1 Nisan 2026 Çarşamba

21. ASRIN FİRAVUN VE NEMRUTLARI SONLARINI HAZIRLARKEN-1: ABD-İSRAİL VE İRAN SAVAŞININ HİBRİT SAVAŞ KAPSAMINDA DEĞERLENDİRİLMESİ

 Prof. Dr. Burhanettin Can  – Umran Dergisi/Nisan 2026-380. Sayı

“Gerçek şu ki, onlar hileli düzenler kurdular.  Oysa onların düzenleri, dağları yerlerinden oynatacak da olsa, Allah katında onlara hazırlanmış bir düzen vardır.” (14/İbrahim 46)

Şer İttifakı (Siyonizm-ABD-İngiltere-İsrail ve Fransa) 21. yüzyılı, dijital dönüşüm asrı şeklinde öngörmekte, bu sebeple büyük sıfırlama stratejisini uygulamaya sokabilmek için önce biyolojik savaşı (pandemi süreci), sonra ekolojik savaşı, daha sonra Ukrayna’da senelerce sürecek hibrit savaşı, Siyonist soykırımcı İsrail üzerinden Filistin-Lübnan elektronik-siber savaşı (çağrı cihazı, telsizler ve cep telefonlarının internet bağlantısıyla patlatılması)  ve daha sonra da İran-Lübnan üzerinden hibrit merkezli topyekûn bir savaşı fiilen başlatmışlardır. İngiltere ve Fransa ABD-İsrail-İran-Lübnan savaşında şimdilik fiilen yer almamaktadır.

Zikredilen beş önemli sürecin yıllar ekseninde peş peşe ve birbirini destekler mahiyette vuku bulması, tüm dünyada çok uzun sürecek yeni bir kavganın hatta harbin kilometre taşları görülebilir. Bu savaşların önemli bir boyutu, ekonomik krizle çökertip kadife darbelere uygun bir gayrimemnunlar kitlesi oluşturdukları ülkeleri iç dinamiklerini kullanarak parçalamak ve 2050’li yıllara doğru bin şehir devlet inşa etmek amaçlı olduğu gerçeğidir. İran Körfez savaşı bu boyutu ile ayrıca tahlil edilmelidir. Ukrayna-Rusya savaşına ABD-İsrail-İran-Filistin-Lübnan hattı eklenmiş durumadır. Her iki eksende süren savaşlarda Avrasya satranç tahtasında yer alan ya da alabilecek strateji oyuncuları, ABD, AB (Fransa, Almanya…), Rusya, Çin, Hindistan, Ukrayna, Azerbaycan, Kazakistan, Türkiye, İran, Japonya, Endonezya, Pakistan ve petrol-doğal gaz üreten ülkeler olacaklardır. Küresel düzlemde enerji merkezli, ekonomik ağırlıklı olarak devam eden iki eksendeki savaşa esas karakterini verense hibrit savaştır.[1] Bu yazıda, ABD-İsrail ile İran arasındaki savaş, hibrit savaş teorisi kapsamında ele alınacaktır.

İran-ABD Barış Görüşmelerini Bombalayanlar

Gelinen süreci daha iyi anlayıp analiz edebilmek için 22 Eylül 2023 tarihinde İsrail Başbakanı Netanyahu’nun son yıllarda yaptığı konuşmalara bakmakta fayda vardır. Siyonist cani Netanyahu, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nun 78. oturumunda Filistin’i yok sayan ‘Yeni Ortadoğu’ merkezli bir konuşma yapmıştı. Netanyahu, BM’de Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Mısır, Sudan ve Ürdün’ün yeşil renge boyandığı ‘Yeni Orta Doğu’ başlıklı bir harita göstererek Ortadoğu’nun şekillendirileceğini pervasızca ifade etti. Ayrıca soykırımcı Netanyahu’nun haritasında Filistin diye bir devletin bulunmadığı vurgulanmalıdır.

Siyonist oluşumun Dışişleri Bakanlığı 8 Ocak 2025 tarihinde Arapça sosyal medya hesabından İncil’i referans alarak Filistin, Ürdün, Lübnan ve Suriye topraklarını “İsrail’in tarihî sınırları” içinde gösteren cüretkâr bir harita paylaştı.[2] Netanyahu, Eylül 2025’te, BM Genel Kurulu’nda küstahça konuşurken Filistin toprağı Doğu Kudüs’ü, Batı Şeria ve Gazze’yi işgal devleti İsrail’in sınırları içine alan iki harita gösterdi. Haritaların birinde Suriye, Irak ve İran siyaha boyanmış ve üzerine “lanet” anlamına gelen İngilizce curse kelimesinin yer alması pervasızlığının nerelere kadar uzandığının ilanıydı. Diğer haritada ise Hindistan, Suudi Arabistan, Mısır ve Sudan yeşile boyanmış ve üzerinde “nimet/hayır” anlamına gelen blessing yazılmıştı.[3]

