1 Ağustos 2026 Cumartesi

MOBİL CİHAZLAR MERKEZLİ SİBER SAVAŞ

 Burhanettin Can  – Umran Dergisi/Ağustos 2026-384. Sayı

‘Akıllı’[1]/zeki cep telefonlarının her geçen gün yeteneklerinin gittikçe geliştirilmesi beraberinde kullanımının da yaygınlaşmasını sağlamıştır. Bu telefonlar bugün ilkokul düzeyinde de kullanılmaya başlamıştır. Çocuklar, gençler, yaşlılar akıllı cep telefonlarını kullanarak hiçbir kısıtlama olmadan her alana her yere ulaşabilmektedirler. Böylesi geniş bir hareket alanı serbestisi, imkânı, siber saldırılar için çok uygun bir zemin, bir alt yapı meydana getirmektedir. 21. asrın sessiz savaşlarının ağırlık merkezine yerleşmiş olan siber savaşlar, siber saldırılar, her geçen gün ağırlığını ve etkisini gittikçe artırmaktadır ve artıracaktır. Dolayısıyla bu yazıda akıllı cep telefonları merkezli olarak mobil cihazlar/mobil akıllı cihazlar üzerinden yürütülen siber saldırılar genel çerçevede ele alıp değerlendirilecektir.[2]

Mobil Ekosistem

Mobil araçlar üzerinden yürütülen ve yürütülecek siber saldırı merkezli siber savaşların[3] ağırlığını görebilmek için geçen yazılarda siber uzay, siber savaş ve siber saldırı kavramlarına ilişkin yapılan tanımlama ve analizlerin hatırlanmasında fayda vardır.[4] İngilizce sözlüklerde mobile kelimesinin anlamı “Müteharrik, serbest hareket eden; kolay değişen; değişken, seyyar”dır. Mobility ise, “tahrik veya hareket kabiliyeti”dir. Mobil kelimesinin Türkçe sözlüklerdeki anlamı ise, “hareketli”dir. Mobil telefon ise, “seyyar telefon, taşınabilir telefon, cep telefonu” demektir.

Mobil kelimesinin bu anlamını göz önüne aldığımızda mobil cihaz özelliği olan tüm akıllı/zeki sistemlerin siber saldırı merkezli olarak hedefe konabileceğini dikkate almamız gerekmektedir. Mobil cihazlar üzerinden yapılabilecek siber saldırıların tehlike boyutunu görme bağlamında mobil akıllı sistemleri hatırlamak gerekir: Akıllı bilgisayarlar, akıllı telefonlar, sağlık teknolojileri, akıllı ev cihazları (IoT cihazları), akıllı giyilebilir teknolojiler, akıllı arabalar ve otonom araçlar, akıllı endüstriyel ve altyapı sistemleri, akıllı finansal sistemler, akıllı telekomünikasyon sistemleri, akıllı ulaşım ve altyapı sistemleri, akıllı şehir teknolojileri, akıllı tarım cihazları, akıllı askerî ve savunma sistemleri, akıllı otonom deniz araçları, akıllı dronlar ve otonom uçan cihazlar, akıllı robotlar vb.[5]

Bu noktada dikkat edilmesi gereken en önemli konu “akıllı sistemlerin” gittikçe yaygınlaşması ve evlere değişik kullanım alanı hâlinde girmesidir. Her geçen gün akıllı sistemlerin kapsam alanı genişlemekte ve çeşitlenmektedir. Nanoteknolojiden pikoteknolojiye doğru gidildikçe bu genişleme ve yaygınlaşma daha da artacaktır. Yukarıda ifade edilen tüm akıllı sistemlerin temel özelliklerinden biri de hareketli olmalarıdır. Hareket mekanizmaları, konumları ve şekilleri farklı olabilir. Mobil cihazların ilişki ağlarının ve işlem kabiliyetlerinin her geçen gün artması, onları siber saldırıların hedefi hâline getirmiştir ve gittikçe daha çok hedefe konacaklardır.

Başta “mobil akıllı telefonlar” olmak üzere tüm akıllı sistemlerin yazılım ve donanımlarının sürekli geliştirilmesi, bu sistemlerin günlük hayatta kullanımlarının gittikçe yaygınlaşmasına yol açmaktadır. Her ürünün en yeni olanını kullanmak bir tüketim hastalığının ortaya çıkmasına sebebiyet vermiştir. Tüketim hastalığı dolayısıyla alınan cihazların bünyesinde barındırdığı özelliklerin tehlike boyutunun bulunup bulunmadığı noktasında genel olarak kullanıcılar bir sorgulama yapmamaktadırlar. Mobil cihazlardaki hızlı gelişme ve yaygınlaşmaya karşılık kullanıcıların kullanım hassasiyet düzeyinin buna uygun gelişip yaygınlaşmaması mobil cihazlar üzerinden siber saldırıların yaygınlaşmasına imkân vermektedir.[6]

Devletler, ülkeler arası bölgesel ve küresel hâkimiyet mücadelesi, şirketler arası rekabet, değişik amaçlı değişik örgütlerin varlığı ve mücadelesi, istihbarat örgütleri arası mücadele, yerel ve uluslararası mafya, merak ve macera tutkusu mobil cihazlar üzerinden siber saldırıların yaygınlaşmasına imkân ve fırsat vermektedir. Bu nedenle hem yeni kötücül yazılımlar sürekli geliştirilmekte ve hem de saldırı araçları modüler bir yapı olarak inşa edilmektedir. Bu durum, siber saldırı amaçlı kötücül yazılımların tespitini zorlaştırmaktadır. O nedenle siber saldırılara karşı kullanılacak yazılım, donanım ve tekniklerin sürekli yenilenmesi ve güncellenmesi gerekmektedir.

