1 Temmuz 2026 Çarşamba

ANAHATLARIYLA SİBER SAVAŞLA İLGİLİ KAVRAMLAR

 Burhanettin Can  – Umran Dergisi/Temmuz 2026-383. Sayı

Cep telefonları dâhil olmak üzere tüm ‘akıllı’ sistemlerin-ortamların siber saldırılarda silaha dönüşebileceği olgusuna çeşitli vesilelerle dikkat çekmiştik. Bunun temel sebebi bu sistemlerin gittikçe yaygınlaşması hemen hemen her alana girmesidir. Her geçen gün bu sistemlerin kapsam alanı genişlemekte ve de çeşitlenmektedir. Nano-teknolojiden piko-teknolojiye doğru gidildikçe bu yaygınlaşma daha da artacaktır.  Hâliyle veri, bilgi, özbilgi, güvenlik, bilgi güvenliği yanında önünde “siber” kelimesi bulunan bir dizi kavram ortaya çıkmıştır: Savaş, saldırı, tehdit, varlık, olay, zorbalık, casusluk, silah, polis, suç/suçlarla mücadele, terörizm, terörist, güvenlik, savunma, psikoloji ve sağlık gibi kavramların siber kelimesiyle birlikte oluşturdukları tamlamalar günden güne yaygınlık kazanıyor.

Var olan ya da var olabilecek tüm akıllı sistemler, insanların, toplumların, devletlerin aleyhine tahrip edici bir şekilde kullanılmıştır ve de gittikçe daha da tahrip edici bir şekilde kullanılacaktır. İblis’in yolundan gidenlerin uygulayacağı temel strateji, onun stratejisi olacaktır (7/A’râf, 16, 17). Bu çalışmada konunun daha iyi anlaşılabilmesi için siber savaşla ilgili yukarıda zikredilen kavramların hem kavramsal alanı hem de teorik altyapısı ana hatları ile ele alınacaktır.

Siber Uzay

Dijital/sayısal teknolojilerin baş döndürücü bir şekilde gelişmesi ile internet sistemleri ihtiva eden, ağ merkezli yeni bir ortam, yeni bir yapılanış ortaya çıkmıştır.[1] Bu ortam, dijital teknolojinin gelişmesine bağlı olarak her geçen gün genişlemekte, insan hayatı için önemi ve ağırlığı da gittikçe artmaktadır ve de artacaktır. Bu baş döndürücü gelişme, hibrit savaşa beşinci savaş alanı olarak yeni bir alan ve de yeni bir savaş türü eklemiştir: “Siber uzay”; “Siber savaş”.

Siber (cyber) kavramının sözlük anlamı: “İnternete ilişkin”, “Bilişim teknolojisine ilişkin, bilgisayarlara ya da internete ait.”[2] Sibernetik ise “güdüm bilimi” anlamına gelmektedir.[3] William Gibson, bir hikâyesinde siber uzay kavramının tanımını yaparak ilk kez kullanmıştır. Yazar daha sonra, 1984’te yayımlanan Neuromancer kitabında da bu kavrama yer vererek siber uzayın literatüre girmesini sağlamıştır. O yıldan sonra siber uzay hem ilim insanlarının hem de askerî personelin ilgisini çekmiş ve bilgisayar-ağ merkezli alanların tümünde kullanılmaya başlanan bir anahtar/odak kavram hâline gelmiştir.

Siber uzayın uluslararası alanda ilgi çekmesine ve birçok konunun merkezine oturmasına rağmen ortak bir tanımı yapılmamıştır. Ağırlık noktası aynı olmak şartıyla değişik tanımlar vardır. “Bilgisayar ağları üzerinde sayısallaştırılmış bilginin iletildiği düşünsel ortam”, “Bilgisayar ve füzelerden, güneşten gelen ışınlara kadar elektronik ve elektromanyetik görüngenin kullanımı ile karakterize edilen alan” ve “Tüm dünyaya ve uzaya yayılmış durumda bulunan bilişim sistemlerinden ve bunları birbirine bağlayan ağlardan veya bağımsız bilgi sistemlerinden oluşan sayısal ortam”[4] bunlardan birkaçıdır.

Tanımlar analiz edildiğinde siber uzayın ağırlık merkezinin, tüm dünyaya ve uzaya yayılan bilişim sistemlerinin oluşturduğu elektronik ortamı ifade ettiği görülecektir. Ağlarla birbirine bağlı veya olmayan tüm bilişim sistemlerinin oluşturduğu siber uzayın merkezinde olmazsa olmaz en önemli ana unsurlardan biri siber uzayı inşa eden, kullanan, geliştiren, genişleten insandır.

Siber uzay, “çok katmanlı bir model” olarak “fiziksel altyapı”/donanımsal yapı, “mantıksal yapı”/sayısal yapı, “bilgi” ve “insan” olmak üzere dört ana bileşenden oluşmaktadır.[5] Fiziksel altyapı, bütün bilgisayarlar ve ağları içeren, internet dâhil her türlü bilgi ve iletişim sistemleri, kablolar, anahtarlar, tüm akıllı nesneler, sayısal elektronik cihazlar, algılayıcılar, uydu sistemleri ve kullanıcılardan oluşmaktadır. Yazılımsal yapı, donanımsal yapıdaki tüm işletim sistemleri ve yazılımlardır. Bunlar, donanımsal sistemde, yapıdaki tüm unsurların, birimlerin haberleşebilmesini ve görev yapabilmesini sağlarlar. Yazılımsal yapı ile donanımsal yapı, enerji ile birlikte bir bütün oluşturur. Herhangi biri yoksa diğerleri etkin olamaz. Bilgi/veri yapısı: Siber uzayın donanımsal ve yazılımsal tüm alanlarında üretilen, iletilen, kullanılan ve depolanan tüm veri ve bilgiler, siber uzayın üçüncü bileşenidir. Bu bağlamda postalar, resimler, videolar, sosyal medya ortamındaki tüm yazışmalar, veriler, bilgiler vb. siber uzayın bilgi yapısı kapsamında değerlendirilmektedir. Siber savaşın en önemli hedeflerinden biri, bu bilgiye ulaşmak ve onu kendi amaçları istikametinde kullanabilmektir. İnsan unsuru: Siber uzayı, tasarlayan, inşa eden, kuran, geliştiren, değiştiren ve var olanı kullanan ana unsur insandır. Bu unsur siber uzaydaki tüm bilgileri, olumlu ya da olumsuz, kasıtlı ya da kasıtsız olarak kullanan en önemli varlıktır.

Siber uzayın gelişimini, geleceğini, durumunu, meydana gelebilecek olumlu ve olumsuz tüm gelişmeleri görebilmek için vuku bulabilecek olayları bu dört boyuta bağlı kalarak analiz ederken, konuyla doğrudan bağlantılı bazı parametrelerin varlığı ve etkisi mutlaka göz önüne alınmalıdır: Bunlar zaman, mekân, bilinmezlik, denksizlik ve verimlilik faktörleridir. Bu beş parametre, siber uzayda oluşabilecek olumlu, olumsuz tüm değişim ve gelişmeleri, tehlikeleri zamanında görebilmek, anlayabilmek, yorumlayabilmek ve gerekli tedbirleri alabilmek için önemlidir.

Siber uzayda bir olayın gerçekleşmesinin, insanı merkeze koyduğumuzda ışık hızından dolayı anlık olduğunu kaydetmeliyiz. O sebeple siber uzaydaki tüm saldırlar âdeta zamandan ve mesafeden bağımsız gerçekleşmektedir. Bu sebeple siber uzaydaki saldırıların oluşum hızı, klasik savaşlara göre çok çok yüksektir. Benzer bir durum mekân parametresi için de söylenebilir. Gerekli altyapı yoksa siber uzayda yapılabilecek saldırıların zamanını ve mekânını hem önceden kestirmek zordur hem de müdahale etmek zordur. Siber uzay tehlike merkezli ele alındığında, mekân son derece değişkendir; her an genişletilebilir, daraltılabilir ve de durdurulabilir.

Siber saldırılara, savaşlara ilişkin siber uzay, bilinmezlik faktörünü bünyesinde barındırır.  Siber uzayla ilgili savaşları diğerlerinden ayıran önemli özelliklerden biri de saldırı yapan tarafın ‘bilinmezliği ya da zamanında farkına varılamaması, görülememesi ve de bilinememesidir.’ Saldırıyı yapanı belirlemek ve konumunu tespit etmek, siber uzayda çok zordur ve fakat imkânsız değildir. Siber uzayda gerçekleşen saldırılar, çok değişik faktörlere göre şekillenmektedir. Profesyonelce bu işi yapan devlet kurumları olabildiği gibi haraç şebekeleri, terör grupları, soyguncular, mafya, siyasi olarak yapılanmış ideolojik gruplar, “merak saiki ile hobi olarak yapanlar”, elektronik, bilgisayar, yazılım, yapay zekâ alanında okuyan öğrenciler (hobi, merak, övünç olarak) siber saldırlar gerçekleştiren insan unsurlarıdır. Asimetrik savaşlarda başarı, nicelikten ziyade niteliğe bağlı olarak gerçekleşmektedir. Bu olgu, yol boyu asla unutulmamalı ve siber uzayla ilgili sürekli güncelleme yapılarak gerekli tedbirler alınmalıdır.

Klasik savaşlarda, çarpışan orduların, devletlerin silah ve asker bakımından denk olması arzu edilir. Devletler buna göre yapılanır ve ittifaklar zinciri oluşturur. Siber uzayda vuku bulabilecek tehlikelerde böyle bir olgu âdeta yoktur. Savaş teknolojisine, askerî güce sahip olamayan devletler, yapılar, kişiler, siber saldırılarda öngörülemeyen başarılar kazanmışlar, öngörülemeyen saldırıları gerçekleştirmişlerdir. Unutulmaması gereken gerçek, siber uzay asimetrik savaşların mekânıdır. O sebeple denksizlik ilkesi asla unutulmamalıdır.

Siber uzayda vuku bulacak siber saldırılarda dikkate alınması gereken önemli diğer bir faktör de gerçekleştirilen siber saldırının, öngörüleni ne oranda gerçekleştirdiği, hedefe ne oranda zarar verdiğidir. Hedef ülkenin, kurumun, yapının ya da kişinin itibarını ve güvenirliliğini ne oranda sarstığı olgusu önemlidir. Verilmek istenen zararla gerçekleşen zarar arasındaki ilişki, verimlilik faktörü göz önüne alınarak değerlendirilmektedir. Verimlilik faktörü, farklı boyutlarda aynı anda birden fazla işi yapabilme yeteneği ile ilişkilidir.

Siber uzay, insan bünyesindeki sinir ağları benzeri bir ağ sistemini bünyesinde barındırdığından (insanların interneti, nesnelerin interneti, tüm akıllı cihazlar, sistemler, evler/şehirler) dolayı, kültürel, psikolojik, sosyolojik, ekonomik, diplomatik, askerî savaşlar, her türlü terör olayları ve saldırılar için, özetle siber savaşlar için çok cazip hâle gelmiştir. Bu sebeple siber uzay, hibrit savaş denkleminde siber savaşların vuku bulacağı ve de şiddetini gittikçe artıracağı, çeşitlendireceği bir ortam biçiminde ortaya çıkmıştır (Şekil 1). Siber uzaya hâkim ya da burada etkin olanlar, olmayanlar üzerinde her türlü baskıyı uygulayarak istediklerini almak isteyeceklerdir. Bu gelişme, tüm uluslararası ilişkileri etkileyecek, ona yeni bir renk ve veçhe kazandıracaktır. Dolayısıyla siber uzayın meydana gelmesi ile birlikte saldırılar, gökyüzünden yeryüzüne, yeryüzünden gökyüzüne, yeryüzünden yeryüzüne, gökyüzünden gökyüzüne, hatta değişik gök katmalarını da içine alacak şekilde meydana gelebilecektir. Bu bağlamda Kur’ân’ın dikkat çektiği bir olguyu burada hatırlamakta fayda vardır: “Doğrusu biz (cinler) göğü yokladık; fakat onu güçlü koruyucular ve şihablarla/ateşten toplarla kaplı (doldurulmuş) bulduk. Oysa gerçekten biz, dinlemek için onun oturma yerlerinde otururduk. Ama şimdi kim dinleyecek olsa, (hemen) kendisini izleyen bir şihab/ateşten top bulur. Doğrusu bilmiyoruz; yeryüzünde olanlara bir kötülük mü istendi, yoksa Rableri kendileri için (doğru olana iletici) bir hayır mı diledi?” (72/Cin Suresi, 8-10)

Şekil 1: Beşinci Savaş Alanı Siber Uzay[6]

Siber uzayın genişlemesiyle verilerin saklanması, korunması, iletilmesi bağlamında siber güvenlik sorunu başta olmak üzere her geçen gün pek çok sorun öne çıkmakta ve de çeşitlenmektedir. Bu durum 21. asrın en önemli gerçeği olarak insanlığın karşısına çıkmıştır ve de teknolojik gelişmelere bağlı olarak (özellikle, elektronik, bilgisayar donanım-yazılım ve yapay zekâ teknolojilerindeki gelişime) etkisini her geçen gün daha da artıracaktır.

Siber Savaş

Siber uzayla ilgili olduğu gibi siber savaş[7] ile ilgili de çok farklı tanımlamalar literatürde yapılmakta, muhtemelen gelişmelere bağlı olarak da yeni tanımlamalar yapılacaktır. Bunlardan birkaçı şöyledir: “Bilgisayar sistemlerinin düşman sistemlerine zarar verme veya yok etme maksadıyla kullanıldığı bir savaş tipi.” “Düşmanın politik, askerî veya ekonomik bilgilerine ve bilgi sistemlerine zarar vermek veya kendi bilgilerini ve bilgi sistemlerini korumak için bilgi üstünlüğü sağlamaya yönelik faaliyetler.” “Devletler veya devlet benzeri aktörler tarafından gerçekleştirilen, kritik ulusal altyapıları, askerî sistemleri veya ülke için önemli endüstriyel yapıyı tehdit eden, simetrik veya asimetrik, saldırı veya savunma maksatlı dijital ağ faaliyetleri.” “Siber ortamda bilişim sistemleri kullanılarak bilişim sistemlerine yönelik yapılan saldırılar ile bu saldırılara karşı alınan güvenlik tedbirlerinden oluşan faaliyet ve mücadeleler bütünü.” “Sahip olunan siber varlıkları ulusal çıkarlar ve menfaatler çerçevesinde korumak için karşı tarafın bilişim sistemlerine zarar vermek, hizmetlerini durdurmak veya bozmak için bir başka ülkenin BT sistemlerini yavaşlatmak, bozmak, hizmetini aksatmak veya ele geçirmek amacıyla yapılan saldırılardır, yapılacak saldırıya karşı koymak için başvurulan bir durumdur.” “Bir ülkeye karşı, işleyen kamu hizmetlerini aksatmak, itibarını zedelemek ve güvenilirliğini azaltmak adına başka bir ülke tarafından düzenlenen dijital saldırıdır.”

Tanımların hepsinin ortak paydası, siber uzay ve siber uzayda bilgisayar ağları üzerinden yapılan saldırı ve savunma hareketleridir. Dolayısıyla bu savaş türünün barındırdığı özel kurallar olmasına rağmen ağırlık merkezi kuralsızlık, bilinmezlik, sürprizler, simetrik, asimetrik ve hibrit her türlü yaklaşımlardır. Bu sebeple önceden tahmin edilmesi, öngörülerin yapılması zor olan özel bir dünya ile insanlık karşı karşıyadır. Geleneksel savaştaki taarruz kavramı, siber savaşta siber ortamdaki saldırılara; geleneksel savaştaki savunma kavramı da siber saldırılara karşı alınan güvenlik tedbirlerine karşı gelmektedir. Dolayısıyla siber savaşın, klasik savaşlardaki gibi hem taarruz hem de savunma boyutu vardır. Bu iki boyuttan dolayı askerî harekâtın karşılığı, siber uzayda siber harekât olarak isimlendirilmektedir.

Siber savaşın bu iki boyutu sadece yazılımlara, bilgilere, sanal uzayda var olan sistemlere zarar vermemekte; aynı zamanda da hedef ülkede can, mal kaybına sebebiyet verebilmekte ve de fiziksel tahribat yapabilmektedir. Bununla birlikte dikkat edilmesi gereken çok temel bir olgu, bu savaşta genel olarak asıl amaç, şimdilik, hedef ülkenin topraklarını fiziksel olarak işgal etmek değil, karşı tarafın iradesini felç ederek onu teslim almak ve de ona istediklerini yaptırabilmektir. Bu yaklaşım tarzı ile siber savaş her yerde, her ortamda, her zaman var olacak ve de kesintisiz devam edecektir.

Siber savaşın ana özelliği klasik savaşlardaki kurallara bağlı olmamasıdır. Henüz uluslararası bir hukuk sistemi gerçekleştirilmiş değildir. Kendi içinde kuralları bulunsa da “kuralsızlık” hâkimdir. Bu açıdan siber silahlar kullanılarak gerçekleştirilen savaş, toplumlar, topluluklar, gruplar, kişiler, ülkeler, devletler arasında “simetrik, asimetrik veya hibrit yaklaşımların kullanıldığı” bir savaş şeklidir.

Siber savaşta, hedef, içerik ve özellikler olmak üzere üç temel unsur öne çıkmaktadır. Genellikle bunlar ele alınarak siber savaşlar değerlendirilmektedir. Martin C. Libicki, siber savaşları amaçlarına, hedeflerine, kapsam ve uygulama seviyelerine göre stratejik ve operasyonel siber savaş olarak ikiye ayırmaktadır.[8]  Stratejik siber savaş “bir devletin ve bir toplumun bir başka devlete ve topluma karşı başlattığı, özellikle olmasa da öncelikle hedef devletin tutum ve davranışlarını etkilemek amacıyla başlattığı siber saldırı seferberliğidir. Saldıran taraf, devlet veya devlet dışı oluşumlar olabilir.”  Operasyonel siber savaş ise, “savaş döneminde askerî hedeflere ve askerî bağlantılı sivil hedeflere karşı siber saldırılardan oluşmaktadır. Savaş döneminde siber güç tek başına kullanılmasa da dikkatli, seçici ve doğru zamanda kullanıldığı takdirde belirleyici bir kuvvet çarpanı olabilir.”.