Son iki yılda Netanyahu, BM’de yaptığı küstah konuşmalarda gösterdiği haritalara uygun olarak ABD ile iş birliği içinde Ortadoğu’yu Filistin-Lübnan-İran üzerinden değiştirme ve savaşı bölgeye yayma stratejisini yürürlüğe sokmaya çalışmaktadır. Buna hizmet edecek bir şekilde “Büyük Ortadoğu” ve “Büyük İsrail” projeleri kapsamında Ortadoğu’yu paramparça ederek hallaç pamuğu gibi atmayı arzulayan Şer İttifakı’nın Firavun ve Nemrutları (Trump-Netenyahu), İran’ın nükleer tesislerini tehlike gösterip İran’dan uranyum zenginleştirme tesislerini iptal etmesini istemişlerdir. İran süreci iyi okuyarak bu konuda görüşme yapmaya ve masaya oturmaya razı olmuştur. İran, uranyum zenginleştirmesinin reaktör yakıt yapımı için gerekli seviyede tutulacağı konusunda olumlu bir tavır sergileyerek yapılan teklifi kabul etmiş ve Şer İttifakı’nın tertibini bozmuştur.

İran’la anlaşma noktasına gelindiği bir aşamada İsrail, bütün uluslararası düzeni, anlaşmaları bozacak tarzda 12 Gün Savaşı olarak anılan 13 Haziran 2025’te, İran’a ani bir saldırı yaparak, fiilen bir savaşı başlatmış, barış masasını devirerek görüşmeleri engellemiştir. ABD ise sürece dâhil olarak İsrail ile birlikte İran’ı sürekli bombalamıştır. 2026’da Umman, ABD ile İran arasında var olan nükleer zenginleştirme programı ile ilgili ihtilafları çözüme kavuşturmak için arabuluculuk görevi üstlenmiştir. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı ile İran arasında “uranyumun zenginleştirilmesinin sınırlandırılması programı” ile ilgili müzakereler başlamış ve süreç çok olumlu bir noktaya gelmiş, barış anlaşmasının imzalanmasına ramak kalmıştır. Cenevre’de İran ve Amerikan heyetleri arasında arabuluculuk yaptığı büyükelçilik binasından çıkan Umman Dışişleri Bakanı Bedir bin Hamad El Busaidi, “görüşmenin iyi gittiğini”, “‘çığır açıcı gelişmenin’” olduğunu dile getirmiştir. Bakan CBS’ye ise şu beyanatı vermiştir: “İran, yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stoklarını ortadan kaldırmayı, mevcut malzemeyi ülke içinde düşük seviyeye indirmeyi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı tarafından tam denetime izin vermeyi kabul edebileceğini söylemiş ve hatta ABD denetçilerinin de sürece katılabileceğini belirtmiştir. Anlaşmadan sonra İran, yalnızca sivil amaçlı zenginleştirme yapacaktır. Bir ilkeler anlaşması, günler içinde imzalanabilecektir.”

Umman Dışişleri Bakanı bu beyanatı verirken Siyonist rejimin başbakanı Netanyahu’nun emriyle İsrail Hava Kuvvetleri, 28 Şubat 2026’da 200 uçakla 500 İran hedefine saldırı düzenlemiştir. Trump, İsrail’in saldırısından 4 saat sonra “İsrail ile iki ülkenin eşgüdüm içinde İran’a roketlerini, donanmasını, nükleer tesislerini tümüyle yok etmek üzere kapsamlı bir saldırı” başlattıkları açıklamasını yapmıştır. Başta Tahran olmak üzere ülkenin 22 büyük şehrinde hastahaneler, okullar, ibadethaneler, sivil ve askerî tesisler ayırt edilmeden, insan hakları, uluslararası hukuku tanımadan bombardıman uçaklarıyla sivil halkın üzerine bomba yağdırılmış, yüzlerce yer tahrip edilmiştir. Gazze’deki çocuklara nispet edercesine sadece bir kız ilkokulunda 165 çocuk hava saldırısıyla hunharca katledilmiştir. Tahran’daki liderlik yerleşkesinde üst düzey yetkililer toplantı hâlindeyken Siyonist katliamcıların saldırıları sonucu İran’ın lider kadrosundan 48 kişi öldürülerek tasfiye edilmiştir.