Bu noktada, akıllı mobil sistemleri kullananların şuur düzeyini artırmak, geliştirmek ve genişletmek çok önemli bir olgu olarak ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle siber saldırı amaçlı kötücül yazılımların/kötü amaçlı yazılımların tehlike boyutunu daha iyi görüp anlayabilmek için mobil cihazların kullanıldığı mobil ekosistemi, bir bütün olarak ele alıp ana hatları ile değerlendirmekte fayda vardır. Siber saldırıların daha iyi anlaşılabilmesi için mobil ekosisteminin çok iyi anlaşılması ve analiz edilmesi gerekmektedir.

Mobil ekosistemde iletişim alt yapılarının yanı sıra hem kendi içlerinde hem de dış dünya ile ilgili birçok arakesit, “ara yüz” mevcuttur: Bluetooth, yakın alan iletişimi, abone kimlik modülü, biyometrik doğrulama, wi-fi, hafıza kartı, küresel konum sistemi, güç/veri kablosu, çevresel algılayıcılar. Mobil cihazlarda dış dünya ile etkileşim hâlindeki tüm ara yüzler, doğal olarak siber saldırganların sisteme sızabilmesinde kullanılmak istenen çok önemli noktalardır. O nedenle sistemlere intikal etmede, girmede bu ara yüzler yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Ara yüzlerin konumuna, durumuna, muhtevasına ve özelliklerine bağlı olarak siber saldırı amaçlı kötücül yazılımlar geliştirilmiş ve geliştirilmektedir.

Siber Saldırılarda Kullanılan Mobil Kötü Amaçlı Yazılımlar

Kötü amaçlı yazılımlar “kullanıcının isteği/bilgisi dışında veya izinsiz olarak var olan sistem üzerindeki açıklıklardan (arabellek taşması, hassas verilerin şifrelenmemesi, kritik işlemler için kimlik doğrulanmaması vb.) yararlanarak istenmeyen değişiklikler yapan/işlem yapan, önemli bilgileri ele geçiren veya değiştiren veya kullanılmaz hâle getiren programlar/yazılımlar veya kod parçalarıdır.”[7]

Dijital teknolojideki, donanımsal ve yazılımsal olarak sürekli gelişmelerin doğasına uygun biçimde kötü amaçlı yazılımlar, saldırılara karşı alınan ve alınabilecek tedbirler karşısında sürekli geliştirilirler. Sürekli yöntem ve şekil değiştirmeleri, çok dostane görüntüler vermeleri, kullanıcılara menfaat sunuyor gözükmeleri, böyle bir algı oluşturmaları mobil cihazlar üzerinden yapılan siber saldırıların tehlike boyutunu göstermesi açısından önemlidir. Mobil cihazlar üzerinden yapılan siber saldırılar, beraberinde siber güvenlik sistemlerinin de kendilerini mütemadiyen yenilemeleri ve geliştirmelerini sağlamaktadır. Bu nedenle taraflar siber uzayda, siber savaş kapsamında sürekli olarak birbirlerini takip etmekte, gözlemlemekte ve karşı hamlelerde bulunmaktadırlar.

Mobil saldırılara karşı alınacak tedbirler ve onlara verilecek karşı cevaplar için sürekli olarak geliştirilen kötü amaçlı yazılımların çalışma mantığının, felsefesinin, hareket kabiliyetinin, kullandığı donanım ve yazılımın/programların ve saldırının ana hedeflerinin neler olduğunun çok gerçekçi bir şekilde analizlerinin ve değerlendirilmelerinin süreklileştirilmesi gerekir. Kötü amaçlı yazılımlar kullanılarak yapılan hedef odaklı siber saldırılar; küresel tehditler (global threats), gelişmiş kalıcı tehditler (APT) ve hizmeti engelleme saldırıları (DOS) şeklinde sıralanabilir.[8]

 Küresel Tehditler

Küresel boyuttaki siber saldırılar, genel olarak “elektronik e-posta ve internet tarayıcılarındaki” açıklardan/savunmasızlıklardan yararlanarak, çok sayıda bilgisayar kullanılarak gerçekleştirilmektedir (BOTNET örneği). Çok sayıda bilgisayar kullanıldığından saldırının asıl kaynağını tespit etmek çok zorlaşmakta ve saldırının başarılı olma ihtimali de artmaktadır.

 Gelişmiş Kalıcı Tehditler

Gelişmiş kalıcı tehditler, özel amaçlı ve hedef odaklı olup belli kurum ve kuruşlara yönelik yapılan siber saldırıları kapsamaktadır. Bu sınıftaki siber saldırıların hedefi, kurumların finansal kaynaklarına, itibarlarına, psikolojik ve sosyal etkilerine büyük oranda zarar vermektir. Kurumun sahip olduğu sisteme büyük zarar verildiği için sistemi eski hâline getirmek çok daha zor olmaktadır. Bu durumda mevcut sistem, verimli çalıştırılamamakta, müşteri hizmetleri aksamakta, kurum itibar kaybetmektedir.

