok boyutlu ve çok eksenli şekilde analiz edilmesi gerekmektedir. Dijital teknolojinin uydular aracılığıyla kullanılabilme imkânı siber savaş bağlamında hibrit savaşa ayrı bir boyut ve derinlik kazandırmıştır. Bir taraftan şehirler, sivil halk bombalanırken diğer taraftan İran’ın önde gelen lider kadrosuna siber saldırılarla suikastlar düzenlenmiştir. Bu siber saldırılar, “yıllarca süren dijital zemin hazırlığı olan bir çalışmanın” ve “daha geniş bir dijital organizasyonun” eseri olarak gerçekleştirilmiştir. “Tahran’daki trafik kameralarının neredeyse tamamı yıllar önce ele geçirilmiş, görüntüler şifrelenip Tel Aviv ve güney İsrail’deki sunuculara aktarılmıştır.” Hamaney’in konutunun yakınındaki Pasteur Caddesi’ndeki güvenlik görevlilerinin araçlarını nereye park ettiğini, ne zaman nöbet değiştirdiğini ve hangi üst düzey yetkiliyi koruduklarını gösteren ayrıntılı profiller oluşturmak için sokak kameraları kullanılmıştır.
Böyle bir sonucun elde edilmesinde iki ana faktör etkili olmuştur:
- Pentagon-OpenAI Antlaşması (“Yapay Zekânın Askerîleşmesi”), 2. Elon Musk’ın “Starlink ve Uydu İstihbaratı.” Böylece istihbarat örgütleri (CIA, MOSSAD) bu firmalar üzerinden ülkelerin coğrafi konumlama verilerini çok rahat bir şekilde kullanma imkânına sahip olmuşlardır.
Elon Musk’ın SpaceX şirketi tarafından geliştirilen Starlink uydu internet sistemi sayesinde, İsrail, “drone operasyonlarını ve hava saldırılarını” koordine etmiştir. İsrail siber istihbarat ağı vasıtasıyla, İran’ın rejime karşı çıkan protestocuları izlemek için kullandığı kamera ağı, bir siber sızma hareketi ile İsrail tarafından İran devletinin lider kadrosunu izleyen bir araç hâline dönüştürülmüştür.[11]
İran, Starlink aracılığıyla yürütülen bu siber saldırıları engelleyebilmek, yok edebilmek için daha sonra Rusya’dan Krasukha-4 ve Murmansk-BN sistemlerini alarak kendi siber güvenlik sistemine entegre etmiş ve savaş boyu çok başarılı bir şekilde kullanmıştır.[12]
Siber Saldırı İçin Elektromanyetik Dalgaların Silah Olarak Kullanılması
Çin elektromanyetik dalgaları silaha dönüştüren ülkelerden biridir. Çin elektromanyetik dalgaların farklı frekans/dalga boylarını kullanarak bir siber saldırı silahı geliştirmiş ve bunu değişik alanlarda kullanmaktadır. 2016-2018 tarihleri arasında ABD’nin Küba ve Çin’de görevli 40 diplomatına elektromanyetik dalgaları kullanarak çok özel bir saldırı yapmış ve sonucunda da başarılı olmuştur. Yapılan siber saldırının sonucu diplomatlarda “mide bulantısı, baş ağrısı, yüksek ses duyumu, kafatasında baskı, dengesiz yürüme, görme bozuklukları ve baş dönmesi” gibi bir dizi rahatsızlık meydana gelmiş ve sebebi o gün tespit edilememiştir. “Dört yıl sonra ABD Ulusal Bilimler Akademisi, vuku bulan bu rahatsızlıkları” “Havana Sendromu” şeklinde adlandırmış ve bunun sebebinin “yönlendirilmiş mikrodalga enerjisi” olduğunu açıklamıştır.[13] Ağustos 2020’de Çin ile Hindistan arasındaki sınır gerginliğinde de Çin, Hintli askerlere karşı mikrodalga silahı kullanarak onları etkisizleştirmiştir. Çinli Profesör Jin Canrong, Renmin Üniversitesi’nde verdiği bir konferansta şöyle demiştir: “Hintli askerlere vücudu ısıtarak tahrişe ve ağrıya sebep olan yüksek frekanslı elektromanyetik darbelerle saldırdık. ‘Hintli askerler diri diri pişti.’”[14]
Çin’in kullandığını söylediği mikrodalga, elektromanyetik dalgaların özel bir hâlidir. Mikrodalgalar uydu haberleşmesi, radar sinyalleri, telefon ve navigasyon uygulamalarında, tıpta ve gıda pişirmekte kullanılmaktadır. Mikrodalga fırınlar, pişirilecek maddenin su moleküllerini titreştirerek ısıtan mikro dalgalar ile çalışırlar. Cep telefonlarının, elektromanyetik dalgaları algılayabilmesi için baz istasyonlarına ihtiyacının olması gibi; fırının da mikrodalgaları algılayacak şekilde imal edilmesi gerekir.