13 Haziran 2025 ve 28 Şubat 2026’da yapılan görüşmelerde çözüm an meselesi iken, yapılan teklifler İran tarafından kabul edilmişken Şer İttifakı’nın saldırmaya başlaması nasıl izah edilebilir?  Önce ABD!”, “Askeri Ortadoğu’dan çekeceğim!”, “Beni Amerikan kıtası ilgilendirir!”, “Kanada benim eyaletim olacak!”, “Grönland ve Venezuela benimdir!” diyen Trump nasıl olur da iki uçak gemisini ve bir sürü savaş gemisini Doğu Akdeniz’e, Umman ve Hürmüz Boğazı açıklarına gönderebilir?! Bu durum, Büyük Ortadoğu, Büyük İsrail, İslâm’ın İslâm’la savaşı, şehir devletleri, kaos teorisi projeleri, Siyonizm’in amentüsü, Üçüncü Dünya Savaşı projesi ile açıklanabilir değildir. Muhtemelen bu değişim, ABD Adalet Bakanlığı tarafından beklenmedik bir şekilde Epstein şebekesiyle alakalı dosyanın kamuoyuna duyurulması sonrasında meydana gelmiş olabilir.

 

Beşinci Nesil Savaşlar, Hibrit Savaşlar ve Sessiz Savaş

 

Yeni bir kavram olan beşinci nesil ya da hibrit savaşla ilgili, sessiz savaş, etki altına alma savaşı, algı savaşı, bilginin silah olarak kullanıldığı savaş, temassız savaş, dijital savaş ve bilgi-tabanlı savaş şeklinde isimlendirmeler yapılmaktadır.[4] Hibrit savaş, bünyesinde bir araya gelme imkânı bulunan farklı savaş türlerinin bir entegrasyonudur. Bu savaş, dördüncü nesil savaşlara siber savaş, dijital savaş gibi yeni savaş türlerinin eklenmesi ile ortaya çıkan çok karmaşık yeni bir savaş türüdür. Hibrit savaşa ilişkin ilk tanımlama 2007 yılında Frank Hoffman tarafından yapılmış ve şöyle denmiştir: “hem devletler hem de devlet dışı çeşitli aktörler tarafından yürütülebilen” bir savaş türü olup “hibrit savaşın temelini, sınırsız savaş, birleşik savaş ve dördüncü nesil savaş olmak üzere üç farklı savaş teorisi oluşturmaktadır.”[5] (Şekil 1) ABD ve NATO hibrit savaş kavramı yerine hibrit tehdit kavramını kabul etmiş ve kullanmaktadır.[6]

 

Şekil 1. Hibrit savaşın temel oluşumu[7]

Hibrit savaşın daha iyi anlaşılabilmesi için “gri bölge” ifadesini açıklamak gerekir.[8] Gri bölge, “siyasi hedeflere ulaşmak maksadıyla askerî seçeneklerin uygun olmadığı veya çeşitli sebeplerle uygunsuz görüldüğü alandır.” (Şekil 2). Gri bölgede ise hibrit savaşın kullandığı teknikler ve taktikler yer almaktadır. Gri bölge stratejisinde kurallar yoktur ve sınırlar muğlaktır. Hibrit savaş bu bölge özellikleri üzerine inşa edilmektedir.

Şekil 2- Gri bölgenin karakteristik yapısı[9]

Hibrit savaşın, devletler ve devlet dışı olmak üzere iki temel aktörü vardır. Devlet dışı aktörler, devletten bağımsız hareket eden, konvansiyonel olmayan hareketler gösteren ve terör eylemleri ile sivil halka şiddet uygulayan, şiddet ve kaos yardımı ile ülke yönetimine sahip olmak isteyen gruplar ve yapılardır. Devlet dışı aktörler, askerî ve sivil olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.[10]

Hibrit savaşlarda düzenli orduyla beraber düzensiz silahlı gruplar, askerle beraber sivil halk, askerî güçle beraber askerî olmayan (ekonomik, sosyolojik, psikolojik, politik vb.) güçler, sıcak çatışmayla birlikte şiddet içermeyen yöntemler, paralı askerler, vekâlet savaşları, terör yöntemleri, ayaklanmalar, iç isyanlar, gayri nizami savaş türleri, teknolojinin getirdiği siber savaşlar, drone savaşları gibi her türlü yeni imkânlar kullanılmakta ve ortaya çıkacak yeni imkânların ek olarak kullanılması da amaçlanmaktadır.[11] Bu sebeple hibrit savaşta “temel strateji, devlet dışı aktörler veya devletler tarafından yeni doktrin ve organizasyon türleri oluşturmak, teçhizat geliştirmek, nihayetinde çatışmaya asimetrik ve yaratıcı bir yaklaşım getirerek çatışma süresini uzatmaktır.”[12]