Hizmeti Engelleme Saldırıları

Hizmeti engellemek, sistemi işlemez hâle getirmek amaçlı siber saldırılarda iki ana boyut vardır: 1. Siber saldırı yapılan hedef sisteme aynı merkezden aşırı miktarda büyük boyutlu veriler gönderilmektedir; 2. Siber saldırı yapılan sisteme çok farklı kaynaklardan sürekli benzer veriler gönderilmektedir. Bu seçeneklere uygun olarak birinci boyut itibarıyla genel olarak savunmasız bilgisayarlar (zombi) kullanılmakta, ikinci boyut itibarıyla da “başka bir kullanıcının IP adresi kullanılmaktadır.” Saldırının başka bir bilgisayardan gelmesi, saldırıyı başlatan ana kaynağın bulunmasını âdeta imkânsız kılmaktadır.

Kötü amaçlı/kötücül yazılımlarda ana hedef, mobil cihazlar üzerinde bulunan açıklıkları kullanarak cihazın kontrolünü ele geçirip hedef üzerinde her türlü değişikliği yapabilmek, kişisel ve kurumsal her türlü bilgiyi çalabilmek; ele geçirdiği hedefi truva atı olarak kullanarak başka hedeflere siber saldırılarda bulunabilmektir. Kötü amaçlı yazılımlar, belirtilen amaçlara uygun olarak spam maillerle, faydalı uygulamaların içerisine yerleştirilen/konan, şahsın ve kurumun göremediği, bilmediği gizli paketlerle/yazılımlarla hedef sistemlere girmekte/bulaşmaktadırlar.

John von Neumann tarafından automata adlı kendi kendini kopyalayabilen bir virüs, 1950’li yıllarda teorik olarak öngörülmüştür. Kötü amaçlı yazılımlarla ilgili ilk öngörü budur. Teorik olarak yapılan bu öngörü, 1971 yılında the Crepeer adı ile Bob Thomas tarafından laboratuvar ortamında hayata geçirilmiştir. Kötü amaçlı ilk yazılım bu olmuştur. İlk mobil kötü amaçlı yazılım Cabir adı ile 2004 yılında Kaspersky Laboratuvar araştırmacıları tarafından tespit edilmiştir. Cabir, dönemin en meşhur Symbian işletim sistemine sahip cep telefonlarını hedef almıştır. Cabir mobil kötü amaçlı yazılım bluetooth arayüzündeki açıklıkları kullanarak sisteme girmekte ve diğer telefonlara kendini kopyalatabilmekteydi.

Cabir yazılımı ile ilgili dikkat çekici nokta, yazılımın bizzat kendisinin kötü amaçlı geliştirilip yazılmamasıdır. Kötü amaçlı bir yazılım olmamasına rağmen Cabir programında kullanılmış yöntem, siber saldırganlara önemli imkânlar sunduğundan siber saldırı amacıyla kullanılmıştır. Bu nedenle Cabir, mobil telefonlara yönelik ilk kötü amaçlı yazılım kabul edilmektedir.[9]

Cabir’in yöntemini kullanan Commwarrior adında yeni bir mobil kötü amaçlı yazılım 2005 yılında tespit edilebilmiştir. Bu yazılımın ana özelliği, telefona bir kez bulaştığında adres defterindeki tüm kişilere SMS gönderebilmektedir. Alıcılar gelen mesajı açtıkları anda bu yazılım kendini hedef telefonlara kopyalamaktadır. Mobil kötü amaçlı Commwarrior yazılımı, finansal etki yapan ilk mobil kötü amaçlı yazılım kabul edilmektedir. 2006 yılında, RedBrowser, Commwarrior’u geliştirerek çoklu mobil platformlara bulaşabilen ilk mobil kötü amaçlı yazılımlara dönüştürmüştür.[10]

Mobil akıllı telefonlar başta olmak üzere mobil akıllı sistemlerin sürekli gelişip yaygınlaşmasına bağlı olarak daha sonraki yıllarda hem şahıslar hem şirketler hem de devletler tarafından mobil kötü amaçlı yazılımlar özel biçimde ele alınıp sürekli geliştirilmiş ve yaygınlaştırılmışlardır. Siber saldırıların gittikçe etkin hâle gelmesi, kötü amaçlı yazılımların sürekli olarak yenilenmesine sebep olduğundan kötü amaçlı yazılımlar, geleneksel kötü amaçlı ve yeni kötü amaçlı yazılımlar olmak üzere iki şekilde tasnif edilmektedirler.

Geleneksel Kötü Amaçlı Yazılımlar

Yaygın olarak kullanılan, literatüre girmiş geleneksel kötü amaçlı yazılımlar; virüsler, solucanlar, truva atları, arka kapılar, fidye yazılımları, korsan amaçlı kullanılan yazılımlar, robotlar, casus yazılımlar şeklinde sıralanmaktadır.[11] İlerleyen kısımlarda kötü amaçlı yazılımların, ana özellikleri öne çekilerek çalışma mantıkları özetlenmektedir. Mobil cihaz kullananların bu özellikleri göz önüne alarak kullandıkları sistemleri kontrol etmeleri ve gerekli tedbirleri almalarında fayda vardır. Mobil cihaz kullananların Lübnan ve İran’da mobil cihazlar üzerinden hayata geçirilen siber saldırıların etkisini ve sonuçlarını iyi değerlendirmeleri gerekmektedir.