ABD Savunma Bakanı Leon Panetta’nın 2012’de, “ABD Siber-Pearl Harbor ihtimali ile karşı karşıyadır.” demesini, 21. asırda siber savaşların önemi ve etki gücü bağlamında değerlendirmek gerekmektedir. Yukarıda belirtildiği gibi siber uzayın oluşması ile birlikte ortaya çıkan siber savaş olgusunda, adeta zaman ve mekân ortadan kalkmış gibidir. Ağ sisteminde bütün bilgiler ışık hızıyla hareket etmekte, bir yerden bir yere aktarılmaktadır. İnternet aracılığı ile yapılabilecek bir saldırı için basit, küçük bir ağ bağlantısı yeterli olmaktadır. Ayrıca klasik bombalı saldırılardaki “olay yerinde” olma mecburiyeti olgusu, siber savaşlar için geçerli değildir. Bulunduğu kıtadaki bir ülkenin bir şehrinin, bir ilçesinin bir mahallesindeki bir mekândan bir başka kıtadaki bir ülkenin çok özel mekânlarına saldırı yapma imkânı söz konusudur. Bu sebeple siber savaş, geleceğin ana savaşlarının merkezinde yer alacaktır.

Siber uzaydaki savaş yeteneği, değer sistemleri arasındaki topyekûn ve sınırsız savaş mantığı ile birlikte göz önüne alındığında askerî, siyasi, sosyolojik, psikolojik ekonomik, kültürel tüm alanlarda kullanılacaktır. Sıcak savaş ortamı inşa etmeden kazanmak, öncelikli bir tutum ve tavır olacaktır.

Siber Olay, Siber Saldırı, Siber Tehdit

Siber uzay, siber savaş ve bunlarla ilgili kavramlar literatüre nispeten yeni girdiği için uluslararası düzlemde ortak tanımları henüz mevcut değildir.[9] Ayrıca bazı tanımlamalar birbiri ile etkileşimli olarak yapılmaktadır. Bu amaçla siber olayla ilgili yapılmış kimi tanımlar şöyle sıralanabilir: “Siber varlıkların bir şekilde etkilendiği, zarar gördüğü, ihlal edildiği veya çeşitli şekilde oluşan ve üzerinde işlem yapılan durumdur.” “Elektronik ortamlarda, işlenen verilerin gizlilik, bütünlük veya erişilebilirliğinin ihlal edilmesi, verilere zarar verilmesi, verilerin ele geçirilmesi veya buna teşebbüs edilmesi.” “Bir siber saldırı sonucu elektriklerin kesilmesi, haberleşme sistemlerinde oluşan bir ihlal veya buna benzer bir durum.” “Sistematik yapılar veya fonksiyonlar üzerinde etkiye sahip değişiklikler.”

Siber saldırı ile ilgili yapılan tanımlar ise şöyledir: “Kazanç sağlamak veya zarar vermek maksatlarıyla siber uzayda belirlenecek hedef ya da hedeflere yönelik gerçekleştirilecek faaliyetler.”  “Bilgisayar sistemleri, ağlar veya bilgiyi ve/veya bunlarda yerleşik olan ya da bunları taşıyan programları bozmak, aldatmak, küçük düşürmek veya yok etmek için yapılan kasıtlı hareketler.” (ABD Ulusal Araştırma Konseyi, 2009) “Siber ortamdaki fiziksel veya sanal yapıyı, yazılım, donanım ve alt yapı sistemlerini, genellikle de bu sistemler üzerindeki bilgiyi ve kullanıcıları hedef alan saldırılar.” “Ulusal siber uzayda bulunan bilişim sistemlerinin gizlilik, bütünlük veya erişilebilirliğini ortadan kaldırmak amacıyla, siber uzayın herhangi bir yerindeki kişi ve/veya bilişim sistemleri tarafından kasıtlı olarak yapılan işlemler.” (Ulusal Siber Güvenlik Stratejisi ve Eylem Planı Belgesi)

Yukarıdaki tanımlar analiz edildiğinde, özellikle, “Ulusal Siber Güvenlik Stratejisi ve Eylem Planı Belgesi” ve “ABD Ulusal Araştırma Konseyi, 2009” merkeze alındığında siber saldırılarda birçok özelliğin varlığı öne çıkmaktadır (Şekil 2). Bunlar şöyle sıralanabilir: Sistemdeki özel, gizli bilgilerin elde edilmesi;  sistemdeki ve de ele geçirilen gizli bilgilerin deşifre edilmesi, kamuoyuna açıklanarak gizliliğinin ortadan kaldırılması; sistemden elde edilen bilgilere zarar verilerek değiştirilmesi, bütünlüğünün bozulması; sistemdeki bilgilere yeni bilgiler eklenerek anlamının ve de hedefinin değiştirilmesi; sistemi kuranların veya tanımlanan izin verilen kullanıcıların, bilgiye erişiminin engellenmesi, onların kendi sistemlerini kullanamaz hâle getirilmeleri; siber saldırıların hedefi sadece sistemi kuranlar değildir, sistemi kullananlar da siber saldırıların hedefidir.

Özellikle toplumsal bir yönlendirme ve kafa karışıklığı meydana getirme ve ülkeyi yönetenlerle ilgili şüphe, güvensizlik oluşturmak istendiği zaman bu olgu çok öne çekilmektedir. Siber saldırılarda ana hedeflerden biri de saldıran tarafın insan kazanması, saldırılan ülke ya da toplumun aleyhine olacak şekilde kullanılmasıdır. Bu konuda yabancı devletler özellikle devlet istihbarat örgütleri, terör örgütleri ve ideolojik örgütler, endüstriyel siber casuslar, organize siber suçlular, siber eylemciler (hacktivist), bilgisayar korsanları (hackers) bilfiil çalışmaktadır.

Siber uzayda, bilişim sistemlerindeki tüm yazılım, donanım ve bilgiler/veriler siber varlık olarak tanımlanmaktadır. Şekil 2’de bu olguya özel olarak dikkat çekilmektedir.

 

Şekil 2: BT Sistemlerine Yapılabilecek Saldırılar ve Türleri[10]

Siber uzay, siber savaş ve siber saldırı kavramları ile bağlantılı önemli kavramlardan biri de “siber tehdit” kavramıdır. Literatürde yer alan tehdit kavramı ile ilgili yapılan tanımlamalar şöyledir: “Varlıklara açıklıkları kullanarak zarar verme potansiyeli.” “Bir sistem ya da öznenin maruz kaldığı gizli tehlike ya da dış kaynaklı risk faktörleri.” “Bir açıklığa karşı bir tehdit kaynağının başarılı işlem gerçekleştirme potansiyeli.” “Bir sistemdeki açıklıkların kullanılarak bilgi varlıklarının bir kısmının sızdırılması ya da zarara uğratılması potansiyeli/ihtimali.”[11] Bizi ilgilendiren boyutu ile siber tehdit kavramı, siber uzayda var olan bilişim sistemlerindeki bilgilerin, bilgi sahiplerinin izni olmadan, ağ sistemine girerek bilgilerin alınması, sızdırılması, değiştirilmesi durumudur.

Siber Saldırı Yaşam Döngüsü ve Siber Açıklık

Siber uzaydaki sistemlerdeki bilgiler, ilgili ülkeler, yapılar, teşkilatlar ve sistemler için çok hayati öneme sahip hâle gelmiştir. Siber uzaydaki bilgilerin her geçen gün yoğunlaşması hem siber saldırıların hem de siber savunmanın çeşitlenip yoğunlaşmasına sebep olmuştur.  Siber saldırılarda rol alan yabancı/düşman devletlerin, değişik örgütlerin, terör örgütlerinin, ideolojik örgütlerin, endüstriyel siber casusların, organize siber suçluların, siber eylemcilerin, bilgisayar korsanlarının siber saldırıları yoğunlaşıp çeşitlenince buna ilişkin olarak hedef alınan ülkeler, toplumlar ve örgütler de imkânı ve gücü olanlar, daha etkin tedbirler almakta ve de karşı saldırılarda bulunmaktadırlar.

Bu sebeple siber saldırı örgütleri, var olan sistemlere sistematik bir saldırı yapabilmek için daha değişik, farklı ve yoğun çalışmalar yapmak durumunda kalmaktadırlar. Bu bağlamda siber saldırganlarla, siber savunucular arasında karşılıklı olarak sürekli bir gözetim, etkileşim söz konusudur. Birbirlerinin ne yaptıklarını ve de ne yapabileceklerini sürekli izlemekte, araştırmakta ve ona göre sürekli yeni bir yol haritası çizmektedirler. Bu bağlamda 6 aşamadan oluşan siber saldırı yaşam döngüsü yaklaşımı (Şekil 3) ortaya çıkmıştır.[12]  Şekil 3’ten görülebileceği gibi siber saldırıda önce ana hedef belirlenmektedir. Sonra ana hedefe ilişkin tüm bilgiler derlenip toparlanmakta, bir arşiv oluşturulmakta ve hedefe yapılabilecek siber saldırının şekli, zamanı ve şiddeti için strateji belirlenmektedir. Gerekli taktikler, istismar aşamasında aşamalı bir şekilde listelenip belirleniyor. Siber saldırı yapanların tespit edilememesi, karşı tarafın yapacağı saldırının hedefinin saptırılması için tüm izler siliniyor ya da silinmeye çalışılıyor. En son olarak da siber saldırıda öngörülen fayda ile siber saldırı sonrasında elde edilen fayda karşılaştırılıyor, saldırının verimliliği tespit ediliyor. Saldırıdaki başarılı, başarısız yönler ile öngörülemeyenler gerçekçi bir şekilde ortaya konuluyor ya da konulması gerekiyor.  Bütün bunlardan sonra da yeni saldırılar için yeni yaklaşımlar kullanılarak hareket ediliyor.

 

Şekil 3: Siber Saldırı Yaşam Döngüsü.[13]

Görülebileceği gibi siber saldırı yaşam döngüsü, dinamik bir olgu olup içinde bulunan şartlara ve sürece bağlı olarak sürekli yenilenmesi gerekir. Sonuç alınması ve başarılı olunması gerekiyorsa süreç, Planla, Uygula, Kontrol et ve Önlem al (PUKÖ) yaklaşımına uygun biçimde yönetilmelidir. Siber saldırı yaşam döngüsünün art arda gelen adımları arasında keskin geçişler söz konusu olmayabilir. Hedefin mahiyetine ve içinde bulunulan şartlara bağlı olarak aşamalar arasında adım fonksiyonu şeklinde keskin geçişler genellikle yoktur. Ortak arakesitler her zaman mümkündür. Bu sebeple Şekil 3’teki sürecin ardışık adımları arasında bazı örtüşmeler olabilir.

Şekil 3’teki “istismar” aşamasında “açıklıkların kullanılması” ifadesi yer almaktadır. Siber savaş, siber saldırı ve siber olaylarda kullanılan “açıklık” kavramının ortak bir bakış açısı oluşturabilmek için tanımlanmasında fayda vardır. Çünkü siber saldırılarla ilgili konularda yapılan analizlerde çok sık kullanılan bir kavramdır.[14] “Açıklık; istemeden/kazayla başlatılabilen ya da bilerek suistimal edilebilen zaaflar.” “Açıklık; bir varlığı tehditlere karşı korumasız hâle getiren her türlü unsur (sistem bileşenlerinden, güvenlik politika ve prosedürlerinin yokluğundan, yetersizliğinden veya uygulanmayışından, eksik veya hatalı sistem tasarım ve uygulamalarından, organizasyon yapısı, yönetici ve çalışanların bilgi birikimi ve tutumundan kaynaklı sebepler).”

Siber saldırı yapanlar stratejilerini belirlerken sistemlere nasıl sızacaklarını öncelikle belirlerler. Hedef sisteme sızabilmek için “sunucu tarama ve port tarama yöntemlerini” kullanırlar. Bu bağlamda değişik tarama teknikleri (TCP Echo, UDP Echo, ICMP, NMAP. vb.) ile ağdaki sunucular ve de açık portlar tespit edilir. “Port tarama dışında sosyal mühendislik, whois sorguları, pasif saldırılar (ağa yerleşerek trafiğin izlenmesi, ağ topolojisinin çıkarılması vb.), ping okuma, google hacking, Shodan gibi arama motorları bilgi toplama ve keşif için etkin olarak kullanılmaktadır.”

Sistemin açıklarının tespit edilmesi ile siber saldırganlar, seçilen hedefin durumuna ve öngörülen faydaya/kazanca uygun bir strateji seçip stratejiyi uygulamaya karar vermektedirler. Bu bağlamda öngörülen stratejiye uygun olarak kullanılacak araçlara, yöntemlere, taktiklere son şekli verilerek siber saldırı stratejisi fiilen uygulamaya sokulmaktadır. Siber saldırganların önceden tespit ettiği açıklıklar doğru ve bunun için öngördüğü araç ve yöntemler doğru ve uygun ise siber saldırının amacına uygun olarak siber saldırgan sistemi ele geçirerek ya “istismar ederek istediği verileri” elde etmekte ya da hedef sistemi devre dışı bırakmakta, kullanılamaz hâle getirmektedir. Bu ihtimaller, siber saldırının başlangıçtaki amacına uygun olarak gerçekleşmişse siber saldırının başarıya ulaştığı kabul edilmektedir.

Siber saldırganın, istediği faydayı zarar görmeden elde edebilmesi için siber saldırı yaşam döngüsünün beşinci aşamasındaki “izlerin silinmesi” olgusunu yerine getirmesi gerekmektedir. Aksi takdirde saldırganın kimliği, konumu tespit edildiği takdirde, yaptığı tahribata bağlı olarak ödeyeceği ağır bir bedel olacaktır. Siber saldırıyı gerçekleştirenler bu gerçeği en iyi bilmesi gerekenlerdir. O sebeple mümkün olduğunca, siber saldırı süresince, arkada kendileri ile ilgili hiçbir bilgi ve iz bırakmak istemezler ve bunun için gereğini yaparlar. Ek tedbir olarak mekân değiştirerek yer altına çekilebilirler.

Sonuç: Türkiye’de Sosyolojik Savaş Merkezli Siber Saldırı Olgusu

Dünyanın değişik ülkelerindeki siber saldırıların yoğunlaşması, şeklinin ve muhtevasının, hedeflerinin ve şiddetinin sürekli değişiklik göstermesi, ülkemiz açısından çok iyi analiz edilmeli ve de gereği yapılmalıdır.

Çünkü 21. asrın sessiz savaşlarının ağırlık merkezinde siber savaşlar vardır ve de her geçen gün ağırlığı ve etkisi artacaktır.  Siber savaşlar, askerî, diplomatik, sosyolojik, psikolojik ve kültürel olmak üzere beş ana eksende etkisini göstermektedir. Siber savaşların ülkeler arası diplomasideki etkisi, taraflar masaya oturdukları zaman ortaya çıkmakta; siber saldırıda başarılı olanlar, masaya daha güçlü bir şekilde oturmakta ve de özgüvenleri yüksek olmaktadır. Çünkü taraflar masaya oturmadan önce siber savaş kategorisindeki saldırılarla ülke yönetimi hem kendi halkı nezdinde hem de uluslararası kamuoyunda itibarsızlaştırılmakta ve de güçsüzleştirilmektedir. Hareket kabiliyeti zayıflatılmakta, masada kendisine dikte edilen şartları kabul etmesi için bir psikolojik savaş alanı inşa edilmektedir. Rusya’nın Ukrayna’da, Şer İttifakı’nın İran savaşında, ABD’nin Venezuela’da bu mantıkla hareket edip süreci yönlendirmeye çalıştıkları iyi görülmeli ve iyi analiz edilmelidir.

Siber savaşın çok öne çıkan bir özelliği de sosyolojik savaş kapsamında kullanılmasıdır. Hedef ülkenin tüm toplumsal değerleri, dayanışması siber saldırılarla yıkılmak istenmektedir. Özellikle nesiller arası uçurumlar meydana getirmek için çok yoğun çalışmalar yapılmaktadır.  Siber savaşta hedef alınan çok önemli bir insan unsuru 15 yaş ve altı çocuklardır. Ortaokul ve liseli öğrencileri bilgisayar, internet ve sosyal medya bağımlısı hâline getirebilmek için küresel sistemin karanlık dehlizlerinde üsler açmış, karargâhlar kurmuş Şer İttifakı’nın siber saldırı organizasyonları mevcuttur.

Türkiye’de gittikçe yaygınlaşan bir durum, 15 yaş ve altı gençlerin sokak savaşları, intihar girişimleri, okul baskınlarıdır. Kahramanmaraş, Malatya, Urfa olaylarını, İstanbul Edirnekapı surlarındaki intihar girişimlerini, trenlerin altına atlayarak intihar girişimlerini[15] bu bağlamda ele alıp özel değerlendirmek ve de gerekli tedbirleri zamanında hayata geçirmek gerekmektedir. Bunlar küresel düzlemde çalışan siber saldırı merkezlerinin sosyolojik savaş kapsamında gerçekleştirdikleri ve de hayata geçirdikleri siber saldırı örnekleridir. Bu olgu çok iyi görülmelidir.[16] Görünen o ki siber uzay ve siber savaş ile birlikte sosyolojik savaşlar gittikçe derinleşecek ve de yaygınlaşacaktır.