Washington Devlet Üniversitesi Biyokimya ve Temel Tıp Bilimleri Profesörü Martin L. Pall, 17 Aralık, 2019’da yazdığı bir makalede, elektromanyetik dalgaların tehlikelerine dikkat çekerek yönetimleri uyarmıştır: “Elektromanyetik dalgalar, hücre ölümlerine yol açar, kısırlığı artırır, çok büyük yangınlara sebep olabilir, çünkü titreşimleri bitki hücrelerindeki suyu ısıtır ve üzerlerine benzin spreyi sıkılmış gibi yanmaya sebep olur.”[15]
Cep Telefonları Üzerinden Konum Belirleyerek Hedefi Vurma: Çeçen Lider Dudayev’in Öldürülmesi
Büyük şehirlerde insanlar araçları ile bir yerden bir yere giderken, genellikle, cep telefonlarına yüklenmiş olan Yandex ya da Google Maps’ı kullanmaktadırlar. Bu programlar gidilecek yer için bir yol haritası çizmekte, başlat komutu ile birlikte uydu üzerinden şoför, sesli olarak, trafiğin en az olduğu yollara yönlendirilerek hedefe ulaşması sağlanmaktadır. Hatta yol yoğunluğu, yolda trafik kazası olduğu, kasislere yaklaşıldığı, okul bölgesinden geçildiği ve trafik polis kontrolü bulunduğu gibi bilgiler sesli olarak arabayı kullanana iletilerek şoför yönlendirilmektedir. Dolayısıyla cep telefonu ile yol tarif algoritmalarını kullanan herkes, çok rahat bir şekilde anbean takip edilebilmekte, girip çıktığı her yer bilinmektedir. Eğer siz düşmanlar tarafından hedefe konmuş biri iseniz, cep telefonunuzdan konumunuz belirlenip füze gibi silahlarla vurulma ihtimaliniz çok yüksektir.