 Virüsler (Viruses)

Bu kötü amaçlı yazılımın en temel özelliği, hedef alanda çoğalmaları için başka programlara ihtiyaç duymalarıdır. Bu programlar, hedef programların içine girerek çalışma özelliğine sahiptirler. Hedef programlara sızan bu kötü amaçlı yazılımlar, nüfuz ettikleri sistem dosyalarında; değişiklik yaparak sistemi çalışmaz kılabilirler, istenmeyen görüntülerin ekranda görünmesine neden olabilir, veriler üzerinde değişiklikler yapabilir, içine girdikleri programları virüs programına dönüştürebilirler. Bu özellikleri dikkate alındığında virüslerin; çoğalma, programın tetiklenmesi, önceden amaçlanan zararın verilmesi, şekil değiştirerek yayılma yeteneği olmak üzere üç ana boyutu olduğu söylenebilir:

 

Şekil 1: Virüsün şekil değiştirerek yayılması.[12]

 

Şekil 1’de t zaman dilimini, P programı ve V zararlı kod kısmını (payload viral set) göstermektedir. P ve V’nin zamana bağlı olarak aldığı değerler P1, P2, P3 ve V1, V2, V3’tür. Şekil 1’e göre t 0 anında P programına V virüsü bulaşmıştır. T 1 anında virüs mutasyona uğrayarak 3 farklı formunu (V1, V2, V3) oluşturmuştur.  T 2 anında bu farklı formlarda bulunan zararlı kod parçaları P1, P2, P3 programlarına V1, V2, V3 olarak kopyalanmıştır. Böylece virüs, hedef sistemlerde verebileceği zararlara uygun bir şekil kazanmıştır.

Şekil 1’de görülebileceği gibi her V’nin taşıdığı virüs imzası şekli farklıdır. Bu nedenle standart/normal antivirüs tarayıcılarıyla tespit edilmeleri zordur. Siber saldırı aracı olarak kullanılan virüsler, sürekli geliştirilmektedir. Virüsleri kullanarak siber saldırı yapan saldırganlar, ürettikleri virüslerin kendilerini gizleyebilmelerini sağlayacak şekilde de sürekli olarak özel teknikler geliştirmektedirler. Bu bağlamda virüslerle ilgili kullanılan siber gizlenme tekniklerine ilişkin programlar obfuscation, packed, encryption’dur. Creeper, chernobly, melissa ve ı love you ise yaygın kullanılan virüs programlarıdır. Siber saldırı düzleminde meydana gelen bu gelişmelere karşılık olarak siber güvenlik bağlamında da sürekli antivirüs programlar geliştirilmektedir.

Solucanlar (Worms)

Siber saldırı amaçlı kötücül yazılımlarla ilgili önemli unsurlardan biri de solucanlar adı altında dijital/bilgisayar ağ sistemini kullanarak bir sistemden diğerine bulaşan ve bulaştığı sistemlerde genelde izinsiz girişlere neden olan programlardır. Solucanlar, virüslerin aksine çoğalmaları için başka programlara ihtiyaç duymazlar. Bulaştığı sistemde kendilerini gizleyebilmek için kendi dosyalarını silerler ve girdikleri sistemlerde arka kapı açarak bu sistemleri başka siber saldırılar için kullanırlar. Solucan siber saldırı yazılımları; hedef keşfi, yayılma ve dağıtım mekanizması, aktivasyon ve payload olmak üzere dört farklı bölümden oluşmaktadır. Siber saldırı amaçlı kullanılan/bilinen yaygın bilgisayar solucanları code red, nimda, mydoom, conficker ve stuxnettir.

Siber saldırganlar siber güvenlik kapsamında geliştirilen programları göz önüne alarak siber saldırı amaçlı olarak tasarladıkları programlarını hem yazılımsal hem de donanımsal açıdan sürekli geliştirmektedirler. Bu kapsamda yaptıkları önemli çalışmalardan biri de virüs programları ile solucan programlarının değişik boyutları ile birleştirip kullanmalarıdır.

Truva Atları (Trojan Horses)

Siber saldırı amaçlı kötücül önemli yazılımlardan biri de normal bir program gibi görünen truva atları adlı programlardır. Truva atları adlı siber saldırı amaçlı kötücül amaçlı bu programın hedef sistem üzerinde etkili olabilmesi için hedef sistemde girdiği, nüfuz ettiği programın çalıştırılması gerekmektedir. İçine yerleştiği program çalıştırılmadığı müddetçe truva atları saldırı programı harekete geçmemektedir. Hedef sistemde etkin hâle geldiğinde; sistemde arka kapılar açabilmekte, girdiği sisteme izinsiz olarak uzaktan erişim sağlayabilmekte ve içine sızdığı bilgisayardaki önemli, kritik bilgileri istediği yerlere gönderebilmektedir.