Hibrit savaş konusunda dünyadaki gelişmelere baktığımızda geleceğin savaşlarında küçük ve etkili devlet dışı aktörlerin çok baskın olacağı görülebilir. Bu unsurları daha da etkili kılacak ise hiç şüphesiz teknolojidir. Geliştirilen yönlendirilmiş enerji silahları, elektronik savaş, uzaya konuşlu silah sistemleri, toksik ve radyoaktif saldırılar, psikolojik harp, siber savaşlar ve bilgi kirliliği gibi araç ve imkânlar,[13] hibrit savaşlarda devlet dışı aktörlerin etkisini çoğaltacaktır. Özellikle bu devlet dışı aktörler, sanayileşmiş, yüksek teknolojiye sahip ülkelerle hareket ettiklerinde tahribatları daha da artacaktır.

Devlet dışı aktörler, devletten bağımsız hareket ettikleri için uluslararası hukuk kendilerini bağlamamaktadır.  Dolayısıyla manevra yetenekleri çok yüksek olan devlet dışı aktörlerin kendi başlarına davranabilenleri olduğu gibi bir devletin himayesi altında faaliyet gösterenleri de vardır. Hangi şekil altında var olurlarsa olsunlar ana amaçları, hedef ülkede şiddet ve kaos yardımı ile ülke yönetimine sahip olmak, ülke yönetimini zayıflatmak, ülke yönetimini iş birliği yaptığı ülkenin arzu ve isteklerine tâbi kılmaktır.

Hibrit Savaşın Safhaları ve Bileşenleri

Hibrit savaşın safhalarına ilişkin görüşler, zamanla değişmekte ve gelişmektedir. Sahadaki uygulamalardan hareketle teori geliştirilmektedir. Hibrit savaş stratejisinde birbirine bağımlı önemli safhalar mevcuttur. Şekil 3’te de görülebileceği gibi “askerî yöntemlerin kullanılmadığı asimetrik savaş” (bilgi/enformatik, etik, psikolojik, ideolojik, diplomatik ve ekonomik yöntemlerin arzu edilen yönde politik, ekonomik ve askerî alt yapı oluşturma planının bir parçası olarak kullanılması) hibrit savaşın birinci safhasıdır.

İkinci safhada dezenformasyon savaşı başlatılıp, neyin gerçek neyin yanlış olduğuna ilişkin bir kaos ortamı oluşturulmaktadır. Bunun başarılabilmesi için diplomatik ve askerî kurumlardan, basın organlarından koordineli bir şekilde yanlış bilgiler, emirler, direktifler ve talimatlar etrafa yayılmaktadır. Üçüncü safha olan bu aşamada siyasi ve askerî yöneticilerin yanlış karar vermeleri, yanlış yönlere yönlendirilmeleri için aldatıcı özel operasyonlar yapılmaktadır. Aldatma ve rüşvet gibi yöntemlerle hükûmet görevlileri ve askerî personel üzerinde yoğun bir baskı uygulanarak istifa etmeleri sağlanmak istenmektedir.

Dördüncü safhada sokak hareketleri ile siyasi iktidara karşı tüm gayri memnunların toparlanması ve bir baskı unsuru haline gelmesi sağlanarak hem halkın hem de iktidarın içinde gerilim ve huzursuzluk artırılmaktadır. İktidarın saflarında bölünme, taraftarlarında saf değiştirme hedeflenmektedir. Beşinci safhada hedef ülkede uçuşa yasak bölge ilan edilerek özel silahlı birlikler ve silahlı muhalif gruplar eş zamanlı koordineli bir şekilde devreye sokularak ortak faaliyet göstermeleri sağlanır. Bu şekilde halkta daha fazla huzursuzluk ve gerilim meydana getirilerek siyasi iktidara karşı güvensizlik oluşturulur ve halk tabanında saf değiştirmelerin olması sağlanarak siyasi iktidar yalnızlaştırılır.

Altıncı safhada, askerî harekât başlatılmaktadır. Ardından teknolojik üstünlük devreye sokularak (yedinci aşama) siyasi iktidarın ve askerî yönetimin iradesi tam çözülerek en kısa sürede ve en az zayiatla hedef bölge genel hatlarıyla ele geçirilmek istenmektedir. Ancak bölgenin değişik kısımlarında yerel direnişler mevcut olabilir. Bunun için sekizinci aşamaya geçilerek tüm yerel direnişler tasfiye edilip bölgede tam bir hâkimiyet sağlanması hedeflenmektedir. Böylelikle harekât tamamlanmaktadır.