Siber uzayda siber savaş kapsamında ortaya çıkan her türlü saldırının, tehdidin askerî, siyasi, kültürel, sosyolojik ve psikolojik boyutlarının bulunduğu göz önüne alınarak uzun vadeli stratejisi çizilen bir mücadele inşa edilmelidir. Nesilleri korumak için olmazsa olmaz olan bu mesele hafife alınmamalı, sözlerle geçiştirilmemelidir. Bu konuda gerçek anlamda bir seferberlik ilan edilmelidir. Bunun için yetenekli dava insanlarını mücadelenin merkezine koyarak, güçlü bir yapı ve uzun vadeli bir strateji inşa edilmelidir. Uzun vadeli stratejinin hayata geçirilmesi için ülkede gerekli yasal düzenlemelerin yapılması, toplumsal dayanışmanın artırılması, partiler üstü bir stratejinin hayata geçirilmesi ve uluslararası düzlemde ciddi ve güvenilir ittifaklar kurulması gerekmektedir. Bu sebeple stratejik aklın çok yoğun, dikkatli ve de hassas bir şekilde kullanılması gerekir. Bu süreçte duygusallığa asla yer yoktur ve kesinlikle duygusal davranılmamalıdır. Şu ayeti asla unutmayalım:

“Gerçek şu ki, onlar hileli-düzenler kurdular. Oysa onların düzenleri, dağları yerlerinden oynatacak da olsa, Allah katında onlara hazırlanmış düzen vardır.” (14/İbrahim, 46).

[1] Şeref Sağıroğlu, “Siber Güvenlik ve Savunma: Önem, Tanımlar, Unsurlar ve Önlemler”,  Siber Güvenlik ve Savunma Farkındalık ve Caydırıcılık, ed. Şeref Sağıroğlu, Mustafa Alkan, Ankara, 2018, s. 21- 45. Güzin Ulutaş, “Siber Güvenlik”,  Siber Güvenlik ve Savunma Farkındalık ve Caydırıcılık, s. 85-101. Mustafa Şenol, “Hibrit Savaş Kapsamında Siber Savaş ve Siber Caydırıcılık”, Siber Güvenlik ve Savunma Farkındalık ve Caydırıcılık,  s. 180- 195. Uras Ufuk, “Beşinci Nesil Savaş/ Sessiz Savaş”, Harkul Savunma Araştırma Merkezi, Kasım 2020.

[2] B. Orhan Doğan, Living English Dictionary: İngilizce Türkçe; Türkçe-İngilizce Sözlük; Living Diamond, Kılavuz Yayınları, 2013.

[3] Türkçe Sözlük, Türk Dil Kurumu, Ankara 2005.

[4] Son tanım Türkiye’nin 2016-19 Ulusal Siber Güvenlik Stratejisi Belgesi’nde yer almaktadır.

[5] Güzin Ulutaş, age., s. 85-101.

[6]  Mustafa, Şenol, age., s. 181-221.

[7] Şeref Sağıroğlu, age., s. 21- 45. Güzin Ulutaş, age., s. 85-101. Mustafa, Şenol, age., s. 180-195.

[8] Mustafa Şenol, age., s. 180-195.

[9] Şeref Sağıroğlu, age., s. 21- 45. Güzin Ulutaş, age., s. 85-101. Mustafa Şenol, age., s.180- 195. Duygu Sinanç Terzi- Şeref Sağıroğlu, “Siber Güvenlik İçin Büyük Veri Yaklaşımları”, age., s. 375-380.

[10] Şeref Sağıroğlu, age., s. 21-45.

[11] Salih Erdem Erol, Şeref Sağıroğlu “Siber Güvenlik Farkındalığı, Farkındalık Ölçüm Yöntem ve Modelleri”, age., s. 115-116.

[12] Salih Erdem Erol, Şeref Sağıroğlu, age., s. 105-.141.

[13] Salih Erdem Erol, Şeref Sağıroğlu, age., s. 115.

[14] Salih Erdem Erol, Şeref Sağıroğlu, age., s. 115.

[15] https://www.tarihistan.org/yazarlar/prof-dr-ahmet-sevgi/okullarda-siddet/39654 Cem Küçük, “Dizi ve Filmler Şiddeti Körükler mi?”, Türkiye, 20 Nisan, 2026. Fatih Selek, “K. Maraş Katliamı, Medya ve Dijital Kaos”, Türkiye, 20 Nisan, 2026. Yusuf Kaplan, “Zihnî İşgal: Türkiye’nin İçeriden Teslim Alınma ve Yok Edilme Süreci…”, Yeni Şafak, 19 Nisan 2026. Cüneyd Altıparmak, “Tunceli, Maraş, Urfa'nın Ortak Noktası!” Star, 18 Nisan 2026.

[16] Coşkun Başbuğ, “Zincir Operasyon”, Star, 18 Nisan 2026.

1 Haziran 2026 Pazartesi

21. ASIRDA 5. NESİL SAVAŞ/SESSİZ SAVAŞ KAPSAMINDA SİBER SAVAŞ

 Burhanettin Can  – Umran Dergisi/Haziran 2026-382. Sayı

 

“Düşmanınızı ve kendinizi yeterince iyi tanıyorsanız, yüzlerce savaşa girseniz bile sonucundan korkmazsınız. Kendini tanıyıp düşmanını tanımıyorsan kazanılan her zaferin yanında mutlaka yenilgi de olacaktır. Ancak ne kendini ne de düşmanı tanımıyorsan her savaşta yenilmeye mahkûm olursun.” Sun Tzu[1]

 

Cep telefonları dâhil tüm ‘akıllı’ sistemlerin siber saldırılarda silah olarak kullanılabileceğini biliyoruz. Bunun temel sebebi bu sistemlerin gittikçe yaygınlaşması hemen hemen her alana girmesidir. Her geçen gün böylesi sistemlerin kapsam alanı genişlemekte ve de çeşitlenmektedir. Nano teknolojiden piko teknolojiye doğru gidildikçe bu genişleme ve yaygınlaşma daha da artacaktır.

Mevcut ‘akıllı sistemler’;  bilgisayar/telefonlar ve aksesuarları, sağlık teknolojileri, ev cihazları, giyilebilir teknolojiler, arabalar ve otonom araçlar, endüstriyel ve altyapı sistemleri, finansal sistemler, telekomünikasyon sistemleri,  ulaşım ve altyapı sistemleri, şehir teknolojileri, tarım cihazları, askerî ve savunma sistemleri, otonom deniz araçları, dronelar ve otonom uçan cihazlar ve robotlar şeklinde sıralanabilir. Mevcut ya da var olabilecek tüm ‘akıllı sistemler’, insanların, toplumların, devletlerin aleyhine tahrip edici bir şekilde kullanılmıştır ve de gittikçe daha da tahrip edici bir şekilde kullanılacaktır. İblis’in yolundan gidenlerin uygulayacağı temel strateji, İblis’in stratejisi olacaktır (7/A’râf, 16-17).

Bu yazıda 5. nesil savaşlar kapsamındaki siber savaş teorisi ele alınıp değerlendirilecektir. Ancak konunun daha iyi anlaşılabilmesi için siber savaş merkezli olarak geçmiş savaşların analizi, temel özellikleri ana hatları ile ele alınarak bir altyapı inşa edilmeye çalışılacaktır.

Savaşların Tasnif Edilme Kriterleri ve Savaş Türleri

Cennette Hz. Âdem ile İblis arasında başlayan mücadele, Hz. Âdem ile eşinin yeryüzüne gönderilmesi ile sonuçlanmamış, Hz. Âdem’in nesilleri arasında tarih boyu devam etmiş ve de kıyamete kadar da sürecektir. Farklı renk, dil, boy, kabile, kavim, aşiret, millet ve de ümmetlerin ortaya çıkışı ile bu mücadeleler çeşitli vasıtalarla değişik şekiller almıştır. Mücadelelerin vasıtası, şekli, büyüklüğü, katılanı ne olursa olsun bu mücadeleler için genelde savaş kavramı kullanılmıştır. Bu kavram zamanla karmaşıklaşmış, vasıtaları, şekli değişmiş fakat ana amacı ve hedefi değişmemiştir.

Tarihte çok büyük kültürel, sosyolojik, ekonomik, siyasi ve teknolojik değişimlerin meydana geldiği dönemlerde insanların, toplumların ve de sistemlerin değerlerinde, alışkanlıklarında, kullandıkları araç ve yöntemlerde çok büyük değişiklikler vuku bulmuştur. Zamanla teknolojik değişim gittikçe ağırlık kazanmış ve de değişimin âdeta merkezine oturmuş ve savaşların her boyutunu ciddi ölçüde değiştirmiştir. Teknolojik değişimi yakalayıp üretim yapanlar hem bölgelerinde hem de küresel düzlemde etkili olmuşlar, çevrelerinde ağırlık merkezi hâline gelmişlerdir.

Teknolojik değişimlerin en etkili olduğu alanlardan biri de savaşlardır. Gelişmeler savaşların yapısı, şekli ve muhtevası, kullanılan askerî taktik ve stratejiler, örgütlenme biçimleri ile sistemler, kullanılan araç ve gereçler üzerinde çok ciddi etkiler doğurmuştur. Süreci okuyup gerekli atılımları yapanlar kazanmış, bunu yapamayanlarsa kaybetmiştir. Hatta tarih sahnesinden silinmişlerdir.

İnsanlığın başlangıcından bugüne kadarki savaşlar değişik ölçütler kullanılarak tasnif edilmiştir. Savaşları sınıflandırmada kullanılan kıstaslar genellikle şunlardır: Savaşın amacı, mahiyeti, muhtevası, karakteri, kullandığı unsurlar, unsurlarındaki değişimler, taraftarları, nasıl olduğu, hedeflerindeki değişimler, aldığı şekil. Bunlar göz önüne alınarak savaşlar; nicel verilere, analiz düzeyine, kullanılan askerî unsurlara, amaçlarına, taraflarına ve tarihsel süreçlere/nesillere göre farklı türlere ayrılmıştır.[2]  Bu savaş türleri daha alt sınıflara ayrılarak analiz edilmektedir aynı zamanda. Burada bizi ilgilendiren tarihsel süreçlere/nesillere göre savaş türleridir. Siber savaşlar, bu kategori kapsamındadır. Bu tür ile ilgili yapılan sınıflandırmada kullanılan teknolojiler merkeze alınmıştır. Doğal olarak teknolojilerdeki gelişim zamanla ortaya çıkmıştır, teknolojinin mahiyetine bağlı olarak da süreç ciddi bir şekilde etkilenmiştir. Nesillere göre yapılan savaş sınıflandırması şu şekildedir: 1. nesil savaşlar (1648-1918), 2. nesil savaşlar (1918- 1945), 3. nesil savaşlar (1945-1989), 4. nesil savaşlar (1989-2000/2014), 5. nesil savaşlar/hibrit savaşlar/sessiz savaş (2000/2014---) (Şekil 1).[3]

 

Şekil 1: Savaşların dört nesil olarak tarihî süreci.[4]

 

Genel olarak nesil savaşlarının hem başlangıç ve bitiş tarihleri hem de muhteva ve kullandıkları araçlara ilişkin bir mutabakat yoktur. Tarihler ve muhteva uzmanlara göre değişmektedir.  1. nesil savaşlar insan gücü, 2. nesil savaşlar ateş gücü, 3. nesil savaşlar sanayinin sağladığı güç üzerine inşa edilmiştir[5]. Tarafların sahip olduğu imkânlara göre savaşlar şekillenmiş, kazanan ve kaybedenler belirlenmiştir. 3. nesil savaşlar sahip olunan sanayi imkânlarına göre mensuplarına oldukça yüksek hareket kabiliyeti kazandırmıştır. Uçak ve gemi sanayisindeki gelişmeler, bunları elinde bulunduranlara kuvvetlerini, karadan, havadan ve denizden çok uzak mesafelere, düşmanın derinliklerine hızlıca ulaştırma imkânı vermiş, harekât kabiliyetlerini artırmıştır. Uçak gemileri, denizaltılar, süpersonik uçaklar, havada uçaklara yakıt imkânı sağlanması, savaş sanayiinde meydana gelen baş döndürücü gelişmeler, atom, hidrojen bombaları gibi nükleer silahların geliştirilmesi, tahrip güçlerinin artırılması, 3. nesil savaşta öne çıkan özellikleridir. Görülebileceği gibi ilk üç nesil savaşlarda devlet merkezli askerî faktörler baskındır. 

  1. Nesil Savaşların Temel Özellikleri

Bu savaşlar, SSCB’nin çöküşü başka bir ifadeyle Soğuk Savaş’ın sona ermesi ile dijital dönüşümün/siber uzayın/yapay zekânın ortaya çıktığı döneme kadarki savaşlardır. Bu süreçte ABD, SSCB coğrafyasındaki yeni devletleri NATO’ya alarak, onlarla ittifak kurarak tek süper güç hâline gelmiştir. Rusya’yı batıdan, Çin’i de güneyden kuşatacak tarzda bir genişleme stratejisi geliştirmiştir. Ayrıca dünyanın birçok bölgesinde çeşitli krizler, bölgesel savaşlar çıkartarak etki alanını genişletme gibi bir stratejiyi yürürlüğe sokmuştur.[6] ABD’nin bu stratejisine karşı Rusya, 2013’te Gerasimov doktrinini, “kontrol edilen kaos”, inşa ederek 2014’ten itibaren “doğrusal olmayan savaş” adını verdiği doktrini yürürlüğe sokmuştur.[7]

İlk üç nesil savaşta çok önemli görülmeyen ve öne çıkmayan askerî faktörlerin dışında sosyal, kültürel, siyasi, ekonomik, psikolojik faktörler ve farklı insan unsurları sürece dâhil olmuştur. 4. nesil savaşta devlet güçlerinin yanı sıra devlet dışı aktörler olarak paralı askerler, özel askerî şirketler, teröristler, aşiretler, mezhepler, etnik unsurlar vb. sürece katılmış ve bir asimetri ortaya çıkmıştır. Bunlar, stratejinin, taktiklerin ve operasyonların önemli unsurlarına dönüşmüştür. Dolayısıyla harekâtın ağırlık alanı değişmiş, askerî harekât “kritik arazilerden” yerleşim bölgelerine, şehirlere kaymış, siviller ile savaşçılar iç içe geçmiş, aralarında görünür bir şekilde ayrım yapmak ciddi bir şekilde zorlaşmıştır. Bu sebeple “halkın içinde savaş kavramı” ortaya atılmıştır. Savaşın ağırlıklı olarak sivil yerleşim bölgelerine kaymasından dolayı konvansiyonel güçlerin kullanılması da çok zorlaşmıştır. Bununla birlikte 4. nesil savaşların kendisinden önceki savaşların üzerine inşa edilmiş olduğu gerçeği göz ardı edilmemelidir. Ancak yeni yetenekler, imkânlar ve süreçler sisteme dâhil edilmiştir.

  1. nesil savaşlarda ana hedef, kargaşa ortamı inşa ederek hedefe konan ülkeyi, ülkedeki yönetimi zayıflatmak, iş yapamaz hale getirmek, siyasi olarak yalnızlaştırmak ve yıllar süren düşük yoğunluklu bir çatışma içine sokarak yenmektir. Bu bağlamda bu savaşların özelliklerinden bazılarının hatırlanmasında fayda vardır:
  • Stratejiler, etki odaklı harekât ve gözlem, yönlendirme, karar ve harekât döngüsü ile inşa edilip uygulamaya sokulmaktadır.
  • Ana hedef, hedef ülkeyi yıpratmak, hedef ülkenin yönetimi ile halkının arasına açmak, ülke yönetiminin iradesini felç ederek çökertmek; karar veremez hâle getirmek, toplumsal dayanışmasını yıkmaktır. Bu sebeple düşmanı bir arada tutan temel değerlerine, eğitim ve ekonomik değerlerine zekice, sinsice, doğrudan ve dolaylı saldırılar düzenlemek, merkezî öneme sahiptir. Ana hedef, ekonomik ve eğitim sistemini çökertmektir. Bu amaçla insan hakları ve diğer algı tabanlı operasyonlar zenginleştirilmekte, küresel düzlemde ekonomik gizli ambargolar uygulanmaktadır. Etnik ve mezhebî farklılıklar, zengin-fakir, yöneten-yönetilen üzerinden dinî farklılıkların fay hatlarına enerji yüklenerek silah kullanmadan düşman unsurlar, kendi iç dinamikleri üzerinden uzun süreli çatışma ortamına çekilerek zayıflatılması hedeflenmektedir. Siyasi iktidarın ve devletin meşruiyeti günlük hayatta tartışmanın merkezine yerleştirilmektedir. Zihnî ve fikrî kafa karışıklığı sürekli kılınmaya çalışılmaktadır.
  • Bu savaşlarda teknoloji ağırlık merkezidir. Yüksek teknolojiye sahip silahları kullanan küçük bir askerî birlik daha etkin hâle gelmiştir. Silahlı insansız hava araçlarının kullanılması ile operasyonlar çok etkili olmaya başlamıştır. Bu sebeple düzenli ve düzensiz savaş görevlerini başarıyla yerine getirebilecek, hareket yeteneği yüksek askerî yapılanış mecburiyeti vardır. Askerî operasyonların planlanmasında ve uygulanmasında askerî olmayan yetenekler önemli ve etkindir. “Devlet dışı aktörler” etkin duruma gelmekte, taşeronlar kullanılmakta, özel askerî şirketler sürece katılarak vekâlet savaşları yapılmakta, iç savaşlar/ayaklanmalar çıkarılmakta, terör saldırıları yoğunlaşmakta, asimetrik çatışmalar yaygınlaşmakta ve de sivil ölümleri artmaktadır. Düşmanı imha etme yerine iradesini çözerek teslim olmasını sağlayacak fiziksel ve fiziksel olmayan “etki odaklı harekât yaklaşımı” baskın duruma gelmiştir.
  • Saldıran devlet, ülke, genelde saldırıyı bizzat kendisi yapmamakta, “vekâlet savaşları” stratejisini hayata geçirerek kendisini gizlemektedir. Ajanlar, teröristler ve silahlı gruplar, gizlenmek ve daha kolay hareket edebilmek için toplumun içine girmektedirler. Bu sebeple teröristlerle, ajanlarla siviller arasında ayırım yapmak zorlaşmaktadır.
  • Bu savaşlarda önemli unsurlardan biri de göçmen savaşçılar ve göçmenlerdir. Bu insan unsurları kullanılarak hedef ülkenin sosyolojik yapısı zayıflatılmaya ve de ülke dolaylı bir şekilde işgal edilmeye, parçalanmaya çalışılmaktadır.
  • Bu savaş türünde baskın güç, dijital teknolojideki gelişmeler olduğundan medya, sosyal medya, ağlar üzerinden yürütülen bilgi savaşları ve psikolojik savaşla muhalif karar vericilerde kafa karışıklığı meydana getirilerek kolay ve doğru karar vermeleri engellenmeye çalışılmaktadır.
  • Oldukça karmaşık psikolojik savaş yürütülerek medya ve sosyal medyada yönlendirilmiş haberler üzerinden halkın kafası karıştırılarak devlete, yönetime karşı güvensizlik inşa edilmeye ve halk tabanında ümitsizlik ve öfke oluşturulmaya çalışılmaktadır.
  • nesil savaşlardaki “konvansiyonel askerî yetenekleri”, “konvansiyonel olmayan tehditlere karşı kullanmada ciddi zorluklar ortaya çıkmış”; uçaklar, tanklar, füzeler ve toplar gibi etkili konvansiyonel silah sistemleri eskiye nazaran daha etkisiz hâle gelmiştir. “Hiyerarşik ve büyük askerî teşkilat yapıları”, “klasik askerî planlama ve karar alma süreçleri” ve “operasyonların yönetimindeki usul ve esaslar” eskiye nazaran çok zayıflamıştır. Bu sebeple 4. nesil savaşlarda askerî kuvvetler, bilgi teknolojilerinden çok daha fazla yararlanmakta, ağ tabanlı bir yönetim oluşturularak, birlikler küçültülmekte ve karargâhlar büyütülmektedir. [8]
  1. Nesil Savaşlar/Hibrit Savaşlar/Sessiz Savaş