Truva atları, virüsler ve solucanlar gibi içine girdikleri mobil cihazlardaki programları kullanarak çoğalamazlar ve kendi kendini kopyalamazlar. Bunların önemli bir özelliği, içine bir şekilde girdikleri sistemleri yavaşlatmaları ve fark edilmelerinin zor olmasıdır. Fakat bulaştığı sistemleri genelde yavaşlattıkları için kullanıcılar sistemdeki tehlikenin farkına varmaktadır. Bununla beraber truva atları adlı siber saldırı amaçlı bu yazılımlar, uzun uğraşlar sonucunda öğrenilebilmektedir. Siber saldırı amaçlı kötücül yazılımlar, oluşturulma amaçlarına ve verdiği zararlara göre Trojan-Banker, Trojan-DdoS, Trojan-Downloader, TrojanGameThief ve Zeus şeklinde sınıflandırılmıştır.

Arka Kapılar (Backdoors)

Kullanıcıların bilgisi dışında siber saldırı hedefine konan sistemi uzaktan erişime açarak siber saldırı gerçekleştiren programlar olup genelde truva atları kullanılarak hedef sistemlere kendilerini yüklemektedirler. Bu siber saldırı amaçlı programların önemli bir özelliği, karmaşık saldırılar için virüs ve solucanlar tarafından kullanılmalarıdır. Siber saldırı amaçlı arka kapılar kapsamında etkin olup öne çıkan programlar FinFisher (FinSpy), Tixanbot ve Bribadır.

Fidye Yazılımları (Ransomware)

Fidye yazılımları, hedef sisteme girdiği zaman/bulaştığı zaman hedef sistemin bir kısmını veya tamamını şifreleyerek, verilerin kullanıcı tarafından görüntülenmesini engellerler. Bu mobil kötü amaçlı yazılımları kullananların ana hedefi, hedefe konulan şahıs ya da kurumlardan para alabilmektir. İstenen paranın ödenmesi saldırganların verdikleri sözü tutacakları anlamına gelmemektedir. İstedikleri parayı almaları, sistem verilerine erişime imkân verecekleri anlamına da gelmemektedir. Şantaj amaçlı fidye yazılımları, gittikçe yenilenmekte, sayıları artmakta ve dünyayı hem ekonomik hem de sosyolojik açıdan olumsuz etkilemektedir. Etkin olduğu bilinen fidye yazılımları Wannacry (2017), NotPetya (2016), SimpleLocker (2015-2016), CryptoLocker (2013-2014), TB-Locker (2014), WinLock (2010) şeklinde sıralanmaktadır.

Korsan Amaçlı Kullanılan Yazılımlar (Rootkits)

Siber saldırı hedefi olarak seçilen bilgisayar sistemlerine, o sistemin yöneticisi düzeyinde siber saldırıyı yapanlara erişim hakkı sağlayan programlardır. Kendi varlığını, dosyalarını, sistem bilgilerini hedefteki işletim sisteminden gizleyebilmektedir. Siber saldırı amaçlı bu yazılımların ana tehlikesi, girdiği hedef sistemde kendini gizleyerek virüs, solucan ve truva atı gibi kötü amaçlı yazılımlarla birlikte çok yıkıcı saldırılar başlatabilmeleri, işletim sistemi seviyesinde tehlikeli işlem ve değişiklikler yapabilmeleridir. Sahip oldukları özelliklerden dolayı, antivirüs yazılımları tarafından kolayca tespit edilememektedirler. Korsan amaçlı yazılımlardan etkin olanları kernel rootkits, firmware rootkits, application rootkit, memory rootkit, persistent rootkittir.

Robotlar (Bots)

Kötü amaçlı yazılımlardan olan robotlar, hedef bilgisayar ve sistemlere veriler göndererek önce yerleşmektedirler. Daha sonra içine yerleştikleri bu bilgisayarlar üzerinden seçtikleri hedefe siber saldırı gerçekleştirmekte, onları çalışamaz hâle getirilebilmektedirler. Zombi olarak kullanılan bilgisayarlar üzerinden önemli bilgiler çalınmakta; zombi bilgisayarlar para karşılığı üçüncü kişilere kiraya verilebilmektedir. Robotlar tarafından yaygın olarak başlatılan etkin siber saldırılar DDoS, spamming, sniffing traffic, spreading new malwaredir.

Casus Yazılımlar (Spyware)

Hedefe konan kullanıcı ve şirkete ait bilgileri gizlice toplayıp saldırgan ya da üçüncü kişilere gönderen siber saldırı amaçlı mobil kötücül yazılımlardır. Genellikle kredi kartı bilgilerini elde etmek ve/veya kullanıcı alışkanlıklarını belirlemek amacıyla kullanılmaktadırlar. Casus yazılımlar web sitelerine ya da ücretsiz paylaşılan yazılımların içine girerek yayılmaktadırlar. Keylogger etkin casusu yazılımlardan biri olup arka planda çalışarak klavyeden yapılan her vuruşu kaydedip saldırganlara göndermektedir. Etkin casusu yazılımlar CoolWebSearch, Cydoor, BlazeFind ve Gatordur.