Rusya’ya karşı güçlü bir bağımsızlık mücadelesi veren Çeçen lider Cevher Dudayev 1996 yılında, bir Rus füzesi ile vurularak şehit edilmiştir. Öldürülmesine ilişkin herhangi bir resmî açıklama bugüne kadar yapılmamıştır. Yıllar sonra Rus Pravda gazetesine röportaj veren Dudayev suikastında yer alan Yakovlev ve Aksenov adındaki iki Rus ajanın açıklamaları mevcuttur. Bunlar, cep telefonlarının siber saldırı maksadıyla kullanılabilmesine ilişkin bilgiler vermesi açısından önemlidir: “Dudayev konuşmalarını, dönemin Türkiye Başbakanı Necmettin Erbakan’ın hediyesi olan bir uydu telefonu üzerinden yaptığından yeri tespit edilememekteydi. Türkler, Dudayev’i takip etmek için uydu telefonuna ayrıca bir mikroçip yerleştirmişti. Ancak yerinin saptanması için en az 7 dakika konuşması gerekiyordu ama o beşinci dakikada telefonu kapatıyordu. Bir keresinde 15 dakika konuşan Dudayev’in yeri tespit edildi. Ancak suikast girişimi için bu bilginin teyit edilmesi gerekiyordu. Bu bilgi de içeriden 1 milyon dolara anlaşılan bir köstebekten geldi. Gelen teyit üzerine harekete geçen Rus istihbaratı, Dudayev’in infazını gerçekleştirdi.”[16]
MOSSAD Destekli İsrailli Şirketlerin iPhone Telefonlara Sızması
CIA ve MOSSAD başta olmak üzere genel olarak bütün istihbarat örgütleri takibe aldıkları, hedefe koydukları telefonları, telefon sistemlerini dinlemek için özel bir gayret gösterirler. Casus yazılımlarla hedef sistemin içine sızarak arzu ettikleri her bilgiyi almayı ve alınan bilgiye bağlı olarak da siber saldırı gerçekleştirmeyi stratejileri yapmışlardır. Bu işin doğasında vardır. Önemli olan bu durumun olup olamayacağını düşünmek, olabilme ihtimaline karşı gerekli tedbirleri almak ve karşı saldırılar gerçekleştirmektir. “Komplo teorisi” diyerek geçiştirmek yapılan en ciddi hatalardan biridir. Bu olgu ne yazık ki Türkiye’de bir hastalık hâline gelmiştir.
Cep telefonu üreten firmalara istihbaratların sızmaya çalışması, hibrit savaş kapsamında siber savaş stratejisinin doğal bir sonucudur. İsrail menşeli bazı firmalar, bu amaçla iPhone telefonlara sızarak siber saldırı için altyapı oluşturmuşlardır: “iPhone yazılımındaki güvenlik açığından faydalanarak telefonlara sızan ikinci bir İsrailli şirket olduğu ortaya çıktı. Daha önce NSO Group isimli firmanın Pegasus yazılımıyla iPhone telefonlara kullanıcılarının haberi olmadan sızarak içerisindeki bilgilere, kamera ve mikrofona eriştiği tespit edilmişti. Reuters’in 5 isimsiz kaynağa dayandırdığı haberinde QuaDream isimli daha küçük ve düşük profilli bir şirketin de hükûmetlere bu casus yazılımı sattığı ileri sürüldü.
Her iki rakip şirket de 2021 yılında kullanıcıların herhangi bir linki tıklamasına ya da mesaja cevap vermesine ihtiyaç kalmadan tamamen uzaktan sızmayı başarmış. Kaynaklara göre her iki şirkette oldukça karmaşık ve ‘sıfır tıklama’ şeklinde adlandırılan siber korsanlık tekniğini kullanmıştır. Uzmanlar bu durumun, telefonların aslında şirketlerin kabul ettiğinden çok daha fazla suistimale açık olduğunu gösterdiğini belirtti. NSO Group ve QuaDream’ın yaptığı sızmaları analiz eden uzmanlar, şirketlerin birbirine çok benzeyen yöntemler kullandığını tespit etti. Zorla Erişim (ForcedEntry) olarak sınıflandırılan bu sızma yöntemi teknik olarak en sofistike korsanlıklardan biri olarak gösteriliyor.”[17]