Siber savaşlar, 5. nesil savaşlar kapsamında değerlendirildiğinden bunların ana özelliklerinin ve diğer savaşlardan farklı yönlerinin değerlendirilmesi şarttır.[9] Dijital teknoloji, yapay zekâ teknolojisi, nanoteknoloji ve biyoteknolojide meydana gelen korkunç değişim ve gelişim, 4. nesil savaşların mantığını çok etkilemiş, doktriner değişikliklere sebep olmuş, belirsizlikleri ve asimetrik etkileri artırmış, bilgi savaşlarını hızlandırmıştır. Teknolojik gelişmelere bağlı olarak 4. nesil savaşlara siber savaşın ve drone savaşlarının eklenmesi ile 5. nesil savaşlar ortaya çıkmıştır. Bu isim üzerinde genel bir mutabakat yoktur. ABD’nin 2018 tarihli “Ulusal Askerî Stratejisi”ndeki yaklaşımları, Rusya’nın 2014’teki “doğrusal olmayan savaş”, ABD tarafından “varoluşsal düşman” konumuna yerleştirilen Çin’in 2015’teki “bilgi tabanlı savaşı kazanma” konsepti 5. nesil savaş kapsamında yapılan isimlendirmeler olarak değerlendirilebilir.[10]

Hibrit/sessiz savaş kavramı, bünyesinde bir araya gelme imkânı bulunan farklı savaş türlerinin bir entegrasyonudur. Hibrit savaş, 4. nesil savaşlara siber savaş, dijital savaş gibi yeni savaş türlerinin eklenmesi ile ortaya çıkan çok karmaşık yeni bir savaş türüdür. Hibrit savaş yeni bir savaş türü olup aşağıda ifade edilen temel özellikler üzerine inşa edilmiş olduğundan diğer savaşlardan köklü biçimde ayrılmaktadır.[11]

  • Hibrit savaşta ana amaç toprak işgal etmek değil, hedef ülkede arzu edilen etkileri oluşturarak kendine tâbi olabilecek bir yönetimi iş başına getirebilmek ve onun üzerinden istenen her şeyi dikkatleri çekmeden icra edebilmektir.
  • Hibrit savaşta, “büyük veri” (big data), “veri mühendisliği” (data-mining), sosyal-medya ve diğer internet araçları çok etkin ve önemli bir şekilde kullanılmakta ve de kullanılacak; “ağlar savaşının” ağırlığı artacaktır. Bu sebeple de “savaş her yerde olacaktır.” Hibrit savaşın etkili olabileceği bu yeni alan, “siber uzay” diye isimlendirilmektedir.
  • Çatışma ortamı, politik, ekonomik, psikolojik, bilişim ve propaganda faaliyetleri ile diğer askerî olmayan faaliyetlerin, sivil halkın ve gerektiğinde özel kuvvetler dâhil askerî güçlerin iç içe geçmiş bir şekilde kullanıldığı bir ortamdır. Devletler ve devlet dışı aktörler birlikte ve aynı anda hareket etmektedir. Fakat asker dışı unsurlar baskındır ve de etkileri gittikçe daha da artacaktır.
  • Hibrit savaşta, ana aktör halktır. Halk, savaşın hem amacı hem de hedefidir. Saldırılan ülkenin toplumsal hassasiyetleri, psikolojik yapısı, zafiyetleri ve sosyolojik fay hatları hedefe konmaktadır.
  • Tüm güç unsurları, vasıtaları ve tüm savaş bileşenleri operasyonel/taktiksel düzeyde yenilikçi bir tarzda, en uygun şekilde birleştirilip bütünleştirilmekte ve eş zamanlı kullanılmaktadır.
  • Yapılan saldırının anlaşılmaması için şuurlu bir şekilde kaos inşa edilmektedir. Saldırı önemsiz bir şeymiş gibi gösterilerek hedef ülkenin dikkati dağıtılmakta ve de cevap vermesi engellenmeye çalışılmaktadır. Kurbağa haşlama stratejisi uygulandığından hedef ülkenin ne olduğunu anlayamaması için yapılan harekâtlar zamana yayılmaktadır.
  • nesil savaşların en önemli özelliklerinden biri, savaş ve barış arasındaki çizginin aşırı ölçüde bulanıklaşması ve de her geçen gün farklı, yeni yöntemler ve araçlar kullanılarak bulanıklığın daha da artmasıdır. Bulanıklık artırılarak saldırılan ülkenin, saldırıya uğradığının farkına varamaması ve de tedbir almaya lüzum hissetmemesi sağlanmak istenmektedir. Yapılan işin bir saldırı olduğu fark edildiğinde, hedefe konan ülkenin cevap verebilecek zamanı ve de hazırlığı olmamış olacak ve iş işten geçmiş olacaktır.
  • Öncelikli strateji, savaşmadan kazanmak olduğundan askerî olmayan imkânlarla, araçlarla sonuç almak öne çekilecek, muharebe sahası daralacak, fakat savaş alanı genişleyecek; karar verici ülke yöneticileri üzerine daha çok psikolojik baskı uygulanacaktır. Dolayısıyla düşman kuvvetlerin imha edilmesinden ziyade, mevcut sistemlerinin işlemez hâle getirilmesi, siyasi otoritesinin yıkılması, değiştirilmesi daha da önemli olacaktır.
  1. nesil savaş olan hibrit savaşla ilk dört nesil savaş, Tablo 1’de karşılaştırılmaktadır. Bu mukayese geleceğe dönük bir projeksiyon ortaya koyması açısından önemlidir.

 

Tablo 1: Hibrit savaşın diğer savaş konseptleri ile karşılaştırılması[12]

 

Sonuç: Siber Uzay ve Siber Savaş

Dijital teknolojinin baş döndürücü bir şekilde gelişmesi ve genişlemesi ile ağ merkezli yeni bir savaş türü olan siber savaşlar ağırlık kazanmış ve de her geçen gün önemini ve de ağırlığını gittikçe artırmaktadır.[13] Dijital teknolojideki bu gelişim, hibrit savaşa beşinci savaş alanı olarak yeni bir alan ve de yeni bir savaş eklemiştir: “Siber uzay”, “siber savaş”. Siber uzayın meydana gelmesi ile birlikte saldırılar, uzaydan yere, yerden uzaya ve uzaydan uzaya şeklinde vuku bulacaktır (Şekil 2).

Şekil 2: Beşinci savaş alanı siber uzay.[14]

 

Siber (cyber) kavramı “internete ilişkin”, “bilişim teknolojisine ilişkin, bilgisayarlara ya da internete ait[15], sibernetik ise “güdüm bilimi” anlamına gelmektedir.[16] Siber uzay için literatürde değişik tanımlamalar yapılmıştır: “Bilgisayar ağları üzerinde sayısallaştırılmış bilginin iletildiği düşünsel ortam”. “Bilgisayar ve füzelerden, güneşten gelen ışınlara kadar elektronik ve elektromanyetik görüngenin kullanımı ile karakterize edilen alan”. Türkiye’nin 2016-19 Ulusal Siber Güvenlik Stratejisi Belgesi’nde ise şöyle denmiştir: “Tüm dünyaya ve uzaya yayılmış durumda bulunan Bilişim sistemlerinden ve bunları birbirine bağlayan ağlardan veya bağımsız bilgi sistemlerinden oluşan sayısal ortam”.

Tanımlamada ağırlık merkezi, tüm dünyaya ve uzaya yayılmış olan bilişim sistemlerinin varlığıdır. Bu bilişim sistemleri, ağlarla birbirine bağlı olabilir, olmayabilir de. Her iki durumda da sayısal bir ortam vardır. Dolayısıyla siber uzay, fiziksel ve sanal olmak üzere iki ana boyuta sahiptir. Siber uzayın fiziksel yapısı, bilgisayarlar, akıllı telefonlar, her türlü akıllı nesneler, sayısal elektronik cihazlar, algılayıcılar, uydu sistemleri, bütün bilgisayar ağlarını içeren, internet ve her türlü bilgi ve iletişim sistemleri ve kullanıcılardan oluşmaktadır. Buna karşılık siber uzayın sanal yapısı ise fiziksel yapıdaki işletim sistemleri, yazılım ile üretilen, iletilen ve depolanan her türlü veri ve bilgileri ihtiva etmektedir.

Siber uzayın fiziksel ve sanal yapısı, hibrit savaş denklemindeki her türlü terör olayları dâhil tüm saldırılar, kültürel, psikolojik, sosyolojik, ekonomik, diplomatik ve askerî savaşlar için çok cazip hale gelmiştir. Bu sebeple siber uzay, hibrit savaş denkleminde siber savaşların cereyan ettiği ve de şiddeti artarak devam edeceği bir ortamdır. Siber uzayda hâkimiyet tesis edenler veya siber ortamda etkin olanlar, burada varlık gösteremeyenler üzerinde her türlü baskıyı uygulayarak istediklerini almak isteyeceklerdir. Bu gelişme, tüm uluslararası ilişkileri etkileyecek ve ona yeni bir renk ve veçhe kazandıracaktır.

Siber uzayla ilgili olduğu gibi siber savaşla ilgili de çok farklı tanımlar yapılmaktadır, muhtemelen gelişmelere bağlı olarak da bunlara yenileri eklenecektir. “Bilgisayar sistemlerinin düşman sistemlerine zarar vermek veya yok etme maksadıyla kullanıldığı bir savaş tipi.” “Düşmanın politik, askerî veya ekonomik bilgilerine ve bilgi sistemlerine zarar vermek veya kendi bilgilerini ve bilgi sistemlerini korumak için bilgi üstünlüğü sağlamaya yönelik faaliyetler.” “Devletler veya devlet benzeri aktörler tarafından gerçekleştirilen, kritik ulusal altyapıları, askerî sistemleri veya ülke için önemli endüstriyel yapıyı tehdit eden, simetrik veya asimetrik, saldırı veya savunma maksatlı dijital ağ faaliyetleri.” “Siber ortamda bilişim sistemleri kullanılarak bilişim sistemlerine yönelik saldırılar ile bunlara karşı alınan güvenlik tedbirlerinden oluşan faaliyet ve mücadeleler bütünü.” “Sahip olunan siber varlıkları ulusal çıkarlar ve menfaatler çerçevesinde korumak için karşı tarafın bilişim sistemlerine zarar vermek, hizmetlerini durdurmak veya bozmak için bir başka ülkenin bilişim teknolojisi sistemlerini yavaşlatmak, bozmak, hizmetini aksatmak veya ele geçirmek amacıyla yapılan saldırılar; yapılacak saldırilara karşı koymak için başvurulan bir durumdur.”

Tanımların hepsinin ortak paydası, siber uzay ve siber uzayda bilgisayar ağları üzerinden yapılan saldırı ve savunma hareketleridir. Dolayısıyla bu savaş türünün kendi içerisinde barındırdığı özel kurallar bulunmasına rağmen ağırlık merkezi kuralsızlık, bilinmezlik, sürprizler, simetrik, asimetrik ve hibrit her türlü yaklaşımlardır. Bu sebeple tahmin edilmesi, öngörülerin yapılması zor özel bir dünyası vardır. Siber savaşla birlikte savaş her yerde olacak, bu bağlamda âdeta zaman ve mekân ortadan kalkmış gibi olacak ve savaşlar kesintisiz olacaktır. Bu savaşta asıl amaç, toprak işgal etmek değil; gerekli ortamı ve etkileri inşa ederek karşı tarafın iradesini felç ederek teslim almaktır. Bu sebeple stratejik aklın çok yoğun, dikkatli ve de hassas bir şekilde kullanılması gerekmektedir. Bu süreçte duygusallığa asla yer yoktur ve de hissî davranılmamalıdır.

Hak ile batıl arasında savaş kıyamete kadar şiddetlenerek devam edecektir. Bu sebeple İblis’in Allah’a isyan ederek yaptığı yemin asla unutulmamalıdır; İblis ve onun batıl yolundan gidenlerin yapacağı askerî saldırılar dâhil her türlü siber saldırıya hazır olunmalı, gereği yapılmalı, onlara fırsat verilmemelidir. İblis’in yemininde insan beynindeki farklı karar merkezlerine, psikolojik ve biyolojik merkezli (çip takma olgusu) siber saldırı yapacağı gerçeği vardır ve bu asla unutulmamalıdır: “(İblis) dedi ki: ‘Madem öyle, beni azdırdığından dolayı onlar(ı insanları saptırmak) için mutlaka senin dosdoğru yolunda (pusu kurup) oturacağım.’ ‘Sonra da muhakkak önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından kendilerine sokulacağım. Onların çoğunu şükredici bulmayacaksın.’” (7/A’râf, 16-17).

Ve şunu hep hatırlayalım, Allah dedi ki: “Onlardan güç yetirdiklerini sesinle sarsıntıya uğrat, atlıların ve yayalarınla onların üstüne yaygarayı kopar, mallarda ve çocuklarda onlara ortak ol ve onlara çeşitli vaatlerde bulun. Şeytan, onlara aldatmadan başka bir şey vadetmez. Senin benim (muhlis) kullarım üzerinde hiçbir zorlayıcı gücün (hâkimiyetin) yoktur. Vekil olarak Rabbin yeter.” (17/İsrâ, 64-65).

 

[1] Sun Tzu, Savaş Sanatı, çev. Gizem Özdemir, Pınar Yayınları, İstanbul, 2023, s. 17.

[2] Ebru Canan-Sokullu, “Savaş Türleri”, Güvenlik Yazıları Serisi, 2019, sayı: 22.

[3] Ebru Canan-Sokullu, agm. Ufuk Uras, “Beşinci Nesil Savaş/Sessiz Savaş”, Harkul Savunma Araştırma Merkezi, Kasım 2020. Şengönül Abdullah, Dördüncü Nesil Savaş Kapsamında Türkiye için Stratejik Tartışmalar, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Basılmamış Doktora Tezi, Konya, 2018.

[4] Mustafa Şenol, “Hibrit Savaş Kapsamında Siber Savaş ve Siber Caydırıcılık”, Siber Güvenlik ve Savunma Farkındalık ve Caydırıcılık, Şeref Sağıroğlu, Mustafa Alkan, ed. Grafiker Yayınları, Ankara, 2018, s. 180-195.

[5] Ufuk Uras, agm.

[6] Ufuk Uras, Beşinci nesil Savaş/ Sessiz Savaş, Harkul Savunma Araştırma Merkezi, Kasım 2020

[7] Mustafa Şenol, agm. s.180- 195. Valeriy Gerasimov, “Öngörüde Bilimin Değeri, Yeni Meydan Okumalar Savaşın Şekil ve Usullerini Yeniden Değerlendirmeyi Gerektirmektedir”, çev. Kemal Üçüncü.  https://odatv4.com/analiz/cok-konusulan-gerasimov-doktrini-nedir-03051855-138093. Ali Gök, Hibrit Savaşlar: Rusya’nın Afganistan (1979) Ve Ukrayna(2014) Askerî Müdahaleleri İle İsrail-Lübnan Savaşları (1982, 2006) Örnek Olayları Işığında Tarihsel Mukayeseli Bir İnceleme, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü Basılmamış Doktora Tezi, Ankara, 2019, s. 13- 30; 81-100. Ali Nedim Karabulut, “Eski Savaş, Yeni Strateji: Rusya’nın Yirmi Birinci Yüzyıldaki Hibrit Savaş Doktrini ve Ukrayna Krizi’ndeki Uygulaması”, Uluslararası İlişkiler, cilt: 13, sayı: 49, 2016, s. 25-42.

[8] Ufuk Uras, agm. Abdullah Şengönül, age. Yücel Özel, Ertan İnaltekin, Melih Arda Yazıcı, “Savaşın Değişen Modeli: Hibrit Savaş”, Milli Savunma Üniversitesi, İstanbul, 2018, no: 18/02. Yusuf Özer, “Savaşın Değişen Karakteri: Teori ve Uygulamada Hibrit Savaş”, Güvenlik Bilimleri Dergisi, 2018, 7(1), s.  29-56.

[9] Hibrit/sessiz savaşla ilgili ayrıntılı değerlendirme için bk. Burhanettin Can, “21. Asrın Firavun ve Nemrutları Sonlarını Hazırlarken-2: Şer İttifakı’nın İslâm Coğrafyasındaki Siber Saldırıları”, Umran, 2026, sayı: 381, s. 4-11.

[10] Ufuk Uras, agm. Mustafa Şenol, “Hibrit Savaş Kapsamında Siber Savaş ve Siber Caydırıcılık”, Siber Güvenlik ve Savunma Farkındalık ve Caydırıcılık, s. 181-221.