  • Yeni Nesil Kötü Amaçlı Yazılımlar

Siber savaş ve siber saldırılar yaygınlaştıkça kötü amaçlı yazılımlar da bu gelişime bağlı olarak sürekli yenilenip geliştirilmişlerdir. Siber savaşın yaygınlaşması ile maceracı gruplar ve fertlerin siber saldırı düzleminde etkileri zayıflarken, küresel güçlerin, şirketlerin, devletlerin, istihbarat örgütlerinin etkisi gittikçe artmakta ve yaygınlaşmaktadır. Bilgisayar ve internet teknolojilerinin sürekli gelişmeleri ve kendilerini yenilemeleri, bilgisayar koruma sistemlerinin de hızlı bir şekilde gelişmesini sağlamıştır. Koruma sistemlerinin bu hızlı gelişimi, geleneksel kötü amaçlı yazılımların kolayca tespit edilmesine imkân vermiştir. Bu gelişime bağlı olarak geleneksek kötü amaçlı yazılımların üzerine inşa edildiği mantık yetersiz olmaya başlamıştır. Bu durum bilgisayar korsanlarının da karşı atakta bulunmasına sebebiyet vermiş, yazdıkları yazılımların tespit edilmesine mâni olmak için yazılımlarını sürekli geliştirip yenilemişlerdir ve yenilemektedirler. Geleneksel kötü amaçlı yazılımlar etkilerini kaybederken ortaya çıkan boşluk yeni nesil kötü amaçlı yazılımlarla doldurulmuştur. Tek işlemden oluşan ve basit saldırılar yapabilen yazılımlar yerine çok işlemli, şifreleme teknikleri kullanarak şekil değiştirebilen, hedef odaklı, daha önce görülmemiş siber saldırıları başlatan yazılımlar, yeni nesil kötü amaçlı yazılımlar olarak ortaya çıkıp yaygınlaşmaya başlamıştır.

Yeni nesil kötü amaçlı yazılımlar hem çekirdek hem de kullanıcı modunda çalışabilen çok daha güçlü ve tespit edilmeleri daha zor yazılımlardır (Şekil 2). Yeni nesil kötü amaçlı yazılımlar, hedef odaklı, kalıcı ve birden fazla kötü amaçlı yazılım türünü kullanabilmektedir.[13] Bu nedenle siber saldırı düzeyleri çok yüksektir.

 

Şekil 2: Yeni nesil kötü amaçlı yazılımın blog diyagramı.[14]

 

Şekil 2’deki YNZY, yeni nesil zararlı yazılımı ve I1, I2, I3, I4 çalışan işlemleri (işletim sisteminde derlenmiş ve çalışır durumda olan programlar-işlem) göstermektedir.  Yeni nesil kötü amaçlı yazılım öncelikle kendini farklı program/işlemlere kopyalamaktadır: YNZY→I1. Kendi kopyasını oluşturduktan sonra sistemde arka kapı açarak farklı sistemlere bağlanmaktadır. Bu işlemler tamamlandıktan sonra kendini sistemden silerek görünmez olmaktadır. I1→I2, I1→I3, I1→I4 şeklinde kopyaladığı işlemler yardımıyla (Şekil 2) sistem üzerinde daha önce ön görülen değişiklikleri yaparak siber saldırıyı gerçekleştirip uzak sistemlerle bağlantı kurarak varlığını devam ettirmektedir. Sürekli geliştirilen, her renge ve şekle girebilen yeni nesil kötü amaçlı yazılımlar, işletim sistemi seviyesinde de etkin olup daha ileri düzey siber saldırılar başlatabilmektedirler.

Mobil akıllı telefon teknolojisindeki hızlı gelişme ve rekabet üretimi de hızlandırmıştır. Mobil telefon kullanımının gittikçe yaygınlaşması, siber saldırılar için çok önemli bir zemin oluşturmaktadır. Bu durum beraberinde mobil telefonlardaki güvenlik risklerinin artması, yaygınlaşması ve çeşitlenmesine sebebiyet vermiştir.  Mobil akıllı cihazlarla ilgili güvenlik riskleri, genelde dört ana grupta sınıflandırılmaktadır. Bunlar, zayıf noktalar, kimlik doğrulama, saldırılar, veri koruma ve mahremiyettir. Mobil akıllı sistemlerde meydana gelen yazılımsal ve donanımsal gelişmelere bağlı olarak siber savaş uzmanları, merkezleri, siber saldırı amaçlı mobil kötü amaçlı yazılımları da sürekli geliştirip kullanmakta ve yaygınlaştırmaktadırlar.

Geleneksel kötü amaçlı yazılımlar ile yeni nesil kötü amaçlı yazılımlar, Tablo 1’de karşılaştırılmaktadırlar.

 

Geleneksel Kötü Amaçlı Yazılımların ÖzellikleriYeni Nesil Kötü Amaçlı Yazılımların Özellikleri
Genelde bir işlemden oluşmaktadırBirden fazla işlemden oluşmaktadır.
Sınırlı sayıda işlemle iletişimde bulunmaktadır.Var olan işlemleri etkilemektedir.
Sistemi bir seferde etkilemektedir.Sistemde kalıcı hâle gelip sürekli etkilemektedir.
Gizlenme ihtiyacı duymamaktadır.Gizlenme teknikleri kullanmaktadır.
Genel saldırılar başlatmaktadır.Hedef odaklı saldırılar başlatmaktadır.
Genelde .exe dosyaları yoluyla yayılmaktadır.Genelde dll dosyaları yoluyla yayılmaktadır.
Her kopyanın aynı ya da benzer olması.Her kopyanın farklı olması.