Yukarıda ismi geçen QuaDream firması, 2016 yılında eski bir subay olan Ilan Dabelstein ve iki eski NSO çalışanı olan Guy Geva ve Nimro Reznik tarafından akıllı telefonları ele geçirmek, WhatsApp, Telegram ve Signal gibi uygulamalar üzerinden yapılan mesajlaşmalara erişmek amacıyla kurulmuştur. Firma bu maksatla ana casus yazılım olan Reign’i kullanmıştır. Reign casus yazılımı, “Telefon görüşmelerini canlı olarak kaydedebilmekte, ön ve arka kamerayı ve mikrofonu aktif hâle getirebilmektedir.” Bir taraftan tüm konuşmalar elde edilirken diğer taraftan da bulunduğunuz konum sürekli kontrol altında tutulmaktadır. “QuaDream’in ilk müşterileri, Singapur hükûmeti, Suudi Arabistan ve Meksika hükûmetleri olmuştur.” Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetinde, NSO Group’a ait Pegasus casus yazılımı uluslararası kamuoyunda çok sık gündeme gelmiştir.[18] 2021 yılında İrlanda’da 6 Filistinli aktivistin cep telefonuna NSO Group’a ait Pegasus casus yazılımı, Temmuz 2020 ve Nisan 2021 tarihleri arasında yüklenmiş ve bu yazılım üzerinden 6 Filistinli aktivist hacklenmiştir.[19]
Sonuç: Akıllı Sistemlere Düzenlenecek Siber Saldırılar, 21. Yüzyılın En Önemli Tehdidi Olacaktır
Buraya kadarki bölümlerde özetle ele alınıp değerlendirilen olaylar, birer siber saldırı örnekleridir. Çağrı cihazları, telsizler ve cep telefonları dâhil tüm akıllı sistemlerin üretenler ya da yabancı istihbaratlar tarafından birer saldırı mekanizmasına ve silaha dönüştürülmesi ihtimali çok yüksektir. Bu bağlamda yaptığı yorumlara genişçe yer verilen Rich Outzen’in, akıllı sistemlerin 21. yüzyılda silah olarak kullanılma ihtimalinin bulunduğuna dikkat çekmesini ciddiye alıp üzerinde durulmasında fayda vardır. Şöyle diyor Outzen: “Eğer bir kutu muz veya sebze sepeti sipariş ediyorsanız bu o kadar büyük bir tehdit olmayabilir, ama elektronik cihazların güvenliğinin daha ciddiye alınması kesinlikle gereklidir.”[20]
Yukarıda ele alınan olayların analizinden cep telefonları dâhil olmak üzere tüm akıllı sistemlerin siber saldırılarda silaha dönüştürülebileceğini ifade etmemiz abartı ya da komplo teorisi şeklinde değerlendirilmemelidir. Bu noktada dikkat edilmesi gereken en önemli mesele, akıllı sistemlerin gittikçe yaygınlaşması ve insanların hayatına değişik kapsamlarda girmesidir. Her geçen gün akıllı sistemlerin kapsam alanı genişlemekte ve çeşitlenmektedir. Nanoteknolojiden piko teknolojiye doğru gidildikçe bu genişleme ve yaygınlaşma daha da artacaktır. Derleyebildiğimiz kadarı ile şu an mevcut olan akıllı sistemleri şöyle tasnif edebiliriz:
Akıllı Bilgisayarlar: Bilgisayarlar, kuantum bilgisayarlar, tabletler, şarj aletleri,
Akıllı Telefonlar: Akıllı telefonlar, akıllı saatler, bluetooth cihazları ve kulaklıklar, şarj aletleri,
Sağlık Teknolojileri: Kalp pilleri, insülin pompaları, sağlık izleme cihazları, hasta izleme sistemleri,
Akıllı Ev Cihazları (IoT Cihazları): Akıllı termostatlar, akıllı güvenlik kameraları, akıllı kilitler, akıllı aydınlatma sistemleri, akıllı ses sistemleri, akıllı beyaz eşyalar (buzdolabı, fırın, çamaşır makinesi), akıllı süpürgeler, akıllı prizler ve fişler,