Şekil 3- Hibrit Savaş Stratejisinin Aşamaları[14]

Hibrit savaşta, etkili olabilecek yeni bir alan, siber uzay olacaktır (Şekil 4). Siber savaşta saldırılar uzaydan yere, yerden uzaya ve uzaydan uzaya şeklinde olabilecektir.

Şekil 4. Beşinci savaş alanı siber uzay[15]

Hibrit savaşta, muharebe sahası daralacak, fakat savaş alanı genişleyecektir. Hibrit savaşta, öncelikli strateji, savaşmadan kazanmak olacak, askerî olmayan araçlarla sonuç almak öncelenecektir. Hibrit savaşta, ülke yöneticileri (siyasetçiler ve stratejik karar vericiler) düşmanın daha çok baskılarına muhatap olacaklardır. Hibrit savaşta, büyük veri, veri mühendisliği, sosyal-medya ve diğer internet araçlarının kullanımı çok etkin ve önemli olacak; ağlar savaşının ağırlığı artacaktır. Düşman kuvvetlerinden ziyade, sistemlerin imhası daha önemli olacaktır. Karşı tarafın siyasi otoritesini yıkmak öncelenecektir.

Şer İttifakı’nın Hibrit Savaş Kapsamında Siber Savaş Stratejisi: İran’ın Lider Kadrosunun Tasfiyesi

Şeytan İttifakı’nın 28 Şubat 2026 tarihli saldırıları ile hibrit savaş, çok boyutlu ve çok eksenli olarak başlamıştır. Hibrit savaşın çok önemli bir boyutu siber savaştır. Bir taraftan şehirler, sivil halk bombalanırken diğer taraftan İran’ın önde gelen lider kadrosuna siber saldırılarla suikastlar düzenlenmiştir. Bu siber saldırılar anlık, günlük bir çalışmanın eseri olmayıp yıllarca süren dijital zemin hazırlığı olan bir çalışmanın ve daha geniş bir dijital organizasyonun eseri olarak gerçekleşmiştir: “Financial Times’in birden fazla İsrail istihbarat yetkilisine dayandırdığı haberine göre Tahran’daki trafik kameralarının neredeyse tamamı yıllar önce ele geçirilmişti ve görüntüler şifrelenip Tel Aviv ve Güney İsrail’deki sunuculara aktarılmaktaydı. Bu görüntüler, Hamaney’in konutunun yakınındaki Pasteur Caddesi’ndeki güvenlik görevlilerinin araçlarını nereye park ettiğini, ne zaman nöbet değiştirdiğini ve hangi üst düzey yetkiliyi koruduklarını gösteren ayrıntılı profiller oluşturmak için kullanıldı.

“İsrail istihbarat yetkililerinden biri: ‘Tahran’ı kendi büyüdüğüm sokak kadar iyi tanıyorduk. Ve bir yeri o kadar iyi tanıyınca, yerinden oynamış tek bir şeyi fark ediyorsunuz.’”[16]

Böyle bir sonucun elde edilmesinde etkili olan faktörlerden biri, Pentagon-OpenAI Antlaşması veya yapay zekânın askerîleşmesidir. Pentagon yapay zekâ modellerini (küresel yapay zekâ ekosistemi) savaş amaçlı kullanabilmek için yapımcı firma OpenAI şirketi ile Şubat 2026’da bir antlaşma yapmıştır. Bununla OpenAI’ın GPT modelleri gizli ortamlarda kullanılabilir hâle gelmiş, istihbarat ve hedefleme süreçlerine entegre olabilme imkânını elde etmiştir. Bu bağlamda Elon Musk’ın xAI şirketi de gizli sistemler için onay almıştır. Böylece istihbarat örgütleri (CIA, MOSSAD), bu firmalar üzerinden ülkelerin coğrafi konumlama verilerini çok rahat bir şekilde kullanma imkânına sahip olmuşlardır: “Anthropic CEO’su Dario Amodei, ‘yapay zekâ, devletlere kamuya açık veriyi ve coğrafi konumlama verilerini yasal görünümlü ama devrimsel ölçekte analiz etme kapasitesi sunmaktadır; mevcut hukuk bu kapasiteyle yüzleşmemiştir.’ demiştir.”[17]

Etkili faktörlerden ikincisi uydu internet sisteminin topladığı istihbarattır. Dijital teknolojinin uydular aracılığıyla kullanılabilme imkânı, hibrit savaşa ayrı bir boyut ve derinlik kazandırmıştır. Bu konuda Musk’ın SpaceX şirketi tarafından geliştirilen Starlink uydu internet sistemi, ABD-İsrail ve İran savaşında İran’ın zararına çok tehlikeli bir iletişim ağı oluşturmuş; bu ağ sayesinde İsrail, “drone operasyonlarını ve hava saldırılarını” koordine etmiştir. Böylece CIA’nın siber saldırıları için çok önemli bir alt yapı meydana getirilmiştir: “SpaceX’in ABD güvenlik kuruluşlarıyla ilişkisi köklüdür. Şirket, 2021 yılında Ulusal Keşif Ofisi (NRO) ile 1,8 milyar dolar değerinde casus uydu ağı kurulum sözleşmesi imzalamıştır. CIA’nin risk sermayesi kolu In-Q-Tel ise SpaceX’in kuruluş sürecinde kilit bir destekçi olmuştur. Daha da ileri gidildiğinde, Starlink’in askerî versiyonu olan Starshield’ın, Pentagon için yüzlerce düşük yörüngeli uydu içeren özel bir ağ oluşturduğu bilinmektedir.”[18]

İran’da üst kadronun tasfiyesinde yukarıda ifade edilen her iki sistem birlikte kullanılmıştır. İsrail siber istihbarat ağı vasıtasıyla, Tahran’da protesto eylemlerini izlemek amacıyla kurulan kamera ağını ele geçirmiştir. İran’ın rejime karşı çıkan protestocuları izlemek için kullandığı bir araç, bu siber sızma hareketi ile Siyonist rejimce İran’ın lider kadrosunu izleyen bir araca dönüştürülmüştür: “Pasteur Caddesi yakınındaki tek bir kamera açısı, Hamaney’in konutuna ulaşan bütün koruyucular ve araçlar hakkında kritik bir istihbarat akışı sağlamıştır. Bu veriler, milyarlarca veri noktasını işleyen algoritmik sistemlerle beslenmiştir.

Sistem; telefon ağı sinyalleri, uydu görüntüleri, insan istihbaratı ve dijital kanal verileri gibi çok sayıda kaynağı birleştirerek ‘yaşam kalıbı’ profillemesi yapmaktadır. Saldırı günü ise Pasteur Caddesi yakınındaki bir düzineden fazla baz istasyonu kasıtlı olarak devre dışı bırakılmış; böylece Hamaney’in korumaları uyarı almak için iletişim kurmaya çalıştığında yalnızca meşgul sinyaliyle karşılaşmıştır.”[19]

Şer İttifakı, İran’da hibrit savaşı etkin hâle getirip uygulayabilmek için 13 Haziran 2025 ve 28 Şubat 2026 saldırıları ile mevcut İran yönetimine karşı sokağa çıkan, eylem yapan örgüt ve kitlelere destek amaçlı çok yoğun bir askerî harekât başlatmıştır. Bir taraftan İran’ın stratejik alanlarını bombalarken diğer taraftan yönetici kadrolara karşı yoğun saldırılarda bulunmuştur. Şer İttifakı’nın siber savaş kapsamında uyguladığı bir stratejinin sonucunda İran’ın çok önemli lider kadrosu tasfiye edilmiştir. Bunlardan bazılarını şöyle sıralayabiliriz: Nükleer fizikçi Abbasi, Azad Üniversitesi Rektörü Muhammed Mehdi Tehranchi, Beheşti Üniversitesi Nükleer Mühendislik Bölüm Başkanı Abdülhamid Manouchehr. Aynı üniversiteden nükleer mühendis Profesör Ahmet Rıza Zülfikari ile nükleer fizikçi Emir Hüseyin Feqhi, İran’ın Dinî Lideri Ayetullah Ali Hamaney, Savunma Bakanı Aziz Nasırzade, Devrim Muhafızları Komutanı Muhammet Pakpur, Savunma Konseyi Genel Sekreteri ve Hamaney’in Danışmanı Ali Şemhani, Hatemü’l-Enbiya Başkanı Salah Asadi, Genelkurmay Başkanı Abdulrahim Musavi, Hamaney’in karısı, kızı ve torunu… İran, Starlink aracılığıyla yürütülen bu siber saldırıları engelleyip yok edebilmek için Rusya’dan Krasukha-4 ve Murmansk-BN sistemlerini alarak kendi siber güvenlik sistemine entegre etmiş ve başarılı bir şekilde kullanmıştır.

Şer İttifakı’nın Hibrit Savaş Stratejisi Başarılı Olamadı ve Şer İttifakı Yalnızlaştı

Şer İttifakı öne çıkan devlet ricalini suikastlarla öldürerek İran içinde daha önce kitlesel protesto düzenleyen gruplara cesaret verip daha büyük eylemlere girmelerini, sistemi işlemez hâle getirmelerini ve yönetimin devrilmesini sağlamak istemiştir. Hatta bu amaçla Kürt milliyetçiliğine yaslanan PJAK terör örgütünün de silahlı mücadeleyi başlatmasını bizzat Trump istemiş sonra da vazgeçmek zorunda kalmıştır.

Şer İttifakı, Şekil 3’te görülen ilk yedi aşamayı uygulamasına rağmen sekizinci aşamaya gelememiştir. Altınca aşamada kullandıkları hiçbir kural tanımayan askerî harekât, Şer İttifakı’nın iç destekçilerinin, gayrimemnun kitlelerin bölünmesine, büyük çoğunluğun kendilerinden uzaklaşıp mevcut İran yönetiminin saflarında yer almasına sebebiyet vermiştir. Bir taraftan İran’ın lider kadroları suikastlarla öldürülürken diğer taraftan ilkokulların bombalanması ile çocukların öldürülmesi, mevcut yönetime muhalif grupların tavır değiştirmesinde çok etkili olmuştur. Ali Laricani’nin katledilmesinden önce düzenlenen Kudüs Günü yürüyüşünde Laricani’nin yanı sıra Mesut Pezeşkiyan, Abbas Arakçi gibi isimlerin sokaklarda birlikte görülmesi kitleler üzerinde çok olumlu bir etki meydana getirmiştir.[20] Böylece Şer İttifakı’nın başlattığı hibrit savaş, şeytani müttefiklerin askerî savaş boyutuna inmiş, İran kendi içerisinde bütünleşmiştir. Zalime ve emperyalizme karşı birlikte mücadele edilmiştir. İran yönetimi bu olguyu çok iyi görmeli, iyi analiz etmeli ve gayrimemnun üretecek bir kitle oluşturmamalı, kalbini kırdıklarının da bir şekilde gönüllerini kazanmalıdır. İran’ın balistik füzeler aracılığıyla Siyonist rejimin demir kubbesini kevgire döndürmesi, İsrail’in önemli şehirlerini vurması, işgalcilerin nükleer tesislere saldırı düzenlemesi, İsrail halkı üzerinde çok olumsuz bir etki meydana getirmiş ve Netanyahu’ya karşı protestoların başlamasına vesile olmuştur.

İran’ın Hürmüz Boğazı’nı Şer İttifakı’na destek veren ülkelerin gemilerine kapatması, enerji ihtiyacını bu coğrafyadan karşılayan ülkelerin karşı karşıya kalabilecekleri sıkıntılar sebebiyle doğrudan veya dolaylı bir şekilde Şer İttifakı’na tavır almalarını sağlamak istemiştir. İran yönetiminin Şer İttifakı’na destek vermeyen tüm ülkelerin gemilerine Hürmüz Boğazı’nın açık olduğunu ve bu konuda üzerine düşen sorumluluğu yerine getireceğini açıklaması, oldukça iyi bir psikolojik harekât olmuştur.

İran kendisinden beklenmeyen bir direniş sergileyerek dünya kamuoyunu şaşırtmıştır. Verdiği direnişle her geçen gün psikolojik üstünlüğü artarken Şer İttifakı’nın itibarı gittikçe zayıflamaktadır. Küresel düzlemde ABD-İsrail şeytani birlikteliğine karşı açık ve kesin bir tavır alınmaktadır. İran sahip olduğu füze sistemleri ile ilk 14 günde ABD’nin bölgedeki radar ve erken uyarı sistemlerini, Birleşik Arap Emirlikleri, Ürdün, Katar, Kuveyt, Dubai, Bahreyn, Umman, Güney Kıbrıs’taki İngiliz üssünü, Irak ve Suudi Arabistan’daki ABD üslerini, CIA ofislerini vurmuştur. ABD’nin uçak gemileri İran’ın balistik füzelerinin menzilleri dışına çıkmışlardır. Gemilerden biri de bazı iddialara göre İran tarafından vurulması sonucu gemide yangın çıkmış ve Girit adasına çekilmek zorunda kalmıştır.[21]

İsmi geçen yerlere yapılan füze saldırılarında asıl amaç, buraların güvenli olmadığını, her an buraları vurabileceği imajını oluşturarak, buralardaki ekonomik faaliyetlere zarar vermektir. Böylece “Hem içerdeki sosyal fay hatlarına enerji yüklemek hem de yabancılara buralarda güvende değilsiniz, gidin.” mesajını vermek istemiş olabilir. Trump Basra Körfezi’nin güvenliğini sağlayabilmek için NATO’dan, AB ülkelerinden, Japonya ve Çin’den yardım talep etmiştir.[22] Bu ülkelerin hiçbiri savaş bağlamında Trump’ın yanında yer almamışlardır. Sorunun barışçıl yollarla çözüme kavuşturulmasını istemişlerdir.

Şer İttifakı’nın başlattığı savaş sürerse dünya, Hürmüz Boğazı krizi ile çok ciddi bir enerji krizi dolayısıyla ekonomik buhranla karşı karşıya kalabilir. Bu sebeple dünya 21. asrın firavunu Trump’ın isteklerini geri çevirmiştir. İran, oluşan bu psikolojiyi görmeli ve iyi yönetmelidir. Bu gayrimemnun ülkeleri Şer İttifakı’nın yanına itecek davranış ve uygulamalardan kaçınmalıdır.

 

[1] Burhanettin Can, “Ukrayna-Kazakistan Hattındaki Kriz Neyin Habercisidir?-1: 3. Dünya Savaşının mı yoksa 5. Dünya Soğuk Savaşının mı?”, Umran, 2022, sayı: 331, s. 10-21.

[2] Akit, 1Ekim 2025.

[3] https://www.sde.org.tr/netanyahunun-nimet-ve-lanet-kavramlari-uzerinden-ortadoguyu-dizayn-projesi-konu-795

[4] Ufuk Uras, Beşinci Nesil Savaş/Sessiz Savaş, Harkul Savunma Araştırma Merkezi, Kasım 2020. Mustafa Şenol, “Hibrit Savaş Kapsamında Siber Savaş ve Siber Caydırıcılık”, Siber Güvenlik ve Savunma Farkındalık ve Caydırıcılık, Grafiker Yayınları, Ankara, 2018, s. 181-221.

[5] Mustafa Şenol, age.

[6] Mustafa Şenol, age.

[7] Mustafa Şenol, age.

[8] Mustafa Şenol, age.

[9] Mustafa Şenol, age.

[10] H. Yalçınkaya, “Savaşın Değişimi ve Savaş Çalışmalarında Farklı Disiplinler”, H. Yalçınkaya (ed.), Savaş, Farklı Disiplinlerde Yeni Yaklaşımlar, Siyasal Kitapevi, Ankara, 2010.

[11] Ufuk Aras, age.

[12] Erol Işıkçı, Erman Kiraz, “Hibrit Savaş Kavramının Yeni Savaşlar Perspektifinden İncelenmesi”, Savsad Savunma ve Savaş Araştırmalar Dergisi, 2020, cilt: 30, sayı: 2, s. 253-266.

[13] A. B. Uşaklı ve H. Alper, “Teknolojik Gelişmelerin Savaşları Dönüştürmesi ve Gelecekteki Savaşlara Hazır Olmak”, H. Yalçınkaya (ed.), Savaş, Farklı Disiplinlerde Yeni Yaklaşımlar, Siyasal Kitapevi, Ankara, 2010.

[14] Ali Nedim Karabulut, “Eski Savaş, Yeni Strateji: Rusya’nın Yirmi Birinci Yüzyıldaki Hibrit Savaş Doktrini ve Ukrayna Krizi’ndeki Uygulaması”, Uluslararası İlişkiler, cilt: 13, sayı: 49, 2016, s. 25-42.

[15]Mustafa Şenol, age. s. 181-221.

[16] Ali Murat Kırık, “Amerika-İsrail-İran Savaşında Yapay Zekâ ve Dijital Cephe”, Türkiye, 22 Mart, 2026.

[17] Ali Murat Kırık, agy.

[18] Ali Murat Kırık, agy.

[19] Ali Murat Kırık, agy.

[20] Turgay Yerlikaya, “Propaganda ve Savaş Karşıtı Kamuoyunun Yükselişi”, Yeni Şafak, 16 Mart 2026.

[21]  https://www.yenisafak.com/gundem/abd-kendini-dahi-koruyamiyor-kayiplari-artiyor-4806071

[22] “Trump, NATO’yu İran Konusunda Yardım Etmemesi Hâlinde ‘Çok Kötü’ Bir Gelecekle Karşılaşacağı Konusunda Uyardı”, Şarku'l Avsat, 16 Mart 2026.

 

21. ASRIN FİRAVUN VE NEMRUTLARI SONLARINI HAZIRLARKEN-1: ABD-İSRAİL VE İRAN SAVAŞININ HİBRİT SAVAŞ KAPSAMINDA DEĞERLENDİRİLMESİ

  Prof. Dr. Burhanettin Can  – Umran Dergisi/Nisan 2026-380. Sayı “Gerçek şu ki, onlar hileli düzenler kurdular.  Oysa onların düzenleri, da...