Tablo 1: Geleneksel kötü amaçlı yazılımlar ile yeni nesil kötü amaçlı yazılımların karşılaştırılması.[15]

Siber Saldırıların Sürekliliği

Mobil akıllı cihaz uygulamaları ile ilgili en ciddi tehlike, genel olarak, bu cihazları kullananların duyarsızlığı, hassasiyete sahip olmamaları, küresel düzlemde yürütülen siber savaşı önemsememeleridir. Bu psikoloji ile hareket eden birçok insan ve kurum birçok yazılımı, ciddi bir analiz yapmadan internet ortamından indirip kullanmaktadır. Bu yaklaşım tarzı, siber saldırı amaçlı mobil akıllı kötü amaçlı yazılımların hızlıca yayılmasına imkân vermektedir. Bu bağlamda mobil akıllı cihazların güvenlik konusu, insanlık için çok özel bir ağırlık merkezi oluşturmaktadır.  Bu nedenle mobil kötü amaçlı yazılımların tespit edilebilmesi için gerekli teknolojilerin-yazılımların sürekli olarak geliştirilmesi hayati bir öneme sahiptir.

Mobil akıllı cihazların güvenliğinin önemli bir boyutu, mahremiyet ile ilgilidir. Genel olarak insanlar mahremiyet konusunda daha hassastırlar. Bu nedenle mobil akıllı sistemleri kullananların bu konuda eğitilip şuurlandırılması zorunludur. Bunun için de mobil cihazların kurulumunda istenen izinlerin, şartların neler olduğu ve ne için istendiği kullanıcı tarafından bizzat gerektiği gibi sorgulanması gerektiği, bu şuurlandırma sürecinde kullanıcılara kazandırılması gerekir. Kullanıcılar ciddi bir sorgulama ve değerlendirme yaptıktan sonra sistemin kurulmasına müsaade etmelidirler.

Pratikte ortaya çıkan bir gerçek, insanlar antivirüs programları, kullandıkları kişisel bilgisayarlarına yüklemede hassasiyet göstermektedirler. Aynı hassasiyeti akıllı telefonlar için göstermemekte, telefonlarına antivirüs programlar yüklememektedirler. Genellikle mobil akıllı telefon kullanıcıları, bu telefonların içinde barındırdıkları siber saldırı alanlarının farkında değillerdir. Bu nedenle de siber güvenlik konusunda gerekli duyarlılığı göstermemekte, duyarsız davranmaktadırlar.

Mobil akıllı cihazların kullanımında siber güvenlikle ilgili ortaya çıkan önemli bir konu da sisteme yüklenecek, yüklenmesi gereken antivirüs ve anti kötücül yazılımların güvenilir olup olmadığı meselesidir. Sağlam ve güvenilir antivirüs ve anti kötü amaçlı yazılımlar yoksa mobil akıllı cihaz kullanıcıları, siber saldırılara kendi elleri ile imkân sunmuş olmaktadır. Bu nedenle mobil akıllı cihazlara karşı yapılabilecek siber saldırıların etkisiz hâle getirilebilmesi için mobil akıllı cihazlara yüklenecek anti mobil saldırı yazılımlarının sağlam ve güvenilir olmaları çok önemlidir.

Siber saldırı yapanlar, mobil kötü amaçlı yazılımları mobil akıllı cihazlara yükleyebilmek için kandırma, aldatma, şaşırtma, merkezli bir strateji izlemektedirler. Bu amaçla siber saldırganların hedefe gönderdikleri bir mesaj içerisine, bir link/kısaltılmış hiper bağlantı yerleştirmektedirler. Bazen de “yasal bir uygulamanın yeniden yüklenmesini” isteyerek sisteme sızmaya çalışmaktadırlar. Siber saldırı düzleminde en ciddi tehlikelerden biri, sıfırıncı gün açıklıkları diye isimlendirilen yeni üretilmiş cihazlardaki açıkların kullanılmasıdır. Sıfırıncı gün açıklıkları, üreticinin yeni ürettiği ürünün açıklarını bilmemesi olgusudur. Üretici ürettiği cihazların açıklarını bilmediğinden siber güvenlik bağlamında herhangi bir tedbir almayı ön görmemektedir. Sıfırıncı gün açıkları kavramsallaştırması böyle bir dönemi ifade etmek için kullanılmaktadır. Henüz üretici tarafından bilinmeyen ve buna ilişkin bir önlemin alınmadığı zayıflıkları ifade etmek için bu kavramsallaştırma yapılmıştır. Siber saldırı yapanlar, üretilen ürünlerin sıfırıncı gün diye tabir edilen açıklarının bulmak için özel bir çalışma içerisinde bulunurlar. Açıkları yakaladıkları anda, hemen hedeflere siber saldırı yapmak için harekete geçerler.

Mobil siber saldırılarda kullanılan ister geleneksel isterse yeni nesil kötü amaçlı yazılımların ana hedefi, hedefe konan şahısların, kurumların, şirketlerin, devletlerin mobil cihazdaki işine yarayan ya da yaramayan her türlü bilgiye ulaşmak, ele geçirmek, karşı taraftaki sistemi işlemez hâle getirmek, kendi menfaatine yarayacak şekilde kullanmak, yönlendirmek, şantaj yapmaktır. Siber saldırıların amacına ve hedefine göre mobil kötü amaçlı yazılımlar sürekli geliştirilmekte, yenilenmektedir. Hibrit savaş kapsamında siber savaşların sürekliliği göz önüne alınırsa, siber saldırı amaçlı tüm yazılımlar etkili olabilmeleri için kendilerini sürekli yenilemek zorundadır. O nedenle mobil cihaz kullanan tüm şahıs, kurum, şirket ve devletler de siber saldırılara karşı aldıkları tedbirleri sürekli yenilemek zorundadırlar.

Bu mücadele kıyamete kadar sürecektir. İblis’in yolundan gidenlerle sırât-ı müstakîm üzere olanlar arasında siber savaş gittikçe derinleşecek ve yaygınlaşacaktır. Bu bağlamda hususen gelecek nesillerimizi, genel olarak da tüm insanlığı kurtarmak ve korumak için dijital dönüşümün ortaya çıkardığı gerçekleri, gerçekçi bir şekilde analiz edip gerekli tedbirleri almak ve siber savaş merkezli siber güvenlik sistemi kurmak zorundayız.

Ve unutmayın:

“Ey iman edenler. Allah’tan korkup sakınırsanız size doğruyu yanlıştan ayıran bir nur ve anlayış verir, kötülüklerinizi örter ve sizi bağışlar. Allah büyük lütuf ve ihsan sahibidir.” (8/Enfâl, 29).

Henüz vakit varken:

“Ey iman edenler, hepiniz topluca İslâm’a girin ve şeytanın adımlarını izlemeyin. Çünkü o, size apaçık bir düşmandır.” (2/Bakara, 208).

[1] Akıllı sistem tabiri şu an için uygun bir tabir değildir. Geliştirilen tüm sistemler zeki sistemlerdir. Fakat literatüre akıllı diye yerleştiğinden ve yaygın bir şekilde kullanıldığından biz de bu kavramı kullanmak zorunda kaldık.

[2] Konu teknik olduğundan içerisinde çok fazla teknik kavram yer almaktadır. Mümkün mertebe sadeleştirme yapılarak anlatılmaya çalışılmıştır.

[3] Şeref Sağıroğlu, “Siber Güvenlik ve Savunma: Önem, Tanımlar, Unsurlar ve Önlemler”, Siber Güvenlik ve Savunma Farkındalık ve Caydırıcılık, ed. Şeref Sağıroğlu, Mustafa Alkan, Ankara, 2018, s. 21- 45.  Mustafa Şenol, “Hibrit Savaş Kapsamında Siber Savaş ve Siber Caydırıcılık”, Siber Güvenlik ve Savunma Farkındalık ve Caydırıcılık, s. 180-195. Uras Ufuk, “Beşinci Nesil Savaş/Sessiz Savaş”, Harkul Savunma Araştırma Merkezi, Kasım 2020. Şeref Sağıroğlu, age., s. 21-45. Güzin Ulutaş, “Siber Güvenlik”, Siber Güvenlik ve Savunma Farkındalık ve Caydırıcılık, s. 85-101. Mustafa Şenol, “Hibrit Savaş Kapsamında Siber Savaş ve Siber Caydırıcılık”, Siber Güvenlik ve Savunma Farkındalık ve Caydırıcılık, s. 180-195. Uras Ufuk, “Beşinci Nesil Savaş/Sessiz Savaş”, Harkul Savunma Araştırma Merkezi, Kasım 2020.

[4] Burhanettin Can, “Ana Hatlarıyla Siber Savaş”, Umran, 2026, sayı: 383, s. 4-11.

[5] Burhanettin Can, “21. Asrın Firavun ve Nemrutları Sonlarını Hazırlarken-2: Şer İttifakının İslâm Coğrafyasında Siber Savaş Saldırıları”, Umran, 2026, sayı: 381, s. 4-11.

[6] Mustafa Alkan, İbrahim Alper Doğru, Murat Dörterler, Rami Urfalıoğlu, Çağrı Sümer, “Mobil Cihazlarda Siber Güvenlik”, Siber Güvenlik ve Savunma Farkındalık ve Caydırıcılık, s. 311-350.

[7] Refik Samet, Ömer Aslan, “Kötü Amaçlı Yazılımlar ve Analizi”, Siber Güvenlik ve Savunma Farkındalık ve Caydırıcılık, s.  225-260. Mustafa Alkan, vd. age., s. 311-350.

[8] Refik Samet, Ömer Aslan, age., s. 225-260.

[9] Mustafa Alkan, Dr. İbrahim Alper Doğru, Murat Dörterler, Rami Urfalıoğlu, Çağrı Sümer, age., s. 311-350.

[10]. Mustafa Alkan, vd. age., s. 311-350.

[11] Refik Samet, Ömer Aslan, age., s. 225-260.

[12] Refik Samet, Ömer Aslan, age., s. 225-260.

[13] Refik Samet, Ömer Aslan, age., s. 225-260.

[14] Refik Samet, Ömer Aslan, age., s. 225-260.

[15] Refik Samet, Ömer Aslan, age., s. 225-260.

MOBİL CİHAZLAR MERKEZLİ SİBER SAVAŞ

  Burhanettin Can  – Umran Dergisi/Ağustos 2026-384. Sayı ‘Akıllı’ [1] /zeki cep telefonlarının her geçen gün yeteneklerinin gittikçe gelişt...