Akıllı Giyilebilir Teknolojiler: Sanal gerçeklik (VR) gözlükleri, artırılmış gerçeklik (AR) gözlükleri, akıllı giysiler ve ayakkabılar,
Akıllı Arabalar ve Otonom Araçlar: Otonom arabalar, akıllı araçlar, elektrikli scooter ve e-bisikletler, otonom kamyonlar ve teslimat araçları,
Akıllı Endüstriyel ve Altyapı Sistemleri: Akıllı enerji ve su şebekeleri, endüstriyel kontrol sistemleri, petrol ve doğalgaz altyapı sistemleri,
Akıllı Finansal Sistemler: Banka sistemleri (ATM’ler, online bankacılık), borsa işlem sistemleri, kripto para cüzdanları ve platformları,
Akıllı Telekomünikasyon Sistemleri: Mobil iletişim altyapıları (4G/5G), Fiber optik internet altyapıları, DNS ve internet yönlendirme altyapıları,
Akıllı Ulaşım ve Altyapı Sistemleri: Akıllı trafik ışıkları, otopilot sistemleri (trenler, metro); hava trafik kontrol sistemleri, deniz trafiği izleme sistemleri,
Akıllı Şehir Teknolojileri: Akıllı otopark sistemleri, akıllı atık yönetimi sistemleri, şehir güvenlik ve izleme sistemleri,
Akıllı Tarım Cihazları: Otonom traktörler ve tarım makineleri, akıllı sulama ve tarım yönetim sistemleri,
Akıllı Askerî ve Savunma Sistemleri: Akıllı füze sistemleri, akıllı radar sistemleri, uydu iletişim sistemleri, otonom silah sistemleri,
Akıllı Otonom Deniz Araçları: Otonom gemiler ve su altı araçları, deniz araştırma ve keşif araçları,
Akıllı Dronelar ve Otonom Uçan Cihazlar: Ticari dronelar, askeri dronelar, teslimat droneları,
Akıllı Robotlar: Akıllı savaşçı robotlar, akıllı işçi robotlar, akıllı aşçı robotlar.
Mevcut ya da var olabilecek tüm akıllı sistemlerin aşağıda ifade edildiği şekilde siber saldırı aracına dönüşebilme ihtimali mevcuttur:
- Saldırı için konum belirlemede kullanılabilir,
- Üretim aşamasında içine patlayıcı yerleştirilebilir,
- Paravan şirketler üzerinden taşıma esnasında sisteme patlayıcı yerleştirilebilir,
- Size ait tüm bilgiler kopyalanıp değişik amaçlar için kullanılabilir,
- Size ait olmayan bilgiler sizin sisteminize yüklenip daha sonra da sizin akıllı sistemleriniz üzerinden kamuoyuna servis edilebilir,
- Aileniz, aile efradınız sosyal medyadaki özel gruplar tarafından beyinlerini yıkayacak özel operasyonlarla birer silah hâline dönüştürülebilir,
- Elektro manyetik dalgalarla, kardeşler, arkadaşlar, komşular ya da aynı mekânda çalışanlar birbirleri ile çatıştırılabilir,
- Elektromanyetik dalgalarla fertler değişik hastalıklara duçar kılınabilir,
- Elektromanyetik dalgalarla insanlar köleleştirilebilir,
- Beyinler yıkanarak cinsiyetsizleştirme tuzakları kurulabilir,
- Beyinler yıkanarak ferdileştirilip aile yok edilebilir.
Bu noktada asla unutmamız gereken en önemli gerçek, 21. asrın şeytanlarının İblis’in yeminini hayata geçirmek için insan beynine yönelik siber saldırılar için seferberlik ilan etmeleridir:
“(İblis) dedi ki: ‘Madem öyle, beni azdırdığından dolayı onları (insanları saptırmak) için mutlaka senin dosdoğru yolunda pusu kurup oturacağım. Sonra da önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından kendilerine sokulacağım. Onların çoğunu şükrediciler bulmayacaksın.’” (7/A’râf, 16, 17).