[11] Ufuk Uras, agm. Yusuf Özer, agm., s. 29-56. Mustafa Şenol, agm., s. 181-221. Erol Işıkçı, Erman Kiraz, “Hibrit Savaş Kavramının Yeni Savaşlar Perspektifinden İncelenmesi”, SAVSAD Savunma ve Savaş Araştırmalar Dergisi, 2020, cilt: 30, sayı: 2, s. 253-266.

[12] Erol Işıkçı, Erman Kiraz, agm.

[13] Şeref Sağıroğlu, “Siber Güvenlik ve Savunma: Önem, Tanımlar, Unsurlar ve Önlemler”, Siber Güvenlik ve Savunma Farkındalık ve Caydırıcılık, s. 21- 45. Güzin Ulutaş, “Siber Güvenlik ve Savunma: Farkındalık ve Caydırıcılık”, Siber Güvenlik ve Savunma Farkındalık ve Caydırıcılık, s. 85-101. Mustafa Şenol, agm., 180-195. Uras Ufuk, agm.

[14]  Mustafa Şenol, agm.

[15] B. Orhan Doğan, Living English Dictionary: İngilizce Türkçe; Türkçe-İngilizce Sözlük; Living Diamond, Kılavuz Yayınları, 2013

[16] Türkçe Sözlük, Türk Dil Kurumu, Ankara, 2005.

 

1 Mayıs 2026 Cuma

21. ASRIN FİRAVUN VE NEMRUTLARI SONLARINI HAZIRLARKEN-2: ŞER İTTİFAKI’NIN İSLÂM COĞRAFYASINDAKİ SİBER SALDIRILARI

 Prof. Dr. Burhanettin Can  – Umran Dergisi/Mayıs 2026-381. Sayı

“Gerçek şu ki, onlar hileli-düzenler kurdular. Oysa onların düzenleri, dağları yerlerinden oynatacak da olsa, Allah katında onlara hazırlanmış düzen vardır.” (14/İbrahim, 46)

Önceki yazımızda ABD-İsrail ve İran arasındaki savaş, hibrit savaş teorisi kapsamında analiz edilmişti. O yazıda siber saldırı kapsamında Şer İttifakı’nın (ABD-İsrail) İran’ın lider kadrosunu sokak kameralarını takibe alarak öldürmeleri nispeten ayrıntılı bir şekilde ele alınıp değerlendirilmişti. Bu hadise, siber savaş teorisinin ilginç boyutlarından biridir. Siyonist şebeke Büyük İsrail projesi kapsamında hibrit savaşı tüm bölgeye yaymak için HAMAS, Hizbullah ve İran liderlerine kadar uzanan geniş bir yelpazede çok yoğun bir siber saldırı gerçekleştirmiştir.

Bu yazıda, siber savaş teorisinin ve kapsamının daha iyi anlaşılıp gereğinin yapılabilmesi için siber savaşın ilginç uygulamalarından ve İslam coğrafyasında 21. asrın Firavunlarının bizzat uyguladıkları bazı siber saldırı örnekleri üzerinde durulacaktır.

Lübnan’da Hizbullah’ın Kullandığı Çağrı Cihazları Üzerinden Yapılan Siber Saldırı

Lübnan’da 17-18 Eylül 2024 tarihinde Hizbullah’ın kullandığı telsiz ve çağrı cihazları, eş zamanlı patlatılarak toplamda 32 kişi ölmüş ve 3 bin 250’den fazla kişi de yaralanmıştı.[1] Siyonist işgal rejimine karşı bağımsızlık mücadelesi veren HAMAS ve Hizbullah mensupları, 7 Ekim Aksa Tufanı Harekâtı’ndan sonra cep telefonları üzerinden herhangi bir operasyon yememek için çağrı ve telsiz cihazları kullanmaya başlamışlardır. Hem konumlarını hem de konuşmalarını Şer İttifakı’na karşı güvence altına alabilmek için böyle bir çözüm yolu bulmuşlardır: Nasrallah şöyle demiştir: “Size söylüyorum ki, elinizdeki telefon, karınızın elindeki telefon ve çocuklarınızın elindeki telefon bir ajandır. Bu, basit bir ajan değil, ölümcül bir ajandır. Belirli ve doğru bilgiler sağlayan ölümcül bir ajandır...”[2]

Hizbullah mensupları bu uyarı/ikaz üzerine cep telefonlarını bırakarak çağrı ve telsiz cihazları kullanmaya başlamışlardır. Hizbullah’ın kullandığı yüzlerce çağrı cihazı (AR-924), Gold Apollo firmasına aitti ve Tayvan yapımı gözüküyordu. AR-924 çağrı cihazlarının çok önemli bir özelliği 85 güne kadar ömrü bulunan lityum pillerinin kullanılmasıydı. Elektrik kesintilerinin yaygın olduğu Lübnan için lityum pilli bu cihaz bir tercih nedeniydi. Bu çağrı cihazları ayrıca cep telefonlarından farklı bir kablosuz ağda çalışıyor ve 100 karaktere kadar kısa mesaj alabiliyordu.

Bundan dolayı dünyada birçok hastanenin personeli bu cihazları kullanmış ve hâlen kullanmaktadır. Tayvanlı şirket Gold Apollo, 2022’nin başından Ağustos 2024’e kadar çoğunluğu Avrupa ve Amerika olmak üzere 260 bin çağrı cihazı üretip ihraç etmiştir. Hizbullah’a satılan çağrı cihazlarına böyle bir firmanın bizzat kendileri tarafından patlayıcı madde yerleştirmesi ticari anlamda pek akla uygun değildir. Olaylar üzerine Gold Apollo firması, Hizbullah’ın elindeki cihazları kendisinden değil de Macaristan’ın Budapeşte şehrinde bulunan, kendilerinin ruhsat verdiği BAC Consulting isimli şirketten aldığını açıklamıştır.

Hizbullah, muhtemelen güvenlik endişesi ile çağrı cihazlarını doğrudan Gold Apollo firmasından değil de aynı markayı satan, aracı firma gözüken Budapeşte’deki BAC Consulting firmasından almayı tercih etmiş olabilir. Dikkat çekici olan, BAC Consulting CEO’su diye takdim edilen Cristiana Barsony-Arcidiacono’nun “Biz üretim yapmıyoruz. Sadece bir aracıyız.” şeklinde açıklama yapmasıdır.[3] Bunu göz önüne aldığımızda, BAC Consulting firmasını muhtemelen, MOSSAD tarafından ya satın alınmış ya da fiilen kurdurulmuş paravan bir şirket ya da içerisine sızılmış bir şirket şeklinde değerlendirmek mümkündür.

Hangi şekilde olursa olsun BAC Consulting firmasının Tayvan’daki Gold Apollo firmasından alınan “AR-924 (Pager) çağrı cihazlarına MOSSAD tarafından “Kod alan ve bir anahtarla uyarılan kart şeklinde patlayıcılar”, “patlayıcı bileşikler olan pentaeritritol tetranitrat veya heksojen yerleştirilmiştir.”[4] Patlayıcı ve casus programı yerleştirme işlemi İsrail’de yapılabileceği gibi bizzat Budapeşte’de de yapılması ihtimal dâhilindedir. Bu müdahaleden sonra BAC Consulting firması da casus yazılımı ve patlayıcı içeren bu cihazları, Lübnan’a sipariş veren firma ya da şahsa teslim etmiştir.[5] Nitekim değişik medya kanallarında verilen haberlerin analizi, olayın bu boyutunu doğrulamaktadır. Sky News Arabia’nın haberine göre “MOSSAD, Lübnan’da Hizbullah’ın elindeki 5 ay önce ithal edildiği söylenen çağrı cihazlarının pillerine önceden patlayıcılar yerleştirmiş ve pillerin sıcaklığını aynı anda, uzaktan yükselterek cihazları patlatmıştır.” El-Cezire televizyonunun haberine göre de “cihazların pillerine yerleştirilen patlayıcı, 20 gramın altında idi.”[6] 

Çağrı cihazlarına, aynı anda yoğun, sürekli mesajlar gönderilerek pillerinin ısısı yükseltilebiliyor. Yapılan siber saldırının bu olgu üzerine inşa edildiği anlaşılmaktadır. Lübnan ve Suriye’de Hizbullah üyelerinin taşıdığı “Pager” cihazlarına saldırılardan hemen önce “Sakın saldırmayı düşünme!” şeklinde 100 karakteri geçmeyen mesajlar yollanmış ve kısa sayılmayacak “BİPPPPP” sesinden sonra da çağrı cihazları patlatılmıştır.[7] Lübnan-Suriye hattında Hizbullah üyelerine yapılan bu siber saldırı, ABD ordusundan emekli jeopolitik uzmanı ve ABD Dışişleri Bakanlığı eski danışmanı Rich Outzen tarafından farklı bir bakış açısıyla değerlendirilmiştir. Ona göre Lübnan-Suriye hattında çağrı cihazı ve telsiz üzerinden yapılan saldırı, muhtevası ve geleceğe etkileri açısından özel olarak dikkate alınıp değerlendirilmeli, analiz edilmelidir. Bu olay bünyesinde 21. yüzyılda siber uzayda olabilecek siber savaşlar için önemli mesajlar taşımaktadır:

“Cep telefonlarına patlayıcı konulması yeni bir yöntem değildir. Ancak Lübnan’da gerçekleştirilen saldırının hazırlık aşaması, kullanılan yöntem ve çoklu saldırı konsepti bakımından bir ilktir. Bu ölçekte ve derinlikte bir saldırıyı kopyalamak pek çok grup için zor olsa da hassas bölgeler için, havalimanları, siyasi karargâhlar ve ulusal liderler için dikkat edilmesi gereken hususlar listesine alınmalı. Kesinlikle 21. yüzyılda hepimizin endişe etmesi gereken yeni bir tehdit olduğu kabul edilmelidir. Bu kadar çok sayıda patlayıcının aynı anda uzaktan patlatılmasının başka devletlerin ve çok az da olsa bazı örgütlerin yapabileceği bir eylem türü olduğunu kabul etmek gerekir. Çevrim içi sipariş sitelerinin kötü niyetli gruplar tarafından terör saldırısı için kullanılması gerçek bir tehdittir. ABD’de genel kanaat, İsrail istihbaratının Hizbullah’ın verdiği siparişi tespit ederek ya üretim merkezinde ya da sipariş yoldayken müdahale ederek cihazlara patlayıcı koyduğu yönündedir. Son telsiz patlamaları, fizikî bir manipülasyonla cihazlara müdahale edildiği ihtimalini daha da güçlendirmektedir. “İsrail bu unsurlarla konvansiyonel bir çatışmaya girmek yerine onların zayıf olduğu istihbarat yöntemlerini kullanmayı tercih etmiştir.”[8]

Dünya kamuoyu ilk kez böyle bir saldırının varlığına şahit olmuş ve çok şaşırmıştır: Gazeteci yazar Hamilton Wende ‘Bu kadar çok insanın bir siber saldırıda tam olarak saldırı anında yaralandığını göz önüne alarak bu saldırının daha önce bir benzerini yaşamadığımızı söyleyebiliriz. Siber saldırı ve askerî müdahalenin bir kombinasyonu olması yaşananları eşsiz değilse de çok sıra dışı hâle getiriyor. Üstelik şimdiye kadar sonuca ulaşan saldırıların en büyüğü. Bizi nasıl etkileyeceğini bilmek zor.’” [9]

Hizbullah’a yapılan bu saldırı ile Rusya’ya yapılan Kursk saldırısının ortak paydaları aynı idi. Kursk ve Hizbullah’a yapılan çağrı cihazı saldırıları, siber savaşta yeni bir dönemi başlatmıştır.

İsrail’in Siber Saldırı Birimi: Unit 8200 “İnsan-Makine Takımı”

İsrail, siber savaşları yönetmek ve icra etmek üzere Unit 8200 adı altında çok özel bir istihbarat birimi kurmuştur.[10] Unit 8200, yapay zekâ verileriyle düşman konumuna koyduğu şahısların yerlerini tespit ederek, bulundukları konumda sivil zayiata bakmaksızın onları imha etmeyi gerçekleştirmek amacıyla oluşturulan bir siber saldırı mekanizmasıdır. Unit 8200, çağrı cihazları ve telsizlere patlayıcıları yerleştirip onları uzaktan patlatarak hedefi yok etmek ya da hedefe ciddi zayiatlar vermek üzere çizilmiş bir strateji uygulamaktadır. HAMAS’ın 7 Ekim saldırısı öncesindeki istihbarat başarısızlığının sorumluluğunu üstlenerek istifa eden Tuğgeneral Yossi Sariel, İsrail’in uygulaması gereken siber savaş strateji ve taktiklerini yazdığı The Human-Machine Team (İnsan-Makine Takımı) isimli kitapta konuyu ana hatları ile açıklamakta; geleceğin dünyasında insan-makine/yapay zekâ-derin öğrenme denkleminin önemine dikkat çekmektedir.

İsrail’in Unit 8200 birimi, İslâm dünyasında siber saldırıyı merkeze alarak birçok saldırı gerçekleştirmiştir. İran’ın nükleer altyapısını hedefleyen ve tarihe ilk büyük siber savaş saldırısı olarak geçen Stuxnet Operasyonu, 2017’de Lübnan’ın Telekom altyapı şirketi Oregon’a düzenlenen siber saldırı bu bağlamda ilk akla gelenlerdir. Ayrıca 2018’de Avustralya’dan Birleşik Arap Emirlikleri’ne yol alan bir uçağa yönelik IŞİD saldırısının engellenmesi, HAMAS’a The Gospel ve Lavender isimli siber savaş yazılımları ve Lübnan-Suriye hattında Hizbullah mensuplarına çağrı cihazları üzerinden yapılan saldırılar da bu çerçevede değerlendirilmelidir.

Şer İttifakı’nın İran’da Sokak Kameralarını Kullanarak İran’ın Lider Kadrosuna Siber Saldırısı

Şer İttifakı’nın İran’a karşı 28 Şubat 2026’de başlattığı hibrit savaşın, çok boyutlu ve çok eksenli şekilde analiz edilmesi gerekmektedir. Dijital teknolojinin uydular aracılığıyla kullanılabilme imkânı siber savaş bağlamında hibrit savaşa ayrı bir boyut ve derinlik kazandırmıştır.  Bir taraftan şehirler, sivil halk bombalanırken diğer taraftan İran’ın önde gelen lider kadrosuna siber saldırılarla suikastlar düzenlenmiştir. Bu siber saldırılar, “yıllarca süren dijital zemin hazırlığı olan bir çalışmanın” ve “daha geniş bir dijital organizasyonun” eseri olarak gerçekleştirilmiştir. “Tahran’daki trafik kameralarının neredeyse tamamı yıllar önce ele geçirilmiş, görüntüler şifrelenip Tel Aviv ve güney İsrail’deki sunuculara aktarılmıştır.” Hamaney’in konutunun yakınındaki Pasteur Caddesi’ndeki güvenlik görevlilerinin araçlarını nereye park ettiğini, ne zaman nöbet değiştirdiğini ve hangi üst düzey yetkiliyi koruduklarını gösteren ayrıntılı profiller oluşturmak için sokak kameraları kullanılmıştır.

Böyle bir sonucun elde edilmesinde iki ana faktör etkili olmuştur:

  1. Pentagon-OpenAI Antlaşması (“Yapay Zekânın Askerîleşmesi”), 2. Elon Musk’ın “Starlink ve Uydu İstihbaratı.” Böylece istihbarat örgütleri (CIA, MOSSAD) bu firmalar üzerinden ülkelerin coğrafi konumlama verilerini çok rahat bir şekilde kullanma imkânına sahip olmuşlardır.

Elon Musk’ın SpaceX şirketi tarafından geliştirilen Starlink uydu internet sistemi sayesinde, İsrail, “drone operasyonlarını ve hava saldırılarını” koordine etmiştir. İsrail siber istihbarat ağı vasıtasıyla, İran’ın rejime karşı çıkan protestocuları izlemek için kullandığı kamera ağı, bir siber sızma hareketi ile İsrail tarafından İran devletinin lider kadrosunu izleyen bir araç hâline dönüştürülmüştür.[11]

İran, Starlink aracılığıyla yürütülen bu siber saldırıları engelleyebilmek, yok edebilmek için daha sonra Rusya’dan Krasukha-4 ve Murmansk-BN sistemlerini alarak kendi siber güvenlik sistemine entegre etmiş ve savaş boyu çok başarılı bir şekilde kullanmıştır.[12]

Siber Saldırı İçin Elektromanyetik Dalgaların Silah Olarak Kullanılması

Çin elektromanyetik dalgaları silaha dönüştüren ülkelerden biridir. Çin elektromanyetik dalgaların farklı frekans/dalga boylarını kullanarak bir siber saldırı silahı geliştirmiş ve bunu değişik alanlarda kullanmaktadır. 2016-2018 tarihleri arasında ABD’nin Küba ve Çin’de görevli 40 diplomatına elektromanyetik dalgaları kullanarak çok özel bir saldırı yapmış ve sonucunda da başarılı olmuştur. Yapılan siber saldırının sonucu diplomatlarda “mide bulantısı, baş ağrısı, yüksek ses duyumu, kafatasında baskı, dengesiz yürüme, görme bozuklukları ve baş dönmesi” gibi bir dizi rahatsızlık meydana gelmiş ve sebebi o gün tespit edilememiştir. “Dört yıl sonra ABD Ulusal Bilimler Akademisi, vuku bulan bu rahatsızlıkları” “Havana Sendromu” şeklinde adlandırmış ve bunun sebebinin “yönlendirilmiş mikrodalga enerjisi” olduğunu açıklamıştır.[13] Ağustos 2020’de Çin ile Hindistan arasındaki sınır gerginliğinde de Çin, Hintli askerlere karşı mikrodalga silahı kullanarak onları etkisizleştirmiştir.  Çinli Profesör Jin Canrong, Renmin Üniversitesi’nde verdiği bir konferansta şöyle demiştir: “Hintli askerlere vücudu ısıtarak tahrişe ve ağrıya sebep olan yüksek frekanslı elektromanyetik darbelerle saldırdık. ‘Hintli askerler diri diri pişti.’”[14] 

Çin’in kullandığını söylediği mikrodalga, elektromanyetik dalgaların özel bir hâlidir. Mikrodalgalar uydu haberleşmesi, radar sinyalleri, telefon ve navigasyon uygulamalarında, tıpta ve gıda pişirmekte kullanılmaktadır. Mikrodalga fırınlar, pişirilecek maddenin su moleküllerini titreştirerek ısıtan mikro dalgalar ile çalışırlar. Cep telefonlarının, elektromanyetik dalgaları algılayabilmesi için baz istasyonlarına ihtiyacının olması gibi; fırının da mikrodalgaları algılayacak şekilde imal edilmesi gerekir.

Washington Devlet Üniversitesi Biyokimya ve Temel Tıp Bilimleri Profesörü Martin L. Pall, 17 Aralık, 2019’da yazdığı bir makalede, elektromanyetik dalgaların tehlikelerine dikkat çekerek yönetimleri uyarmıştır: “Elektromanyetik dalgalar, hücre ölümlerine yol açar, kısırlığı artırır, çok büyük yangınlara sebep olabilir, çünkü titreşimleri bitki hücrelerindeki suyu ısıtır ve üzerlerine benzin spreyi sıkılmış gibi yanmaya sebep olur.”[15]

Cep Telefonları Üzerinden Konum Belirleyerek Hedefi Vurma: Çeçen Lider Dudayev’in Öldürülmesi

Büyük şehirlerde insanlar araçları ile bir yerden bir yere giderken, genellikle, cep telefonlarına yüklenmiş olan Yandex ya da Google Maps’ı kullanmaktadırlar. Bu programlar gidilecek yer için bir yol haritası çizmekte, başlat komutu ile birlikte uydu üzerinden şoför, sesli olarak, trafiğin en az olduğu yollara yönlendirilerek hedefe ulaşması sağlanmaktadır. Hatta yol yoğunluğu, yolda trafik kazası olduğu, kasislere yaklaşıldığı, okul bölgesinden geçildiği ve trafik polis kontrolü bulunduğu gibi bilgiler sesli olarak arabayı kullanana iletilerek şoför yönlendirilmektedir. Dolayısıyla cep telefonu ile yol tarif algoritmalarını kullanan herkes, çok rahat bir şekilde anbean takip edilebilmekte, girip çıktığı her yer bilinmektedir. Eğer siz düşmanlar tarafından hedefe konmuş biri iseniz, cep telefonunuzdan konumunuz belirlenip füze gibi silahlarla vurulma ihtimaliniz çok yüksektir.

Rusya’ya karşı güçlü bir bağımsızlık mücadelesi veren Çeçen lider Cevher Dudayev 1996 yılında, bir Rus füzesi ile vurularak şehit edilmiştir. Öldürülmesine ilişkin herhangi bir resmî açıklama bugüne kadar yapılmamıştır. Yıllar sonra Rus Pravda gazetesine röportaj veren Dudayev suikastında yer alan Yakovlev ve Aksenov adındaki iki Rus ajanın açıklamaları mevcuttur. Bunlar, cep telefonlarının siber saldırı maksadıyla kullanılabilmesine ilişkin bilgiler vermesi açısından önemlidir: “Dudayev konuşmalarını, dönemin Türkiye Başbakanı Necmettin Erbakan’ın hediyesi olan bir uydu telefonu üzerinden yaptığından yeri tespit edilememekteydi. Türkler, Dudayev’i takip etmek için uydu telefonuna ayrıca bir mikroçip yerleştirmişti. Ancak yerinin saptanması için en az 7 dakika konuşması gerekiyordu ama o beşinci dakikada telefonu kapatıyordu. Bir keresinde 15 dakika konuşan Dudayev’in yeri tespit edildi. Ancak suikast girişimi için bu bilginin teyit edilmesi gerekiyordu. Bu bilgi de içeriden 1 milyon dolara anlaşılan bir köstebekten geldi. Gelen teyit üzerine harekete geçen Rus istihbaratı, Dudayev’in infazını gerçekleştirdi.”[16]

MOSSAD Destekli İsrailli Şirketlerin iPhone Telefonlara Sızması

CIA ve MOSSAD başta olmak üzere genel olarak bütün istihbarat örgütleri takibe aldıkları, hedefe koydukları telefonları, telefon sistemlerini dinlemek için özel bir gayret gösterirler. Casus yazılımlarla hedef sistemin içine sızarak arzu ettikleri her bilgiyi almayı ve alınan bilgiye bağlı olarak da siber saldırı gerçekleştirmeyi stratejileri yapmışlardır. Bu işin doğasında vardır. Önemli olan bu durumun olup olamayacağını düşünmek, olabilme ihtimaline karşı gerekli tedbirleri almak ve karşı saldırılar gerçekleştirmektir. “Komplo teorisi” diyerek geçiştirmek yapılan en ciddi hatalardan biridir. Bu olgu ne yazık ki Türkiye’de bir hastalık hâline gelmiştir.

Cep telefonu üreten firmalara istihbaratların sızmaya çalışması, hibrit savaş kapsamında siber savaş stratejisinin doğal bir sonucudur. İsrail menşeli bazı firmalar, bu amaçla iPhone telefonlara sızarak siber saldırı için altyapı oluşturmuşlardır: “iPhone yazılımındaki güvenlik açığından faydalanarak telefonlara sızan ikinci bir İsrailli şirket olduğu ortaya çıktı. Daha önce NSO Group isimli firmanın Pegasus yazılımıyla iPhone telefonlara kullanıcılarının haberi olmadan sızarak içerisindeki bilgilere, kamera ve mikrofona eriştiği tespit edilmişti. Reuters’in 5 isimsiz kaynağa dayandırdığı haberinde QuaDream isimli daha küçük ve düşük profilli bir şirketin de hükûmetlere bu casus yazılımı sattığı ileri sürüldü.

Her iki rakip şirket de 2021 yılında kullanıcıların herhangi bir linki tıklamasına ya da mesaja cevap vermesine ihtiyaç kalmadan tamamen uzaktan sızmayı başarmış. Kaynaklara göre her iki şirkette oldukça karmaşık ve ‘sıfır tıklama’ şeklinde adlandırılan siber korsanlık tekniğini kullanmıştır. Uzmanlar bu durumun, telefonların aslında şirketlerin kabul ettiğinden çok daha fazla suistimale açık olduğunu gösterdiğini belirtti. NSO Group ve QuaDream’ın yaptığı sızmaları analiz eden uzmanlar, şirketlerin birbirine çok benzeyen yöntemler kullandığını tespit etti. Zorla Erişim (ForcedEntry) olarak sınıflandırılan bu sızma yöntemi teknik olarak en sofistike korsanlıklardan biri olarak gösteriliyor.”[17]

Yukarıda ismi geçen QuaDream firması, 2016 yılında eski bir subay olan Ilan Dabelstein ve iki eski NSO çalışanı olan Guy Geva ve Nimro Reznik tarafından akıllı telefonları ele geçirmek, WhatsApp, Telegram ve Signal gibi uygulamalar üzerinden yapılan mesajlaşmalara erişmek amacıyla kurulmuştur. Firma bu maksatla ana casus yazılım olan Reign’i kullanmıştır. Reign casus yazılımı, “Telefon görüşmelerini canlı olarak kaydedebilmekte, ön ve arka kamerayı ve mikrofonu aktif hâle getirebilmektedir.” Bir taraftan tüm konuşmalar elde edilirken diğer taraftan da bulunduğunuz konum sürekli kontrol altında tutulmaktadır. “QuaDream’in ilk müşterileri, Singapur hükûmeti, Suudi Arabistan ve Meksika hükûmetleri olmuştur.” Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetinde, NSO Group’a ait Pegasus casus yazılımı uluslararası kamuoyunda çok sık gündeme gelmiştir.[18] 2021 yılında İrlanda’da 6 Filistinli aktivistin cep telefonuna NSO Group’a ait Pegasus casus yazılımı, Temmuz 2020 ve Nisan 2021 tarihleri arasında yüklenmiş ve bu yazılım üzerinden 6 Filistinli aktivist hacklenmiştir.[19]

 

Sonuç: Akıllı Sistemlere Düzenlenecek Siber Saldırılar,                                                                       21. Yüzyılın En Önemli Tehdidi Olacaktır

 

Buraya kadarki bölümlerde özetle ele alınıp değerlendirilen olaylar, birer siber saldırı örnekleridir. Çağrı cihazları, telsizler ve cep telefonları dâhil tüm akıllı sistemlerin üretenler ya da yabancı istihbaratlar tarafından birer saldırı mekanizmasına ve silaha dönüştürülmesi ihtimali çok yüksektir. Bu bağlamda yaptığı yorumlara genişçe yer verilen Rich Outzen’in, akıllı sistemlerin 21. yüzyılda silah olarak kullanılma ihtimalinin bulunduğuna dikkat çekmesini ciddiye alıp üzerinde durulmasında fayda vardır. Şöyle diyor Outzen: “Eğer bir kutu muz veya sebze sepeti sipariş ediyorsanız bu o kadar büyük bir tehdit olmayabilir, ama elektronik cihazların güvenliğinin daha ciddiye alınması kesinlikle gereklidir.”[20]

Yukarıda ele alınan olayların analizinden cep telefonları dâhil olmak üzere tüm akıllı sistemlerin siber saldırılarda silaha dönüştürülebileceğini ifade etmemiz abartı ya da komplo teorisi şeklinde değerlendirilmemelidir. Bu noktada dikkat edilmesi gereken en önemli mesele, akıllı sistemlerin gittikçe yaygınlaşması ve insanların hayatına değişik kapsamlarda girmesidir. Her geçen gün akıllı sistemlerin kapsam alanı genişlemekte ve çeşitlenmektedir. Nanoteknolojiden piko teknolojiye doğru gidildikçe bu genişleme ve yaygınlaşma daha da artacaktır. Derleyebildiğimiz kadarı ile şu an mevcut olan akıllı sistemleri şöyle tasnif edebiliriz:

Akıllı Bilgisayarlar: Bilgisayarlar, kuantum bilgisayarlar, tabletler, şarj aletleri,

Akıllı Telefonlar: Akıllı telefonlar, akıllı saatler, bluetooth cihazları ve kulaklıklar, şarj aletleri,

Sağlık Teknolojileri: Kalp pilleri, insülin pompaları, sağlık izleme cihazları, hasta izleme sistemleri,

Akıllı Ev Cihazları (IoT Cihazları): Akıllı termostatlar, akıllı güvenlik kameraları, akıllı kilitler, akıllı aydınlatma sistemleri, akıllı ses sistemleri, akıllı beyaz eşyalar (buzdolabı, fırın, çamaşır makinesi), akıllı süpürgeler, akıllı prizler ve fişler,

Akıllı Giyilebilir Teknolojiler: Sanal gerçeklik (VR) gözlükleri, artırılmış gerçeklik (AR) gözlükleri, akıllı giysiler ve ayakkabılar,

Akıllı Arabalar ve Otonom Araçlar: Otonom arabalar, akıllı araçlar, elektrikli scooter ve e-bisikletler, otonom kamyonlar ve teslimat araçları,

Akıllı Endüstriyel ve Altyapı Sistemleri: Akıllı enerji ve su şebekeleri, endüstriyel kontrol sistemleri, petrol ve doğalgaz altyapı sistemleri,

Akıllı Finansal Sistemler: Banka sistemleri (ATM’ler, online bankacılık), borsa işlem sistemleri, kripto para cüzdanları ve platformları,

Akıllı Telekomünikasyon Sistemleri: Mobil iletişim altyapıları (4G/5G), Fiber optik internet altyapıları, DNS ve internet yönlendirme altyapıları,

Akıllı Ulaşım ve Altyapı Sistemleri: Akıllı trafik ışıkları, otopilot sistemleri (trenler, metro); hava trafik kontrol sistemleri, deniz trafiği izleme sistemleri,

Akıllı Şehir Teknolojileri: Akıllı otopark sistemleri, akıllı atık yönetimi sistemleri, şehir güvenlik ve izleme sistemleri,

Akıllı Tarım Cihazları: Otonom traktörler ve tarım makineleri, akıllı sulama ve tarım yönetim sistemleri,

Akıllı Askerî ve Savunma Sistemleri: Akıllı füze sistemleri, akıllı radar sistemleri, uydu iletişim sistemleri, otonom silah sistemleri,

Akıllı Otonom Deniz Araçları: Otonom gemiler ve su altı araçları, deniz araştırma ve keşif araçları,

Akıllı Dronelar ve Otonom Uçan Cihazlar: Ticari dronelar, askeri dronelar, teslimat droneları,

Akıllı Robotlar: Akıllı savaşçı robotlar, akıllı işçi robotlar, akıllı aşçı robotlar.

Mevcut ya da var olabilecek tüm akıllı sistemlerin aşağıda ifade edildiği şekilde siber saldırı aracına dönüşebilme ihtimali mevcuttur:

  1. Saldırı için konum belirlemede kullanılabilir,
  2. Üretim aşamasında içine patlayıcı yerleştirilebilir,
  3. Paravan şirketler üzerinden taşıma esnasında sisteme patlayıcı yerleştirilebilir,
  4. Size ait tüm bilgiler kopyalanıp değişik amaçlar için kullanılabilir,
  5. Size ait olmayan bilgiler sizin sisteminize yüklenip daha sonra da sizin akıllı sistemleriniz üzerinden kamuoyuna servis edilebilir,
  6. Aileniz, aile efradınız sosyal medyadaki özel gruplar tarafından beyinlerini yıkayacak özel operasyonlarla birer silah hâline dönüştürülebilir,
  7. Elektro manyetik dalgalarla, kardeşler, arkadaşlar, komşular ya da aynı mekânda çalışanlar birbirleri ile çatıştırılabilir,
  8. Elektromanyetik dalgalarla fertler değişik hastalıklara duçar kılınabilir,
  9. Elektromanyetik dalgalarla insanlar köleleştirilebilir,
  10. Beyinler yıkanarak cinsiyetsizleştirme tuzakları kurulabilir,
  11. Beyinler yıkanarak ferdileştirilip aile yok edilebilir.

Bu noktada asla unutmamız gereken en önemli gerçek, 21. asrın şeytanlarının İblis’in yeminini hayata geçirmek için insan beynine yönelik siber saldırılar için seferberlik ilan etmeleridir:

“(İblis) dedi ki: ‘Madem öyle, beni azdırdığından dolayı onları (insanları saptırmak) için mutlaka senin dosdoğru yolunda pusu kurup oturacağım. Sonra da önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından kendilerine sokulacağım. Onların çoğunu şükrediciler bulmayacaksın.’” (7/A’râf, 16, 17).

Allah’ın yardımını, “görünmez ordularla desteğini” hak etmek için bütün bu tehlikeleri basiret, feraset, hikmetle analiz ederek, tüm iman etmiş olanları, Kur’ân ve Sünnet düzleminde ortak paydalar etrafında güneş modeli sistemini inşa edecek şekilde bir araya getirmek için “Allah’ın ipine” sımsıkı sarılmalı düşüp parçalanmaktan kurtulmalıyız:

“Ey iman edenler, Allah’tan nasıl korkup-sakınmak gerekiyorsa öylece korkup-sakının ve siz, ancak Müslüman olmaktan başka (bir din ve tutum üzerinde) ölmeyin!” (3/Âl-i İmrân, 102).

“Allah’ın ipine hepiniz sımsıkı yapışın, dağılıp ayrılmayın. Ve Allah’ın sizin üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz düşmanlar idiniz de O, kalplerinizin arasını uzlaştırıp-ısındırdı ve siz onun nimetiyle kardeşler oldunuz. Yine siz, tam ateş çukurunun kıyısındayken, oradan sizi kurtardı. Umulur ki hidayete erersiniz diye, Allah, size ayetlerini işte böyle açıklar.”  (3/Âl-i İmrân, 103).

 

[1] https://haberglobal.com.tr/yazarlar/israil-saldirilari-sonrasi-dijital-guvenlik-tehdit-altinda-ucaklar-dusurulup-ulasim-araclari-patlatilabilir-mi-379186

[2] Ergün Diler, “Bac Şu İşe!”; Takvim, 19 Eylül 2024.

[3]Ergün Diler, agy.

[4] https://www.fokusplus.com/siyaset-bilim/cep-telefonlari-da-cagri-cihazlari-gibi-uzaktan-patlatilabilir-mi

[5] Ergün Diler, agy. https://t24.com.tr/yazarlar/eray-ozer/amazon-da-satilan-bir-kitapla-lubnan-daki-saldirinin-ne-ilgisi-olabilir,46474

[6] Arslan Bulut, “Uzaktan Pil Isıtıp Telefon Patlatmak!”, Yeniçağ, 19 Eylül 2024.

[7] Ergün Diler, agy.

[8] https://www.fokusplus.com/gundem/cagri-cihazi-ve-telsiz-saldirilari-21-yuzyilin-yeni-tehdidihttps://www.timeturk.com/gundem/elektronik-cihaz-siparisinde-guvenlik-sistemi-coktu-mu/haber-1793230

[9] https://t24.com.tr/yazarlar/eray-ozer/amazon-da-satilan-bir-kitapla-lubnan-daki-saldirinin-ne-ilgisi-olabilir,46474

[10] https://t24.com.tr/yazarlar/eray-ozer/amazon-da-satilan-bir-kitapla-lubnan-daki-saldirinin-ne-ilgisi-olabilir,46474

[11] Ali Murat Kırık, “Amerika-İsrail-İran Savaşında Yapay Zekâ ve Dijital Cephe”, Türkiye, 22 Mart, 2026.

[12] Ali Murat Kırık, agm.

[13] Arslan Bulut, agy.

[14] Arslan Bulut, agy.

[15] Arslan Bulut, agy.

[16]  https://www.ntv.com.tr/dunya/dudayevin-sonunu-hazirlayan-konusma,rY7IydhcQ0uhB4yKI0E-Jw

[17] Yaşar Süngü, “iPhone Telefonlara Sızan İkinci İsrailli Şirket”, Yeni Şafak, 22 Eylül 2024.

[18] Yaşar Süngü, agy.

[19] Yaşar Süngü, agy.

[20] https://www.fokusplus.com/gundem/cagri-  cihazi-ve-telsiz-saldirilari-21-yuzyilin-yeni-tehdidi   https://www.timeturk.com/gundem/elektronik-cihaz-siparisinde-guvenlik-sistemi-coktu-mu/haber-                                                       1793230

1 Nisan 2026 Çarşamba

21. ASRIN FİRAVUN VE NEMRUTLARI SONLARINI HAZIRLARKEN-1: ABD-İSRAİL VE İRAN SAVAŞININ HİBRİT SAVAŞ KAPSAMINDA DEĞERLENDİRİLMESİ

 Prof. Dr. Burhanettin Can  – Umran Dergisi/Nisan 2026-380. Sayı

“Gerçek şu ki, onlar hileli düzenler kurdular.  Oysa onların düzenleri, dağları yerlerinden oynatacak da olsa, Allah katında onlara hazırlanmış bir düzen vardır.” (14/İbrahim 46)

Şer İttifakı (Siyonizm-ABD-İngiltere-İsrail ve Fransa) 21. yüzyılı, dijital dönüşüm asrı şeklinde öngörmekte, bu sebeple büyük sıfırlama stratejisini uygulamaya sokabilmek için önce biyolojik savaşı (pandemi süreci), sonra ekolojik savaşı, daha sonra Ukrayna’da senelerce sürecek hibrit savaşı, Siyonist soykırımcı İsrail üzerinden Filistin-Lübnan elektronik-siber savaşı (çağrı cihazı, telsizler ve cep telefonlarının internet bağlantısıyla patlatılması)  ve daha sonra da İran-Lübnan üzerinden hibrit merkezli topyekûn bir savaşı fiilen başlatmışlardır. İngiltere ve Fransa ABD-İsrail-İran-Lübnan savaşında şimdilik fiilen yer almamaktadır.

Zikredilen beş önemli sürecin yıllar ekseninde peş peşe ve birbirini destekler mahiyette vuku bulması, tüm dünyada çok uzun sürecek yeni bir kavganın hatta harbin kilometre taşları görülebilir. Bu savaşların önemli bir boyutu, ekonomik krizle çökertip kadife darbelere uygun bir gayrimemnunlar kitlesi oluşturdukları ülkeleri iç dinamiklerini kullanarak parçalamak ve 2050’li yıllara doğru bin şehir devlet inşa etmek amaçlı olduğu gerçeğidir. İran Körfez savaşı bu boyutu ile ayrıca tahlil edilmelidir. Ukrayna-Rusya savaşına ABD-İsrail-İran-Filistin-Lübnan hattı eklenmiş durumadır. Her iki eksende süren savaşlarda Avrasya satranç tahtasında yer alan ya da alabilecek strateji oyuncuları, ABD, AB (Fransa, Almanya…), Rusya, Çin, Hindistan, Ukrayna, Azerbaycan, Kazakistan, Türkiye, İran, Japonya, Endonezya, Pakistan ve petrol-doğal gaz üreten ülkeler olacaklardır. Küresel düzlemde enerji merkezli, ekonomik ağırlıklı olarak devam eden iki eksendeki savaşa esas karakterini verense hibrit savaştır.[1] Bu yazıda, ABD-İsrail ile İran arasındaki savaş, hibrit savaş teorisi kapsamında ele alınacaktır.

İran-ABD Barış Görüşmelerini Bombalayanlar

Gelinen süreci daha iyi anlayıp analiz edebilmek için 22 Eylül 2023 tarihinde İsrail Başbakanı Netanyahu’nun son yıllarda yaptığı konuşmalara bakmakta fayda vardır. Siyonist cani Netanyahu, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nun 78. oturumunda Filistin’i yok sayan ‘Yeni Ortadoğu’ merkezli bir konuşma yapmıştı. Netanyahu, BM’de Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Mısır, Sudan ve Ürdün’ün yeşil renge boyandığı ‘Yeni Orta Doğu’ başlıklı bir harita göstererek Ortadoğu’nun şekillendirileceğini pervasızca ifade etti. Ayrıca soykırımcı Netanyahu’nun haritasında Filistin diye bir devletin bulunmadığı vurgulanmalıdır.

Siyonist oluşumun Dışişleri Bakanlığı 8 Ocak 2025 tarihinde Arapça sosyal medya hesabından İncil’i referans alarak Filistin, Ürdün, Lübnan ve Suriye topraklarını “İsrail’in tarihî sınırları” içinde gösteren cüretkâr bir harita paylaştı.[2] Netanyahu, Eylül 2025’te, BM Genel Kurulu’nda küstahça konuşurken Filistin toprağı Doğu Kudüs’ü, Batı Şeria ve Gazze’yi işgal devleti İsrail’in sınırları içine alan iki harita gösterdi. Haritaların birinde Suriye, Irak ve İran siyaha boyanmış ve üzerine “lanet” anlamına gelen İngilizce curse kelimesinin yer alması pervasızlığının nerelere kadar uzandığının ilanıydı. Diğer haritada ise Hindistan, Suudi Arabistan, Mısır ve Sudan yeşile boyanmış ve üzerinde “nimet/hayır” anlamına gelen blessing yazılmıştı.[3]

Son iki yılda Netanyahu, BM’de yaptığı küstah konuşmalarda gösterdiği haritalara uygun olarak ABD ile iş birliği içinde Ortadoğu’yu Filistin-Lübnan-İran üzerinden değiştirme ve savaşı bölgeye yayma stratejisini yürürlüğe sokmaya çalışmaktadır. Buna hizmet edecek bir şekilde “Büyük Ortadoğu” ve “Büyük İsrail” projeleri kapsamında Ortadoğu’yu paramparça ederek hallaç pamuğu gibi atmayı arzulayan Şer İttifakı’nın Firavun ve Nemrutları (Trump-Netenyahu), İran’ın nükleer tesislerini tehlike gösterip İran’dan uranyum zenginleştirme tesislerini iptal etmesini istemişlerdir. İran süreci iyi okuyarak bu konuda görüşme yapmaya ve masaya oturmaya razı olmuştur. İran, uranyum zenginleştirmesinin reaktör yakıt yapımı için gerekli seviyede tutulacağı konusunda olumlu bir tavır sergileyerek yapılan teklifi kabul etmiş ve Şer İttifakı’nın tertibini bozmuştur.

İran’la anlaşma noktasına gelindiği bir aşamada İsrail, bütün uluslararası düzeni, anlaşmaları bozacak tarzda 12 Gün Savaşı olarak anılan 13 Haziran 2025’te, İran’a ani bir saldırı yaparak, fiilen bir savaşı başlatmış, barış masasını devirerek görüşmeleri engellemiştir. ABD ise sürece dâhil olarak İsrail ile birlikte İran’ı sürekli bombalamıştır. 2026’da Umman, ABD ile İran arasında var olan nükleer zenginleştirme programı ile ilgili ihtilafları çözüme kavuşturmak için arabuluculuk görevi üstlenmiştir. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı ile İran arasında “uranyumun zenginleştirilmesinin sınırlandırılması programı” ile ilgili müzakereler başlamış ve süreç çok olumlu bir noktaya gelmiş, barış anlaşmasının imzalanmasına ramak kalmıştır. Cenevre’de İran ve Amerikan heyetleri arasında arabuluculuk yaptığı büyükelçilik binasından çıkan Umman Dışişleri Bakanı Bedir bin Hamad El Busaidi, “görüşmenin iyi gittiğini”, “‘çığır açıcı gelişmenin’” olduğunu dile getirmiştir. Bakan CBS’ye ise şu beyanatı vermiştir: “İran, yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stoklarını ortadan kaldırmayı, mevcut malzemeyi ülke içinde düşük seviyeye indirmeyi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı tarafından tam denetime izin vermeyi kabul edebileceğini söylemiş ve hatta ABD denetçilerinin de sürece katılabileceğini belirtmiştir. Anlaşmadan sonra İran, yalnızca sivil amaçlı zenginleştirme yapacaktır. Bir ilkeler anlaşması, günler içinde imzalanabilecektir.”

Umman Dışişleri Bakanı bu beyanatı verirken Siyonist rejimin başbakanı Netanyahu’nun emriyle İsrail Hava Kuvvetleri, 28 Şubat 2026’da 200 uçakla 500 İran hedefine saldırı düzenlemiştir. Trump, İsrail’in saldırısından 4 saat sonra “İsrail ile iki ülkenin eşgüdüm içinde İran’a roketlerini, donanmasını, nükleer tesislerini tümüyle yok etmek üzere kapsamlı bir saldırı” başlattıkları açıklamasını yapmıştır. Başta Tahran olmak üzere ülkenin 22 büyük şehrinde hastahaneler, okullar, ibadethaneler, sivil ve askerî tesisler ayırt edilmeden, insan hakları, uluslararası hukuku tanımadan bombardıman uçaklarıyla sivil halkın üzerine bomba yağdırılmış, yüzlerce yer tahrip edilmiştir. Gazze’deki çocuklara nispet edercesine sadece bir kız ilkokulunda 165 çocuk hava saldırısıyla hunharca katledilmiştir. Tahran’daki liderlik yerleşkesinde üst düzey yetkililer toplantı hâlindeyken Siyonist katliamcıların saldırıları sonucu İran’ın lider kadrosundan 48 kişi öldürülerek tasfiye edilmiştir.

13 Haziran 2025 ve 28 Şubat 2026’da yapılan görüşmelerde çözüm an meselesi iken, yapılan teklifler İran tarafından kabul edilmişken Şer İttifakı’nın saldırmaya başlaması nasıl izah edilebilir?  Önce ABD!”, “Askeri Ortadoğu’dan çekeceğim!”, “Beni Amerikan kıtası ilgilendirir!”, “Kanada benim eyaletim olacak!”, “Grönland ve Venezuela benimdir!” diyen Trump nasıl olur da iki uçak gemisini ve bir sürü savaş gemisini Doğu Akdeniz’e, Umman ve Hürmüz Boğazı açıklarına gönderebilir?! Bu durum, Büyük Ortadoğu, Büyük İsrail, İslâm’ın İslâm’la savaşı, şehir devletleri, kaos teorisi projeleri, Siyonizm’in amentüsü, Üçüncü Dünya Savaşı projesi ile açıklanabilir değildir. Muhtemelen bu değişim, ABD Adalet Bakanlığı tarafından beklenmedik bir şekilde Epstein şebekesiyle alakalı dosyanın kamuoyuna duyurulması sonrasında meydana gelmiş olabilir.

 

Beşinci Nesil Savaşlar, Hibrit Savaşlar ve Sessiz Savaş

 

Yeni bir kavram olan beşinci nesil ya da hibrit savaşla ilgili, sessiz savaş, etki altına alma savaşı, algı savaşı, bilginin silah olarak kullanıldığı savaş, temassız savaş, dijital savaş ve bilgi-tabanlı savaş şeklinde isimlendirmeler yapılmaktadır.[4] Hibrit savaş, bünyesinde bir araya gelme imkânı bulunan farklı savaş türlerinin bir entegrasyonudur. Bu savaş, dördüncü nesil savaşlara siber savaş, dijital savaş gibi yeni savaş türlerinin eklenmesi ile ortaya çıkan çok karmaşık yeni bir savaş türüdür. Hibrit savaşa ilişkin ilk tanımlama 2007 yılında Frank Hoffman tarafından yapılmış ve şöyle denmiştir: “hem devletler hem de devlet dışı çeşitli aktörler tarafından yürütülebilen” bir savaş türü olup “hibrit savaşın temelini, sınırsız savaş, birleşik savaş ve dördüncü nesil savaş olmak üzere üç farklı savaş teorisi oluşturmaktadır.”[5] (Şekil 1) ABD ve NATO hibrit savaş kavramı yerine hibrit tehdit kavramını kabul etmiş ve kullanmaktadır.[6]

 

Şekil 1. Hibrit savaşın temel oluşumu[7]

Hibrit savaşın daha iyi anlaşılabilmesi için “gri bölge” ifadesini açıklamak gerekir.[8] Gri bölge, “siyasi hedeflere ulaşmak maksadıyla askerî seçeneklerin uygun olmadığı veya çeşitli sebeplerle uygunsuz görüldüğü alandır.” (Şekil 2). Gri bölgede ise hibrit savaşın kullandığı teknikler ve taktikler yer almaktadır. Gri bölge stratejisinde kurallar yoktur ve sınırlar muğlaktır. Hibrit savaş bu bölge özellikleri üzerine inşa edilmektedir.

Şekil 2- Gri bölgenin karakteristik yapısı[9]

Hibrit savaşın, devletler ve devlet dışı olmak üzere iki temel aktörü vardır. Devlet dışı aktörler, devletten bağımsız hareket eden, konvansiyonel olmayan hareketler gösteren ve terör eylemleri ile sivil halka şiddet uygulayan, şiddet ve kaos yardımı ile ülke yönetimine sahip olmak isteyen gruplar ve yapılardır. Devlet dışı aktörler, askerî ve sivil olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.[10]

Hibrit savaşlarda düzenli orduyla beraber düzensiz silahlı gruplar, askerle beraber sivil halk, askerî güçle beraber askerî olmayan (ekonomik, sosyolojik, psikolojik, politik vb.) güçler, sıcak çatışmayla birlikte şiddet içermeyen yöntemler, paralı askerler, vekâlet savaşları, terör yöntemleri, ayaklanmalar, iç isyanlar, gayri nizami savaş türleri, teknolojinin getirdiği siber savaşlar, drone savaşları gibi her türlü yeni imkânlar kullanılmakta ve ortaya çıkacak yeni imkânların ek olarak kullanılması da amaçlanmaktadır.[11] Bu sebeple hibrit savaşta “temel strateji, devlet dışı aktörler veya devletler tarafından yeni doktrin ve organizasyon türleri oluşturmak, teçhizat geliştirmek, nihayetinde çatışmaya asimetrik ve yaratıcı bir yaklaşım getirerek çatışma süresini uzatmaktır.”[12]

Hibrit savaş konusunda dünyadaki gelişmelere baktığımızda geleceğin savaşlarında küçük ve etkili devlet dışı aktörlerin çok baskın olacağı görülebilir. Bu unsurları daha da etkili kılacak ise hiç şüphesiz teknolojidir. Geliştirilen yönlendirilmiş enerji silahları, elektronik savaş, uzaya konuşlu silah sistemleri, toksik ve radyoaktif saldırılar, psikolojik harp, siber savaşlar ve bilgi kirliliği gibi araç ve imkânlar,[13] hibrit savaşlarda devlet dışı aktörlerin etkisini çoğaltacaktır. Özellikle bu devlet dışı aktörler, sanayileşmiş, yüksek teknolojiye sahip ülkelerle hareket ettiklerinde tahribatları daha da artacaktır.

Devlet dışı aktörler, devletten bağımsız hareket ettikleri için uluslararası hukuk kendilerini bağlamamaktadır.  Dolayısıyla manevra yetenekleri çok yüksek olan devlet dışı aktörlerin kendi başlarına davranabilenleri olduğu gibi bir devletin himayesi altında faaliyet gösterenleri de vardır. Hangi şekil altında var olurlarsa olsunlar ana amaçları, hedef ülkede şiddet ve kaos yardımı ile ülke yönetimine sahip olmak, ülke yönetimini zayıflatmak, ülke yönetimini iş birliği yaptığı ülkenin arzu ve isteklerine tâbi kılmaktır.

Hibrit Savaşın Safhaları ve Bileşenleri

Hibrit savaşın safhalarına ilişkin görüşler, zamanla değişmekte ve gelişmektedir. Sahadaki uygulamalardan hareketle teori geliştirilmektedir. Hibrit savaş stratejisinde birbirine bağımlı önemli safhalar mevcuttur. Şekil 3’te de görülebileceği gibi “askerî yöntemlerin kullanılmadığı asimetrik savaş” (bilgi/enformatik, etik, psikolojik, ideolojik, diplomatik ve ekonomik yöntemlerin arzu edilen yönde politik, ekonomik ve askerî alt yapı oluşturma planının bir parçası olarak kullanılması) hibrit savaşın birinci safhasıdır.

İkinci safhada dezenformasyon savaşı başlatılıp, neyin gerçek neyin yanlış olduğuna ilişkin bir kaos ortamı oluşturulmaktadır. Bunun başarılabilmesi için diplomatik ve askerî kurumlardan, basın organlarından koordineli bir şekilde yanlış bilgiler, emirler, direktifler ve talimatlar etrafa yayılmaktadır. Üçüncü safha olan bu aşamada siyasi ve askerî yöneticilerin yanlış karar vermeleri, yanlış yönlere yönlendirilmeleri için aldatıcı özel operasyonlar yapılmaktadır. Aldatma ve rüşvet gibi yöntemlerle hükûmet görevlileri ve askerî personel üzerinde yoğun bir baskı uygulanarak istifa etmeleri sağlanmak istenmektedir.

Dördüncü safhada sokak hareketleri ile siyasi iktidara karşı tüm gayri memnunların toparlanması ve bir baskı unsuru haline gelmesi sağlanarak hem halkın hem de iktidarın içinde gerilim ve huzursuzluk artırılmaktadır. İktidarın saflarında bölünme, taraftarlarında saf değiştirme hedeflenmektedir. Beşinci safhada hedef ülkede uçuşa yasak bölge ilan edilerek özel silahlı birlikler ve silahlı muhalif gruplar eş zamanlı koordineli bir şekilde devreye sokularak ortak faaliyet göstermeleri sağlanır. Bu şekilde halkta daha fazla huzursuzluk ve gerilim meydana getirilerek siyasi iktidara karşı güvensizlik oluşturulur ve halk tabanında saf değiştirmelerin olması sağlanarak siyasi iktidar yalnızlaştırılır.

Altıncı safhada, askerî harekât başlatılmaktadır. Ardından teknolojik üstünlük devreye sokularak (yedinci aşama) siyasi iktidarın ve askerî yönetimin iradesi tam çözülerek en kısa sürede ve en az zayiatla hedef bölge genel hatlarıyla ele geçirilmek istenmektedir. Ancak bölgenin değişik kısımlarında yerel direnişler mevcut olabilir. Bunun için sekizinci aşamaya geçilerek tüm yerel direnişler tasfiye edilip bölgede tam bir hâkimiyet sağlanması hedeflenmektedir. Böylelikle harekât tamamlanmaktadır.

Şekil 3- Hibrit Savaş Stratejisinin Aşamaları[14]

Hibrit savaşta, etkili olabilecek yeni bir alan, siber uzay olacaktır (Şekil 4). Siber savaşta saldırılar uzaydan yere, yerden uzaya ve uzaydan uzaya şeklinde olabilecektir.

Şekil 4. Beşinci savaş alanı siber uzay[15]

Hibrit savaşta, muharebe sahası daralacak, fakat savaş alanı genişleyecektir. Hibrit savaşta, öncelikli strateji, savaşmadan kazanmak olacak, askerî olmayan araçlarla sonuç almak öncelenecektir. Hibrit savaşta, ülke yöneticileri (siyasetçiler ve stratejik karar vericiler) düşmanın daha çok baskılarına muhatap olacaklardır. Hibrit savaşta, büyük veri, veri mühendisliği, sosyal-medya ve diğer internet araçlarının kullanımı çok etkin ve önemli olacak; ağlar savaşının ağırlığı artacaktır. Düşman kuvvetlerinden ziyade, sistemlerin imhası daha önemli olacaktır. Karşı tarafın siyasi otoritesini yıkmak öncelenecektir.

Şer İttifakı’nın Hibrit Savaş Kapsamında Siber Savaş Stratejisi: İran’ın Lider Kadrosunun Tasfiyesi

Şeytan İttifakı’nın 28 Şubat 2026 tarihli saldırıları ile hibrit savaş, çok boyutlu ve çok eksenli olarak başlamıştır. Hibrit savaşın çok önemli bir boyutu siber savaştır. Bir taraftan şehirler, sivil halk bombalanırken diğer taraftan İran’ın önde gelen lider kadrosuna siber saldırılarla suikastlar düzenlenmiştir. Bu siber saldırılar anlık, günlük bir çalışmanın eseri olmayıp yıllarca süren dijital zemin hazırlığı olan bir çalışmanın ve daha geniş bir dijital organizasyonun eseri olarak gerçekleşmiştir: “Financial Times’in birden fazla İsrail istihbarat yetkilisine dayandırdığı haberine göre Tahran’daki trafik kameralarının neredeyse tamamı yıllar önce ele geçirilmişti ve görüntüler şifrelenip Tel Aviv ve Güney İsrail’deki sunuculara aktarılmaktaydı. Bu görüntüler, Hamaney’in konutunun yakınındaki Pasteur Caddesi’ndeki güvenlik görevlilerinin araçlarını nereye park ettiğini, ne zaman nöbet değiştirdiğini ve hangi üst düzey yetkiliyi koruduklarını gösteren ayrıntılı profiller oluşturmak için kullanıldı.

“İsrail istihbarat yetkililerinden biri: ‘Tahran’ı kendi büyüdüğüm sokak kadar iyi tanıyorduk. Ve bir yeri o kadar iyi tanıyınca, yerinden oynamış tek bir şeyi fark ediyorsunuz.’”[16]

Böyle bir sonucun elde edilmesinde etkili olan faktörlerden biri, Pentagon-OpenAI Antlaşması veya yapay zekânın askerîleşmesidir. Pentagon yapay zekâ modellerini (küresel yapay zekâ ekosistemi) savaş amaçlı kullanabilmek için yapımcı firma OpenAI şirketi ile Şubat 2026’da bir antlaşma yapmıştır. Bununla OpenAI’ın GPT modelleri gizli ortamlarda kullanılabilir hâle gelmiş, istihbarat ve hedefleme süreçlerine entegre olabilme imkânını elde etmiştir. Bu bağlamda Elon Musk’ın xAI şirketi de gizli sistemler için onay almıştır. Böylece istihbarat örgütleri (CIA, MOSSAD), bu firmalar üzerinden ülkelerin coğrafi konumlama verilerini çok rahat bir şekilde kullanma imkânına sahip olmuşlardır: “Anthropic CEO’su Dario Amodei, ‘yapay zekâ, devletlere kamuya açık veriyi ve coğrafi konumlama verilerini yasal görünümlü ama devrimsel ölçekte analiz etme kapasitesi sunmaktadır; mevcut hukuk bu kapasiteyle yüzleşmemiştir.’ demiştir.”[17]

Etkili faktörlerden ikincisi uydu internet sisteminin topladığı istihbarattır. Dijital teknolojinin uydular aracılığıyla kullanılabilme imkânı, hibrit savaşa ayrı bir boyut ve derinlik kazandırmıştır. Bu konuda Musk’ın SpaceX şirketi tarafından geliştirilen Starlink uydu internet sistemi, ABD-İsrail ve İran savaşında İran’ın zararına çok tehlikeli bir iletişim ağı oluşturmuş; bu ağ sayesinde İsrail, “drone operasyonlarını ve hava saldırılarını” koordine etmiştir. Böylece CIA’nın siber saldırıları için çok önemli bir alt yapı meydana getirilmiştir: “SpaceX’in ABD güvenlik kuruluşlarıyla ilişkisi köklüdür. Şirket, 2021 yılında Ulusal Keşif Ofisi (NRO) ile 1,8 milyar dolar değerinde casus uydu ağı kurulum sözleşmesi imzalamıştır. CIA’nin risk sermayesi kolu In-Q-Tel ise SpaceX’in kuruluş sürecinde kilit bir destekçi olmuştur. Daha da ileri gidildiğinde, Starlink’in askerî versiyonu olan Starshield’ın, Pentagon için yüzlerce düşük yörüngeli uydu içeren özel bir ağ oluşturduğu bilinmektedir.”[18]

İran’da üst kadronun tasfiyesinde yukarıda ifade edilen her iki sistem birlikte kullanılmıştır. İsrail siber istihbarat ağı vasıtasıyla, Tahran’da protesto eylemlerini izlemek amacıyla kurulan kamera ağını ele geçirmiştir. İran’ın rejime karşı çıkan protestocuları izlemek için kullandığı bir araç, bu siber sızma hareketi ile Siyonist rejimce İran’ın lider kadrosunu izleyen bir araca dönüştürülmüştür: “Pasteur Caddesi yakınındaki tek bir kamera açısı, Hamaney’in konutuna ulaşan bütün koruyucular ve araçlar hakkında kritik bir istihbarat akışı sağlamıştır. Bu veriler, milyarlarca veri noktasını işleyen algoritmik sistemlerle beslenmiştir.

Sistem; telefon ağı sinyalleri, uydu görüntüleri, insan istihbaratı ve dijital kanal verileri gibi çok sayıda kaynağı birleştirerek ‘yaşam kalıbı’ profillemesi yapmaktadır. Saldırı günü ise Pasteur Caddesi yakınındaki bir düzineden fazla baz istasyonu kasıtlı olarak devre dışı bırakılmış; böylece Hamaney’in korumaları uyarı almak için iletişim kurmaya çalıştığında yalnızca meşgul sinyaliyle karşılaşmıştır.”[19]

Şer İttifakı, İran’da hibrit savaşı etkin hâle getirip uygulayabilmek için 13 Haziran 2025 ve 28 Şubat 2026 saldırıları ile mevcut İran yönetimine karşı sokağa çıkan, eylem yapan örgüt ve kitlelere destek amaçlı çok yoğun bir askerî harekât başlatmıştır. Bir taraftan İran’ın stratejik alanlarını bombalarken diğer taraftan yönetici kadrolara karşı yoğun saldırılarda bulunmuştur. Şer İttifakı’nın siber savaş kapsamında uyguladığı bir stratejinin sonucunda İran’ın çok önemli lider kadrosu tasfiye edilmiştir. Bunlardan bazılarını şöyle sıralayabiliriz: Nükleer fizikçi Abbasi, Azad Üniversitesi Rektörü Muhammed Mehdi Tehranchi, Beheşti Üniversitesi Nükleer Mühendislik Bölüm Başkanı Abdülhamid Manouchehr. Aynı üniversiteden nükleer mühendis Profesör Ahmet Rıza Zülfikari ile nükleer fizikçi Emir Hüseyin Feqhi, İran’ın Dinî Lideri Ayetullah Ali Hamaney, Savunma Bakanı Aziz Nasırzade, Devrim Muhafızları Komutanı Muhammet Pakpur, Savunma Konseyi Genel Sekreteri ve Hamaney’in Danışmanı Ali Şemhani, Hatemü’l-Enbiya Başkanı Salah Asadi, Genelkurmay Başkanı Abdulrahim Musavi, Hamaney’in karısı, kızı ve torunu… İran, Starlink aracılığıyla yürütülen bu siber saldırıları engelleyip yok edebilmek için Rusya’dan Krasukha-4 ve Murmansk-BN sistemlerini alarak kendi siber güvenlik sistemine entegre etmiş ve başarılı bir şekilde kullanmıştır.

Şer İttifakı’nın Hibrit Savaş Stratejisi Başarılı Olamadı ve Şer İttifakı Yalnızlaştı

Şer İttifakı öne çıkan devlet ricalini suikastlarla öldürerek İran içinde daha önce kitlesel protesto düzenleyen gruplara cesaret verip daha büyük eylemlere girmelerini, sistemi işlemez hâle getirmelerini ve yönetimin devrilmesini sağlamak istemiştir. Hatta bu amaçla Kürt milliyetçiliğine yaslanan PJAK terör örgütünün de silahlı mücadeleyi başlatmasını bizzat Trump istemiş sonra da vazgeçmek zorunda kalmıştır.

Şer İttifakı, Şekil 3’te görülen ilk yedi aşamayı uygulamasına rağmen sekizinci aşamaya gelememiştir. Altınca aşamada kullandıkları hiçbir kural tanımayan askerî harekât, Şer İttifakı’nın iç destekçilerinin, gayrimemnun kitlelerin bölünmesine, büyük çoğunluğun kendilerinden uzaklaşıp mevcut İran yönetiminin saflarında yer almasına sebebiyet vermiştir. Bir taraftan İran’ın lider kadroları suikastlarla öldürülürken diğer taraftan ilkokulların bombalanması ile çocukların öldürülmesi, mevcut yönetime muhalif grupların tavır değiştirmesinde çok etkili olmuştur. Ali Laricani’nin katledilmesinden önce düzenlenen Kudüs Günü yürüyüşünde Laricani’nin yanı sıra Mesut Pezeşkiyan, Abbas Arakçi gibi isimlerin sokaklarda birlikte görülmesi kitleler üzerinde çok olumlu bir etki meydana getirmiştir.[20] Böylece Şer İttifakı’nın başlattığı hibrit savaş, şeytani müttefiklerin askerî savaş boyutuna inmiş, İran kendi içerisinde bütünleşmiştir. Zalime ve emperyalizme karşı birlikte mücadele edilmiştir. İran yönetimi bu olguyu çok iyi görmeli, iyi analiz etmeli ve gayrimemnun üretecek bir kitle oluşturmamalı, kalbini kırdıklarının da bir şekilde gönüllerini kazanmalıdır. İran’ın balistik füzeler aracılığıyla Siyonist rejimin demir kubbesini kevgire döndürmesi, İsrail’in önemli şehirlerini vurması, işgalcilerin nükleer tesislere saldırı düzenlemesi, İsrail halkı üzerinde çok olumsuz bir etki meydana getirmiş ve Netanyahu’ya karşı protestoların başlamasına vesile olmuştur.

İran’ın Hürmüz Boğazı’nı Şer İttifakı’na destek veren ülkelerin gemilerine kapatması, enerji ihtiyacını bu coğrafyadan karşılayan ülkelerin karşı karşıya kalabilecekleri sıkıntılar sebebiyle doğrudan veya dolaylı bir şekilde Şer İttifakı’na tavır almalarını sağlamak istemiştir. İran yönetiminin Şer İttifakı’na destek vermeyen tüm ülkelerin gemilerine Hürmüz Boğazı’nın açık olduğunu ve bu konuda üzerine düşen sorumluluğu yerine getireceğini açıklaması, oldukça iyi bir psikolojik harekât olmuştur.

İran kendisinden beklenmeyen bir direniş sergileyerek dünya kamuoyunu şaşırtmıştır. Verdiği direnişle her geçen gün psikolojik üstünlüğü artarken Şer İttifakı’nın itibarı gittikçe zayıflamaktadır. Küresel düzlemde ABD-İsrail şeytani birlikteliğine karşı açık ve kesin bir tavır alınmaktadır. İran sahip olduğu füze sistemleri ile ilk 14 günde ABD’nin bölgedeki radar ve erken uyarı sistemlerini, Birleşik Arap Emirlikleri, Ürdün, Katar, Kuveyt, Dubai, Bahreyn, Umman, Güney Kıbrıs’taki İngiliz üssünü, Irak ve Suudi Arabistan’daki ABD üslerini, CIA ofislerini vurmuştur. ABD’nin uçak gemileri İran’ın balistik füzelerinin menzilleri dışına çıkmışlardır. Gemilerden biri de bazı iddialara göre İran tarafından vurulması sonucu gemide yangın çıkmış ve Girit adasına çekilmek zorunda kalmıştır.[21]

İsmi geçen yerlere yapılan füze saldırılarında asıl amaç, buraların güvenli olmadığını, her an buraları vurabileceği imajını oluşturarak, buralardaki ekonomik faaliyetlere zarar vermektir. Böylece “Hem içerdeki sosyal fay hatlarına enerji yüklemek hem de yabancılara buralarda güvende değilsiniz, gidin.” mesajını vermek istemiş olabilir. Trump Basra Körfezi’nin güvenliğini sağlayabilmek için NATO’dan, AB ülkelerinden, Japonya ve Çin’den yardım talep etmiştir.[22] Bu ülkelerin hiçbiri savaş bağlamında Trump’ın yanında yer almamışlardır. Sorunun barışçıl yollarla çözüme kavuşturulmasını istemişlerdir.

Şer İttifakı’nın başlattığı savaş sürerse dünya, Hürmüz Boğazı krizi ile çok ciddi bir enerji krizi dolayısıyla ekonomik buhranla karşı karşıya kalabilir. Bu sebeple dünya 21. asrın firavunu Trump’ın isteklerini geri çevirmiştir. İran, oluşan bu psikolojiyi görmeli ve iyi yönetmelidir. Bu gayrimemnun ülkeleri Şer İttifakı’nın yanına itecek davranış ve uygulamalardan kaçınmalıdır.

 

[1] Burhanettin Can, “Ukrayna-Kazakistan Hattındaki Kriz Neyin Habercisidir?-1: 3. Dünya Savaşının mı yoksa 5. Dünya Soğuk Savaşının mı?”, Umran, 2022, sayı: 331, s. 10-21.

[2] Akit, 1Ekim 2025.

[3] https://www.sde.org.tr/netanyahunun-nimet-ve-lanet-kavramlari-uzerinden-ortadoguyu-dizayn-projesi-konu-795

[4] Ufuk Uras, Beşinci Nesil Savaş/Sessiz Savaş, Harkul Savunma Araştırma Merkezi, Kasım 2020. Mustafa Şenol, “Hibrit Savaş Kapsamında Siber Savaş ve Siber Caydırıcılık”, Siber Güvenlik ve Savunma Farkındalık ve Caydırıcılık, Grafiker Yayınları, Ankara, 2018, s. 181-221.

[5] Mustafa Şenol, age.

[6] Mustafa Şenol, age.

[7] Mustafa Şenol, age.

[8] Mustafa Şenol, age.

[9] Mustafa Şenol, age.

[10] H. Yalçınkaya, “Savaşın Değişimi ve Savaş Çalışmalarında Farklı Disiplinler”, H. Yalçınkaya (ed.), Savaş, Farklı Disiplinlerde Yeni Yaklaşımlar, Siyasal Kitapevi, Ankara, 2010.

[11] Ufuk Aras, age.

[12] Erol Işıkçı, Erman Kiraz, “Hibrit Savaş Kavramının Yeni Savaşlar Perspektifinden İncelenmesi”, Savsad Savunma ve Savaş Araştırmalar Dergisi, 2020, cilt: 30, sayı: 2, s. 253-266.

[13] A. B. Uşaklı ve H. Alper, “Teknolojik Gelişmelerin Savaşları Dönüştürmesi ve Gelecekteki Savaşlara Hazır Olmak”, H. Yalçınkaya (ed.), Savaş, Farklı Disiplinlerde Yeni Yaklaşımlar, Siyasal Kitapevi, Ankara, 2010.

[14] Ali Nedim Karabulut, “Eski Savaş, Yeni Strateji: Rusya’nın Yirmi Birinci Yüzyıldaki Hibrit Savaş Doktrini ve Ukrayna Krizi’ndeki Uygulaması”, Uluslararası İlişkiler, cilt: 13, sayı: 49, 2016, s. 25-42.

[15]Mustafa Şenol, age. s. 181-221.

[16] Ali Murat Kırık, “Amerika-İsrail-İran Savaşında Yapay Zekâ ve Dijital Cephe”, Türkiye, 22 Mart, 2026.

[17] Ali Murat Kırık, agy.

[18] Ali Murat Kırık, agy.

[19] Ali Murat Kırık, agy.

[20] Turgay Yerlikaya, “Propaganda ve Savaş Karşıtı Kamuoyunun Yükselişi”, Yeni Şafak, 16 Mart 2026.

[21]  https://www.yenisafak.com/gundem/abd-kendini-dahi-koruyamiyor-kayiplari-artiyor-4806071

[22] “Trump, NATO’yu İran Konusunda Yardım Etmemesi Hâlinde ‘Çok Kötü’ Bir Gelecekle Karşılaşacağı Konusunda Uyardı”, Şarku'l Avsat, 16 Mart 2026.

 

ANAHATLARIYLA SİBER SAVAŞLA İLGİLİ KAVRAMLAR

  Burhanettin Can  – Umran Dergisi/Temmuz 2026-383. Sayı Cep telefonları dâhil olmak üzere tüm ‘akıllı’ sistemlerin-ortamların siber saldırı...