Allah’ın yardımını, “görünmez ordularla desteğini” hak etmek için bütün bu tehlikeleri basiret, feraset, hikmetle analiz ederek, tüm iman etmiş olanları, Kur’ân ve Sünnet düzleminde ortak paydalar etrafında güneş modeli sistemini inşa edecek şekilde bir araya getirmek için “Allah’ın ipine” sımsıkı sarılmalı düşüp parçalanmaktan kurtulmalıyız:
“Ey iman edenler, Allah’tan nasıl korkup-sakınmak gerekiyorsa öylece korkup-sakının ve siz, ancak Müslüman olmaktan başka (bir din ve tutum üzerinde) ölmeyin!” (3/Âl-i İmrân, 102).
“Allah’ın ipine hepiniz sımsıkı yapışın, dağılıp ayrılmayın. Ve Allah’ın sizin üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz düşmanlar idiniz de O, kalplerinizin arasını uzlaştırıp-ısındırdı ve siz onun nimetiyle kardeşler oldunuz. Yine siz, tam ateş çukurunun kıyısındayken, oradan sizi kurtardı. Umulur ki hidayete erersiniz diye, Allah, size ayetlerini işte böyle açıklar.” (3/Âl-i İmrân, 103).
[1] https://haberglobal.com.tr/yazarlar/israil-saldirilari-sonrasi-dijital-guvenlik-tehdit-altinda-ucaklar-dusurulup-ulasim-araclari-patlatilabilir-mi-379186
[2] Ergün Diler, “Bac Şu İşe!”; Takvim, 19 Eylül 2024.
[3]Ergün Diler, agy.
[4] https://www.fokusplus.com/siyaset-bilim/cep-telefonlari-da-cagri-cihazlari-gibi-uzaktan-patlatilabilir-mi
[5] Ergün Diler, agy. https://t24.com.tr/yazarlar/eray-ozer/amazon-da-satilan-bir-kitapla-lubnan-daki-saldirinin-ne-ilgisi-olabilir,46474
[6] Arslan Bulut, “Uzaktan Pil Isıtıp Telefon Patlatmak!”, Yeniçağ, 19 Eylül 2024.
[7] Ergün Diler, agy.
[8] https://www.fokusplus.com/gundem/cagri-cihazi-ve-telsiz-saldirilari-21-yuzyilin-yeni-tehdidihttps://www.timeturk.com/gundem/elektronik-cihaz-siparisinde-guvenlik-sistemi-coktu-mu/haber-1793230
[9] https://t24.com.tr/yazarlar/eray-ozer/amazon-da-satilan-bir-kitapla-lubnan-daki-saldirinin-ne-ilgisi-olabilir,46474
[10] https://t24.com.tr/yazarlar/eray-ozer/amazon-da-satilan-bir-kitapla-lubnan-daki-saldirinin-ne-ilgisi-olabilir,46474
[11] Ali Murat Kırık, “Amerika-İsrail-İran Savaşında Yapay Zekâ ve Dijital Cephe”, Türkiye, 22 Mart, 2026.
[12] Ali Murat Kırık, agm.
[13] Arslan Bulut, agy.
[14] Arslan Bulut, agy.
[15] Arslan Bulut, agy.
[16] https://www.ntv.com.tr/dunya/dudayevin-sonunu-hazirlayan-konusma,rY7IydhcQ0uhB4yKI0E-Jw
[17] Yaşar Süngü, “iPhone Telefonlara Sızan İkinci İsrailli Şirket”, Yeni Şafak, 22 Eylül 2024.
[18] Yaşar Süngü, agy.
[19] Yaşar Süngü, agy.
[20] https://www.fokusplus.com/gundem/cagri- cihazi-ve-telsiz-saldirilari-21-yuzyilin-yeni-tehdidi https://www.timeturk.com/gundem/elektronik-cihaz-siparisinde-guvenlik-sistemi-coktu-mu/haber- 1793230
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder